Kıbrıs Sorunu ve Halkların Psikolojisi

0
66

1919 doğumlu, Kıbrıslı yaşlı bir komünist, AKEL politburo üyeliği ve milletvekilliği de yapmış olan Mihalis Bumburis, 2012 yılında, eski Kıbrıs’ı anlatan bir roman yayımladı. Türkçeye de çevrilen bu romandan bir alıntı yapmak istiyorum:

Evgenios sormaya devam etti:

– Peki, söylediğin gibi seni kendi çocukları ve kardeşleri gibi seviyorlarsa niçin Vrisi’den ayrılıp yeniden Sellahi’ye gittin?

– Bu, uzun bir hikâye. Büyüdüğümde köylülerim anlattılar. Bana söylediklerine göre teyzem Fatma ve diğer akrabalarım, Manolis ve Maria’nın ailesinin beni vaftiz edecekleri ve adımı değiştirecekleri yönünde kaygılanıyorlardı. Onlarla hemfikir olmayan, onlarla tartışan tek kişi dayım Arif’ti. Arif dayım yorgancıydı ve vaktinin çoğunu Vrisi’de geçiriyor, Hıristiyanların yorganlarını dikiyor, onarıyordu. Durum bu şekildeyken, dayım ile teyzemin benim için kavga ederken bana haksızlık yaptıklarını düşünüyordum. Gerçeği ilk ağızdan öğrenmek istiyordum. Bu amaçla, teyzem Fatma’nın odasının yanındaki odaya saklandım. Fatma teyzem ile Arif dayım tartışıyorlardı. Dayım, teyzemin geçmişte beni Maria hanımdan ayırarak yanlış yaptığını ve tehlikeye attığını öne sürüyordu. Teyzem ise doğru yaptığını göstermek için bahane bulmaya çalışıyordu. Dayım sinirlendiğinde, teyzemin şöyle dediğini duydum: “Kardeşim, bir şeyi anlaman gerekiyor. Biz farklı bir ırkız. Biz Türk’üz, Tanrının çocuklarıyız. Kız kardeşimizin bebeğini Hırıstiyanların emzirmesine izin vermemeliydik. Nereden bileceksin, bir hastalığı olabilir. Cüzzamlı olabilir. Ali’ye bir hastalık bulaşmadığını nereden biliyorsun?”

“Bu söylediklerin saçmalıktır. Tüm varlıklar kendi Tanrılarının çocuklarıdır. Tanrı’nın çocukları olan bizlerden bir farkları yoktur.”

“Eğer söylediğin gibiyse onlara niçin ‘gâvur’ diyorlar? Neden dünyadaki en pis et olan domuz etini yiyorlar?”
“Gene saçmalıyorsun! Bak, dünyadaki birçok ülkede insanlar, domuz eti yiyorlar ve bu insanlara hiçbirşey olmadı. Bırak bu hikâyeleri.”

– Bu tartışmayı duyduğumda Fatma teyzemin kurbanı olduğumu anlamıştım. (Mihalis Bumburis, THALİS’in Hikâyesi, 1. Baskı, Şubat 2014, s. 11-12. Alaşiya Yayınları, Lefkoşa.)
Kıbrıslı yaşlı komünist yazar, olayları betimlerken, Kıbrıslı Türkler olan Ali, teyzesi Fatma ve dayısı Arif’in ağzından o zaman yaşayan insanların duygu, düşünce ve psikolojisini anlatmaktadır. Yazar, çağdaş Kıbrıslı Türk ve Rum sol siyasi partilerin ve sol liderlerin en çok ihmal ettikleri çok önemli bir konuyu, yani Kıbrıslı insanların psikolojisini irdeliyor. Okunmasını herkese tavsiye ederim.

Kıbrıs sorununda psikolojik bakış açısının ne kadar önemli olduğunu, solculukla ilgisi olmayan başka bir yazar da ifade etmektedir. Kıbrıs kökenli, politik psikanalitik psikiyatri uzmanı Prof. Vamık Volkan, 2008’de yayımlanan bir kitabında şöyle yazmıştı:

–  “Çözüm yanlısı” görünen Christofias’ın cumhurbaşkanı olmasıyla şimdi müzakereler için “yeni bir umut” görünüyor. Fakat, iki tarafın psikolojisi hakkında bildiklerim, uluslararası bir çözüm bulma ihtimali konusunda heyecan duymamı engelliyor. Eski “Kıbrıslılık” kavramının canlanmasından da korku duyuyorum. Ne yazık ki Kıbrıslı Türklerin bir süre daha görünmez kuşatılmış bölgelerinde yaşamaya devam edeceklerine inanıyorum. Eğer haklıysam, 1979’da yazdığım geçmişi anlatan kitabın çevirisinin tam zamanında yayımlandığını sanıyorum. Geçmişe bakış, etkilenmiş bir toplumu kinci olmaya itmemelidir, ancak komşu olarak bir arada yaşamak için psikolojiyle bilgilenmiş ve işler bir stratejinin temelleri atılmalıdır.” (Vamık D. Volkan, Kıbrıs: Savaş Ve Uyum Çatışan İki Etnik Grubun Psikanalitik Tarihi, 1. Basım, Haziran 2008, s. 217-218. Everest Yayınları, İstanbul.)

Kıbrıs’ta çözüm ve barış, sadece liderlerin masabaşı müzakereleri ile gerçekleşmeyecektir. Barış isteyenler, tarihsel gerçeklere, insan psikolojisine değer vererek ama tarihe ve psikolojiye de esir olmadan yaratıcı insani inisiyatifler geçekleştirmek durumundadırlar. Çözüm ve barış için önce insan psikolojileri iyileştirilmelidir.

(NOT: Bu yazı önceden, Realist Gazetesi’nin, 9 Mayıs, 2014 tarihli nüshasında yayımlanmıştır.)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here