Kudret Özersay Kime Tehdit?

0
159

Sağ ve sol siyasetin ana akım partileri, UBP ve CTP’nin ortaklaşa hükümet kurma deneyiminin, siyasetin merkezinde büyük bir ağırlık yığılması oluşturduğunu, bu koalisyonun başarısız olması durumunda, siyasal merkezin çökeceğini, önümüzdeki dönemde yeni siyasal oluşumların gündeme geleceğini önceden yazdık ve söyledik. En önemli oluşumsa şu anda, Kudret Özersay’ın liderliğinde oluşmaktadır.

Kestirmeden söylemek gerekirse, Sayın Özersay’ın hareketi, en başta eski sağ (UBP ve DP) ve eski sol (CTP ve TDP) için bir tehdittir. Bu partiler söylem, eylem ve kadro olarak kendilerini inandırıcı bir şekilde yenileyemezlerse, önümüzdeki beş – on yılın başat siyasal aktörü, Kudret Özersay’ın liderliğindeki oluşum olabilir.

Çünkü ülkemizde de aynen Türkiye’de 2002’lerde olduğu gibi, siyasetin geleneksel yapıları ciddi bir biçimde güven erozyonuna uğramış durumdadırlar. Aynen son yıllarda Yunanistan’da oluşan siyasal boşluk gibi…

Türkiye’de boşluğu AKP; Yunanistan’da ise SYRİZA doldurmuştur. İki ülkede de geleneksel siyasetin ana akım partileri ufalanmışlardır.

Kudret Özersay’ın son yıllardaki çıkışının, sağ ve sol geleneksel partilerin yenileşmesi yönünde büyük bir baskı oluşturduğunu gözlemlemekteydik, ama henüz ne sağda ne de solda ciddi ve inandırıcı bir dönüşüm yaşanamadı. Bu olgu ise, “Özersay heyulasının”, eski tabirle, “kuvveden fiile” dönüşmesine zemin hazırlamaktadır.

Kuzey Kıbrıs’ta hâli hazırda politikaya egemen olan anlayışlar, (geleneksel sağ için, “bütünlüklü çözümsüzlük”, – yani mevcut durumun aynen devamı; geleneksel sol içinse “bütünlüklü çözüm”, – yani burada da mevcut durumun aynen devamı anlamına gelen dogmalar), hem CTP’nin hem de UBP’nin sonuç alıcı, üretken, kitlesel siyaset yapmalarını engellemektedir. Çözümsüzlük, yani statükonun devamı koşullarında, içteki sosyo-ekonomik sorunların da aşılması mümkün olamıyor. Yıllardır “KKTC statükosunun” sürdürülemezliği ortada iken, sağ ve sol ana akım partilerden, statükonun bertaraf edilmesi konusunda sonuç alıcı bir eylemsellik göremedik. Söylem çok ama eylem yok… Bunun neticesinde siyasete güvensizlik ve yeni oluşumlara yönelme arayışı var…

Çözümsüzlük, statükonun aşılmasında ciddi bir engeldir ama tek engel değildir. Bunun yanısıra toplumsal kapasite eksikliğimiz, yetişmiş – işbilen insan yoksunluğumuz ve devlet deneyimi yetersizliğimiz de vardır.

Ünlü filozof Žižek, günümüzde toplumların ileriye taşınmasındaki rolü bakımından, “Efendi” figürüne de vurgu yapmaktadır. Sözettiğimiz Yunanistan ve Türkiye örneklerinde hata ve savaplarıyla, “Tsipras” ve “Tayyip” figürleri, “Žižek’in Efendi Figürü” rolünü doldurmuş gibidir.

“Efendi”, toplumu şurdan alıp buraya taşıyan; topluma siyasi doğruyu seçmesinde öncülük eden figür olarak ortaya konmaktadır. “Efendi”, toplum içindeki tüm potansiyelleri bir şemsiye altında toplayabilen, bir potada eritebilen ve bır sıçrama için gerekli ivmeyi örgütleyebilendir. Ve şu aşamada KKTC’de, “Efendi” olmaya soyunan kayda değer figür olarak “Özersay” görülmektedir.

Benim tercihim, “solcu bir Efendi’dir” elbette; ama ortada buna soyunan bir figür henüz yok, ne acıdır ki!…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here