İsrail İstihbaratından Al Haberi…

0
115

Geçen hafta sonu İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz’in Merve Erdil’e verdiği özel röportajda iki nokta dikkatimi çekti, bunlardan biri daha önce kıyısından köşesinden silik bir şekilde yansıyan Beyaz Saray’daki görüşme idi…

İsrailli bakan şöyle diyordu:

“İki ay önce Beyaz Saray’daki nükleer güvenlik zirvesi esnasında kısa da olsa Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşme imkânımız oldu. Ve mutabakatın önemi hakkında konuştuk. Birçok ortak çıkarımız var, Suriye’nin bir İran askeri üssüne dönüşmesini engellemek, genel olarak Ortadoğu’da ve bilhassa ülkelerimizde terörizmi önlemek gibi. Ayrıca ekonomik çıkarlarımız da var, doğalgaz konusunu da içeriyor.”

Bakan Steinitz, İsrail’in Avrupa’ya gaz ihraç etmek için üç seçeneği olduğunu belirtiyor, bunların ayrıntılarına giriyordu… Bu üç seçenekten Türkiye ile ilgili olanı ise şöyleydi:

“Avrupa’ya Türkiye üzerinden gaz ihraç etmek. Burada da iki ihtimal var, biri İsrail gazının Türkiye’ye gelmesi… Diğer ihtimal, eğer ülkeler anlaşabilirse, İsrail ve Doğu Akdeniz havzasındaki diğer gazların da Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması. Bu, İstanbul’un uluslararası bir enerji merkezine dönüşme hedefine yardımcı olabilir.”

* * *

Ortadoğu ve Balkanlar’ın en hızlı U dönüşlerinden birini gerçekleştirerek İsrail ve Rusya’ya taklalar ata ata yanaşma siyasetinin peşinde dolaşırken, İsrailli bakanın bu yeni flörtün ortak hedefi olarak işaret ettiği İran’ın Fars Haber Ajansı sitesinde İsrail menşeli bir analize rastladım…

* * *

Fars Haber Ajansı, haberin girişinde şunları vurguluyordu:

“MOSSAD’a yakınlığı ile bilinen DEBKAfile adlı analiz sitesinde yayımlanan ve Türkiye ile İsrail arasındaki anlaşmayı sekiz maddede inceleyen bir yazı, ortaya ilginç iddialar attı. Gaz ticareti çerçevesinde şekillenen Türk-İsrail-Rus ortaklığına yakın zamanda Türkiye-Mısır arasında gerçekleşecek ilişkileri normalleştirme adımının dâhil olacağını, oluşturulan bu yeni birliklerin ise İran’ın bölgesel yayılımcı politikalarını dizginlemek üzere kullanılacağını iddia ediyor.

Geçen Pazartesi günü anlaşma maddelerinin duyurulmasıyla birlikte, 27 Haziran Türkiye ve İsrail arasında altı yıl önce başlayan düşmanlığın giderilerek normal sürece geri dönülmesi adına belirleyici bir tarih oldu. İki ülke arasında istihbarat paylaşımı ve güvenlik alanında birlikte çalışma yeniden başlarken, askeri alanda geliştirilecek ortaklıklar ile enerji-güvenlik konularında yapılacak yatırımlar yeniden ivme kazanacak.”

* * *

İran Haber Ajansı, sonra da bu çok ilgi çekici analizi, “DEBKAfile’ın güvenlik uzmanları İsrail’in ulusal anlamda ilgisini çeken bu güncel anlaşmayı sekiz maddede değerlendirdi” diyerek olduğu gibi Türkçeye aktarıyordu:

“1) Türkiye ile İsrail arasında ortaya çıkan anlaşma, mevcut durumuyla Suudi-Mısır ittifakı ile uyumlu bir görünüm sergilemektedir. Ve tüm bu yakınlaşmalar Afrika Boynuzu olarak tanımlanan bölge ile Kızıl Deniz ve Akabe Boğazı’nda ve İsrail ile Mısır sahilleri çevresinde İran’ın sürdürdüğü yayılımcı harekete karşı kurulan ittifaklardır.

2) Tarafları kenetleyen bir dizi anlaşmanın müjdecisi olarak tasarlanmıştır. Bu anlaşmanın ardından Mısır ve Türkiye arasında ikili bir açıklamanın sırada olduğunu ve Erdoğan ile El-Sisi arasında süregelen çatışmanın ardından savaş baltalarının toprağa gömüleceği DEBKAfile tarafından öngörülmektedir. Böyle bir şey olduğunda İsrail ile yapılan anlaşma model alınarak şunlar gerçekleşecektir: Türkiye kendi topraklarında Hamas’ın İsrail karşıtı eylemlerine destek vermeyi kesmenin yanı sıra, buna ilave olarak El-Sisi’nin düşmanları olan Müslüman Kardeşler’in Türkiye’den sürdürdüğü çalışmalara da engel olacaktır. Bu konuda Mısır ve Türkiye istihbarat paylaşımlarına devam edecektir.

3) Mısır ve Türkiye, Türkiye ile İsrail arasındaki bu istihbarat paylaşımları İran konusunda bir havuz oluşturulmasını sağlayacaktır. Bu çerçevede Ankara ve Kudüs arasındaki ortaklığın diplomatik protokol çerçevesinde kalmayacağı ve askeri istihbarat boyutunda kurulacak iş birliklerinin önünü açacağı düşünülebilir.

4) Askeri istihbaratın başındaki isim Gady Eisenkot, bu istihbarat takasında etkili olacaktır ve bunun yanı sıra şu anda tasarlanmakta olan ortak askeri çalışmalara da katkı sağlayacaktır.

5) Geçmişte Türkiye ile işbirliği içerisinde olmanın önemine inanmadığını belirten Eisenkot hakkında İsrail’in yeni savunma bakanı Avigdor Lieberman, anlaşmaya geçmişte karşı çıktığını duyurmuştu. Ancak bu davranışı tek seferlikti ve süreçleri yavaşlatması mümkün değil.

6) Ürdün, mevcut pakta katılacak yeni üye olmaya aday. Kral Abdullah krallığında bulunan mevcut Müslüman Kardeşler ağını dağıtmayı sessizce planlamakta. Kaldı ki bu örgütün oradaki çoğu üyesi Filistinli Hamas’a bağlıdırlar.

7) Antlaşma çerçevesinde, İsrail ve Türkiye iki ülke arasında bir boru hattı kurmaya ve bu sayede İsrail’in Avrupa’ya doğal gaz satışını sağlamaya yönelik resmi görüşmeler de başlamış bulunmaktadır.

DEBKAfile bu yedinci maddeyi taraflar arasındaki ilişkiyi düzelten başlıca sebep olarak görmektedir. İsrail, doğalgaz sektöründeki gelişmelerini sürdürmek için büyük bir müşteriye ihtiyaç duymaktadır ve Türkiye bu müşteri olmak istediğini belirtmektedir. Rusya’nın enerji satışından elde ettiği muazzam zenginliğin ortaya çıkması ile birlikte Avrupa’ya doğalgaz satışı yapmayı sağlayacak boru hattı projesi daha da önem kazanmıştır.

Yakın zamana kadar Washington’un baskıları ile İsrail Rusya ile anlaşmakta isteksiz davranmıştır. Fakat geçtiğimiz ay gerçekleşen Binyamin Netahyahu ile Vladimir Putin arasındaki görüşmeler, Ortadoğu meselesine dair stratejik bir içeriğe doğru ilerlemiş, bilhassa Suriye meselesi hakkında görüşülmüştü. Bu görüşmeler sayesinde İsrail gazının Avrupa’ya satılmasında Rusya’nın etkili olmasını sağlayan bir kapı aralanmıştı.

Pazartesi günü işte bu konuda ileriye doğru bir adım daha atılmış oldu. Mevcut durumda masadaki Türkiye, İsrail ve Rusya arasında askeri ve istihbarat alanlarında kurulacak ortaklık, İsrail’in Akdeniz vasıtası ile denizaşırı yerlere gaz satışını güven altına alacaktır. Erdoğan’ın düşürülen Rus uçağı için özür dilemesi de bu sürecin bir parçasıdır.

8) Tüm bu umut veren gelişmelerin hatırına, Türkiye ölen pilot için tazminat ödemeye ve tavizler vermeye hazır durumdadır. İsrail ise Mavi Marmara olaylarında öldürülen dokuz kişi için tazminat ödemeyi kabul etmektedir. İsrail-Türk-Rus işbirliği tarafların gaz satışından sağlayacakları ortak kazançlar adına faydalı, aynı zamanda tarafların küresel gayretlerini destekleyici niteliktedir.”

* * *

Bu analizde benim dikkatimi en çok şu cümle çekti:

“Türkiye kendi topraklarında Hamas’ın İsrail karşıtı eylemlerine destek vermeyi kesmenin yanı sıra, buna ilave olarak El-Sisi’nin düşmanları olan Müslüman Kardeşler’in Türkiye’den sürdürdüğü çalışmalara da engel olacaktır.”

Bu iddia doğruysa, Müslüman coğrafyalarda Halifelik yapma çıldırması suya düşünce Hamas ve Müslüman Kardeşler’e de İHH muamelesi yapılacak, ‘gözü yaşlı coğrafyalar’ nutukları sona erecek…

Dış politika baştan aşağıya değişecek.

* * *

Ama ya içerisi?

Yargıyı da talan eden son yasayla birlikte daha da hızlanan tek adam faşizmine dayalı siyasal İslamcı zorbalık ne olacak?

“Dışarda her verilen talimatı yerine getirir, her söyleneni yaparım” diyerek içerde ‘düğün bayram’ sağlanacağını düşünmek, gerçeklerle bağdaşmayacağına göre bu çıkmaz nasıl çözülecek?

Dış politikadaki U dönüşleri, içeride ‘tek adam’ rejiminin güçlenmesini, faşizmin hızlanmasını mı sağlayacak yoksa tek adam rejiminin çökmesinin başlangıcı mı olacak?

Bu soruların cevaplarını da yakında öğreneceğiz herhalde.