KENDİMDEN ŞÜPHE EDERİM AMA ONDAN ASLA!..

0
94

Son günlerde Sayın Mustafa Akıncı’ya “Örtülü ödenek” üzerinden muazzam bir eleştiri var…

Bu eleştirilerin bir kısmına katılıyorum…

Örneğin yapılan harcamaların halkın anlayacağı dilde anlatılamaması…

Yine Sayın Akıncı’ndan önceki dönemin aydınlatılmaması…

Bu iki nokta bana göre eksik bırakılmıştır…

Ve de en kısa sürede toplumu aydınlatıcı bilgi paylaşımı yapılmalıdır…

Buraya kadar eleştiriler anlamında bir sıkıntı yok…

Ancak Sayın Akıncı’nın örtülü ödeneği kendi kişisel ve/veya kendisine destek veren kesimlerin çıkarları için kullandığı iddiaları ve yakıştırmaları anlamak pek mümkün değildir…

Öncelikle seçim döneminde Sayın Akıncı’yı açık bir şekilde desteklemiş ve kendisini çok yakından takip etmiş bir kişi olarak rahatlıkla “Örtülü ödeneği kaldıracağım” diye bir vaadi olmadığını söyleyebilirim…

Sayın Akıncı, “Örtülü ödeneğin üzerindeki örtüyü kaldıracağım” demişti…

Yani harcamaların şeffaf bir şekilde yapılması için adım atacağı sözünü vermiştir…

Diğer yandan Sayın Akıncı’nın bu kalemden bazı kişilere haksız yere para aktardığı iddiaları kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır…

Bu konuda kendimden şüphe ederim ama Sayın Akıncı’dan asla şüphe etmem…

Sevgili okurlar, bahsettiğimiz kişi 1998 – 2000 yılları arasında başbakan yardımcılığı görevini sürdürdüğü dönemde, kendisine bağlı olan benzer bir kalemden MR cihazı almıştır…

Yani o dönemde bu kalemi ne partisinin örgütlenmesi ve büyümesi için, ne de kendi çevresinin menfaatleri için kullanmıştır…

O Akıncı’nın bugün kalkıp benzer bir kalemi iddia edildiği gibi kullanması mümkün değildir…

Emin olunuz hayatı boyunca kendine yapılmış en büyük hakaret olarak bu iddiaları kabul ediyordur…

Ancak burada hatalı olan Sayın Akıncı’nın “PR” ekibidir…

Bu süreci iyi yönetemedikleri ve Sayın Akıncı’nın imajını sürekli bir şekilde zedeledikleri açıktır…

Tüm bunları YÖDAK sürecinde yaşadık…

Sendikalarla randevu krizinde yaşadık…

Mal beyanında yaşadık…

Katılmadığı davette yaşadık…

Şimdi de örtülü konusunda yaşıyoruz…

Sayın Akıncı, adının hiç anılmaması gereken konularla anılır oldu…

Bir kesim resmen kendisini, “yolsuzluk” yapmakla suçluyor…

Başka bir kesim kendisini, KT’leri Rum’a satmakla itham ediyor…

Diğer kesim ise, Sayın Akıncı’nın değiştiğini iddia ediyor…

Bu tamamı ile Sayın Akıncı’nın PR ekibinin her tarafa şirin gözükme ve “ne şiş yansın, ne de kebap” yolunu izlemesinden kaynaklanıyor…

Bunlar bizim toplumumuza giden şeyler değildir…

Toplum, Sayın Akıncı’yı dün nasıl biliyorsa, bugün de öyle görmek istiyor…

Ki Sayın Akıncı işi yürüttüğü sürece sıkıntı olmuyor…

Ben bunu seçim sürecinde de görmüş ve bu tespiti yaparak uyarıda bulunmuştum…

Maalesef bugün de aynı sıkıntıyı görüyorum ve yine uyarıyorum…

Çünkü ne zaman başkaları devreye girse durum şu anda yaşanıldığı şekline dönüyor…

6 ayı dolmayan bir Lider’in bu konularla anılmasının başka bir açıklaması olamaz…

Ben üşenmedim, gittim ve bu örtülü ödenek konusunu araştırdım, ilgili kişilerden bilgi aldım…

Benim aldığım bilgiler toplumun anlayacağı dilde yansıtılsaydı, bugün kimsenin gündemi bu olmazdı…

Yine Alman Dışişleri Bakanı’nın daveti konusu da topluma çok yanlış bir şekilde aktarıldı…

Ben Sayın Akıncı’nın PR ekibinin kim olduğunu bilmiyorum…

Şu anda çevresinde çok kaliteli insanlar var…

Ve bu insanlar ilk günkü acemiliklerini üzerlerinden atmış durumda…

Çok daha olgun düşünüyorlar, eksikliklerini kabul ediyorlar ve bunları düzeltme yönünde adım atıyorlar…

Bu çok iyi bir gelişme…

Umarım aynı gelişme bahsettiğim kesim üzerinde de etkili olur ve Sayın Akıncı’nın hala o bildiğimiz Mustafa Akıncı olduğunu bu topluma göstermeyi başarabilirler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here