Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıs Sorunu Problemi

0
46

 

Kıbrıs Sorunu probleminin 1974 sonrası tasdik edilmesi, siyasi güçler tarafından iki boyutlu bir problem olarak ortak bir yaklaşımda ifade buldu:

Uluslararası ve İç Boyut… 

Bu, farklı müzakere başlıklarının somutlaştırılmasına da damgasını vurdu:

Garantörlükler, güvenlik, askeri kuvvetler, uluslararası örgütlere katılım, uluslararası boyuta dahil oluyor.

Yerleşikler, toprak, mülkiyet konusu, yönetim, iktidara katılım ve ekonomi de iç boyuta dahil oluyor.

Avrupa Birliği’ne katılımdan sonra tabi ki bu muadil boyut da eklendi.

Çözüm metodolojisi ise, ortak onaylanan ve kabul edilenler üzerinden gelişiyordu.

İç boyut iki toplumun müzakereleri, uluslararası boyut, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de yer alacağı uluslararası bir toplantı aracılığıyla çözülecekti.

Kıbrıs Sorununun çözümünün bu temel büyük kapılarının tümünde, zamanın geçmesi ile taban tabana zıt iki felsefik yaklaşım ortaya çıkıp biçimlendi.

Bir taraftan herhangi bir bedel ödemeye hazır olan çözüm taraftarları…  

Diğer taraftan da, özelikle bu iki kesimli, iki toplumlu federasyon temelinde yeniden birleşmeye dayalı bir çözüme temel olarak karşı olanlar.

Sanıyorum, her iki tarafta da siyasi liderlikler, gazeteler ve ekonomik çıkarlara rastladığımızın eklenmesi gereksizdir.

Bir taraf baskı yapıyor ve çözüm olarak aşağı yukarı herhangi bir şeyi kabul edebileceğimiz konusunda ikna etmeye çabalıyor (süreçte bunun nasıl çalışacağını göreceğiz) bu arada diğeri de çözüme götürecek her öneri ve çabaya karşı çıkıyor. 

Birinci taraftakiler hakkın bir taraftan diğer tarafa verilmesini ve takvimlemeyi, askeri kuvvetlerin olmasını, NATO’ya katılımı ve Türkiye’nin müdahale haklarını herhangi bir çözüm adına kabul etmeye hazırdırlar.

Diğerleri, Kıbrıs Türk toplumunun gelecekteki federe devlete her anlamda katılmalarını, bizi çevreleyen gerçeklikle her türlü uzlaşmayı reddediyorlar.

Bir yandan, tecrit, Tayvanlaşma ve son fırsatla ilgili felaket tellallığını, diğer yandan Elenizmin ve devlet varlığımızın yok edilmesi ile ilgili başka bir biçimdeki felaket tellallığını kullanıyorlar.

İki yoldan herhangi birini takip edersek, istenen sonucu elde etmeyeceğimiz muhtemeldir. Bütünsel olarak değerlendirirsek, Kıbrıs ve Kıbrıs halkı olarak bütününde bir boyutta memnun olduğumuzu farz etme, diğer boyutta da tamamen sıyrılıp, çözüm iyidir diye farz etme lüksümüz yoktur.

Örneğin, yönetimde sağlanan iyi bir çözüm, NATO’ya katılımın kabul edilmesi ve askeri kuvvetlerin kalmasıyla eylemde geçersiz olamaz.

Böyle bir olasılıkta iki boyutun ilişkisi objektif olarak dengesizdir.

Bir çözümün iyi, yaşayabilir ve son analizde bununla yaşamaya çağrılacaklar tarafından kabul edilebilir olması için, dengeli ve adil koşullar altında olmaması mümkün değildir.

Yaratılan his, farklı bir yaklaşım düşüncesinde olanların, orta yol zorunluluğu ile değil mantıklı yol göstericiliği ile bir soruna göğüs germe düşüncesinde olanların, herhangi bir yerde kaybolduğu, diğer iki ekol düşünce tarafından yöneltilen tepkilerin mengenesinde bulunduklarıdır.

Hükümet darbesi ve işgalin bunları gerçekleşemez ve tehlikeli kıldığı gibi beklentilere yer olmadığı, diğer taraftan da kaderci yaklaşımlara ve her zaman somut tutumlar, somut uluslararası eylemlerle özdeşleştirilen sözde realizme itaate de yer yoktur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here