İyi, kötü, mükemmel

0
156

Bundan yıllar önce bir çocuk filmi seyretmiştim.

Birbirlerinin varlığından habersiz ikiz kardeşler, şimdi hatırlayamadığım sebeplerden ötürü bir ormanlık yolda, arkalarına baka baka koşarlarken çarpışırlardı.

Tesadüf bu ya, saçları aynı, bakışları aynı, kıyafetleri aynı iki kız birbirlerini görünce şöyle bir diyalog geçerdi aralarında:

“Ben beni görüyorum.”

“Evet, ben de beni görüyorum.”

Kim olduğunu, gerçek adını, ne yaptığını hiç bilmediğim bir adam var.

Hektor Vartanyan’ı Twitter’da tanıdım.

Hikayesi de matrak, bir arkadaşım arayıp “Twitter’da Hektor Vartanyan diye bir hesap mı kullanıyorsun sen?” diye sordu, ilk defa duyuyordum, hayır tabii ki dediysem de inandıramadım, sonra merak edip baktım.

Aynı günlerde Sadri Alışık seyretmiş, aynı kitapları alıp okumaya başlamışız.

Aradan biraz zaman geçti, gene hiç habersiz, bir akşam DVD’ye bir Ingmar Bergman filmi koydum, ertesi gün Hektor’un köşesinde de aynı film!

O vakıt, dedim, “ben bu Hektor’u takip etmeliyim.”

Takip etmeye başladım, ne yalan söyleyeyim hoşuma da gitti, öyle bir adam ki handiyse her konuda çok benzer düşünüyoruz.

Artık pek televizyon seyretmediğim için Filli Boya’nın kızılca kıyamet koparan reklamından da biraz geç haberim oldu.

Hemen oturup, birkaç kere üst üste seyrettim.

Hektor bu reklam filmini hiç beğenmemiş, olabilir, ama beğenmemek de yetmemiş olacak ki reklamı yerden yere vurmaya başladı.

“Kaş yapayım derken göz çıkarma sanatında çıta her geçen gün yükseliyor.”

Devamında nedenlerini anlatıyor:

“‘Kadınlar çiçektir’ demekle ‘Kadın türküdür, deredir’ demek aynı şey. Aynı aymazlık. Sunum şekli özünü değiştirmez.”

Ve isyan:

“Kadın senin söylediğin türkü falan değil ulan. Kadın kadın işte.”

Bana genellikle “ben beni görüyorum” dedirten Hektor’u okurken bu kez “iyinin zıddı mükemmeldir” sözünden başka hiçbir şey gelmedi aklıma.

Eh, düşününce, evet kadın türkü değildir, kabul; dere hiç değildir, bu da kabul.

Peki, mesele bu mu?

Bence hiç değil, zaten Hektor’la bu kadar ayrı düşmemin sebebi de bu.

Genç bir kadın, her yere kayyum atandığı bir dönemde, holdinglerin bu uzun süren satış mevsiminde, kelle koltukta bir reklam filmi yapmış.

Burada önemli olan, bunun bir reklam filmi olması.

Ne sinema filmi, ne belgesel; altı üstü basit üç dakikalık bir reklam.

Ama büyük cesaret isteyen bir reklam.

Var mı başka yapabilen, görüyor musun etrafında öyle civanmert bir patron?

Bunca saldırmak niye peki?

“Kadın dere değildir”, e ben de biliyorum olmadığını, mesela senin nedense dikkatini çekmemiş ama “Atatürk çocuğu” olmak zorunda da değilim ben.

O zaman ne yapalım, vuralım abalıya.

Olmamış, temcit pilavı, kadın çiçek de değildir…

Bu mu yani?

Beyaz TV’de üç dakika bu sözler söylenmiş, her şeyi bırak, sadece bunun olmasının hiç mi bir değeri yok senin gözünde?

Bu reklamın yayınlanmış olması mı daha iyi oldu yoksa hiç yayınlanmamış olsa mı daha iyi olurdu?

İnsanların bu konuyu konuşmasını, ama türkü ama dere, sağladı mı sağlamadı mı?

Birçok kadının duygularına tercüman olmadı mı?

Adını yeni öğrendiğim Gözde Hanım’ın epey bir paralar harcayarak yaptığı bu işin hiç mi bir kıymetiharbiyesi yok?

“Kadın” diye yekpare bir genelleme yapıp bütün kadınları o çerçeveye sıkıştırmanın, en büyük feministi oynamanın manası ne?

Bu reklamın konusu bu mu?

Peki, “sen benim söylediğim türküsün” diyen adama ilan-ı aşk eden kadınları ne yapacağız?

Bütün kadınlar “bizim” hayalimizdeki kadar bilinçli olmak zorunda?

Ayrıca, bu türkü ve dere olmaya bu kadar takmanın manasını da çözebilmiş değilim, sen de bilirsin ki sınıfsal meseleler bunlar, ben hiç dere olmadım, türkü olacağım da yok ama son kertede çok da mühim değil.

Şimdi bir “Erkekler Günü” olsa ve bir grup kadın bir reklam filmi çekip “erkek benim şarkımdır” dese, “şarkın değilim be, erkeğim ben erkek!” diye efelenmek mi gerekiyor?

İyi, mükemmelin zıddır derler, bence çok doğru bir söz.

Mesela, oturup seninle “kız okulları” açılsın mı diye konuşmak isterdim.

Acaba onu cinsiyetçilik ve dolayısıyla taassuba eyvallah etmek olarak mı yoksa bir köy toplumunda kızların okuyabilmesi için bir fırsat olarak mı görüyorsun?

Her şey bir yana, Gözde Hanım destek görmeyi hiç mi hak etmiyor?

Bu reklamı çekmeye hiç ihtiyacı yoktu bu kadının.

Üstelik, işin kolayına kaçıp devlete yaranmayı da seçebilirdi.

Sevgili Hektor, bütün bunları es geçip “dereye, türküye” takılmanın manası nedir allahaşkına?

@bilgehanucak