İran’ın Dönüşü!

0
84

Geçtiğimiz günlerde, sevgili Vatan Mehmet köşe yazısında İran-Pers jeopolitiğinin ve dış politikasının edebiyata yansımasını Firdevsi üzerinden bizlerle paylaştı… Sevgili Vatan’ın paylaşımı bu yazıyı yazmamı teşvik etti diyebilirim…

İran dış politikasına olan ilgim 1997 yılından sonra artmışttı… Tacikistan İç Savaşında ve Dağlık Karabağ konusunda İran’ın izlediği pragmatik dış politika  üzerine çalışmalarım olmuştu… Özellikle Rafsancani İran dış politikasının pragmatizm bağlamında zirve yapmasını sağlamıştı…

İran ulusal karakterde bir tarihe hem de imparatorluk geleneğine sahip olmasına karşın, Ahmedi Nejad döneminde tutunum ideolojisinin ön plana çıktığını söylersek yanlış olmayacaktır. Öyle ki, bunun neticesinde de İran 2010 yılından itibaren BM ve AB tarafından uygulanan yaptırımlarla yüz yüze kaldı…  Finans, teknoloji ve daha bir çok alanda İran’a karşı ambargolar uygulanmaya başladı…

Yaptırımların ağırlaşması İran’da hem ekonomik ve günlük yaşamı zorlaştırıyordu… 2013 yılında İran’ın Bandar Abbas şehrindeki akademik konferansa katılmıştım. Konferansa katılım için Tahran veya Dubai üzerinden bir rota çizmeliydim…

Uçuş saatlerinin göreceli uygunluğu bakımından İstanbul-Tahran-Bandar Abbas rotasını seçmiştim…

Tahran-Bandar Abbas uçuş biletini internetten online almak mümkün değildi…

Telefon trafiği ve bankamatikten Türkiye’ye para transferi, diğer bir deyişle meşakkatli işlemler sonucu Tahran-Bandar Abbas uçak biletini alabildim… Otel rezervasyonum da sadece “söze” dayalı bir şekilde e-mail üzerinden gerçekleşti… Tüm bu işlemlerin meşakkatli bir şekilde gerçekleşmesinin nedeni 2010 yılından itibaren maruz kalınan ambargolardı. Kredi kartı kullanımının ve uluslararası para transferlerinin gerçekleşememisiydi…

Tahran’a Pegasus havayollarıyla uçmuştum, Tahran’dan Bandar Abbas’a ise İran havayollarına ait 1980’li yılların başında üretilmiş Hollanda yapımı Fokker marka uçakla uçtum… Uçak uçmak yerine bir restoranta çevrilse daha iyi olacak nitelikteydi… İran yıllardır yeni uçağı bırakın, yedek uçak parçalarını dahi temin edemiyordu, yasaklardan dolayı… Sonuçta,  BM ve AB’nin ambargosuyla hayatın her alanında yüzleşmek kaçınılmazdı İran seyahatımda…

Bandar Abbas konferansı oldukça verimli geçmişti. Rusya, Türkiye, Çin, ABD, Lübnan ve daha dünyanın bir çok yerinden akademisyen, stratejist, bürokrat ve siyasetçi konferansa katılmıştı… Bandar Abbas limanı Çin gemileriyle doluydu… Hem gıda hem de petrol ticaretinin merkezlerinden Bandar Abbas, Hürmüz boğazında… İran dışişleri bakanlığı 3 gün süren konferansın sona ermesinin ardından bizlere güzel bir gezi hazırlamıştı.

Gezi Hürmüz boğazındaki Keşm adasını kapsıyordu… Bu arada deniz kenarında yediğim  karidesler kalamarlar ve  safranlı pilavların tadları hala hafızamda !

Keşm adası İran’ın serbest ticaret bölgesi ilan ettiği alandı… Alış veriş merkezlerinin inşası ve yeni yeni başlayan modern kentleşme ! İranlıların  tarihleri ticaretle içiçe ve bu özelliklerini de günümüzde Keşm adasında yeniden yaşatmak istiyorlar !

2013 yılında, Bandar Abbas sokakalarındaki Apple mağzaları ve AVM’lerdeki elektronik mağazaları  İranlıların amabargoları olabildiğince delmeye çalıştıklarını gösteriyordu…

Hasan Ruhani’nin Devlet Başkanlığı görevine gelmesiyle birlikte İran ve Batılı ülkeler arasındaki diyalog yeniden kuruldu. BM ve kurumlarıyla nükleer programa ilişkin ortak çalışmalar-denetimler yapıldı… Tüm bunlar yapılırken İran’ın Suriye politikasında diğer bir deyişle Ortadoğu politikasında br değişiklik olmadı. Rusya ve İran arasındaki işbirliği de devam etti…

İran Ortadoğu’dan Azerbaycan’a kadar bir Şii Hilali tanımı yapan ve bu Şii Hilali üzerindeki doğal zenginliklerin varlığını vurgulayan bir ülke…

İran’a yaptırımlar hafifletiliyor… İran artık sadece Çin’e değil diğer ülkelere de enerji hammaddesi ihraç edecek. Enerji hammade arzının artması petrol ve doğal gaz fiyatlarının daha da düşmesine neden olabilir !
İran küresel anlamda dış politika yöneliminde ekonomik açılımlara da bağlı olarak Batı ülkeleriyle ve kurumlarıyla daha yakın ve dostane bir ilişkiye girecek.  Ancak esas merak konusu şu ki İran’ın  bölgesel anlamda dış politikası yeni bir eksene mi oturacak yoksa ortadoğuda benzer politikalar devam ettirilecek mi? Bana sorarsanız İran’ın bölgesel anlamda dış politikasında çok bir değişiklik olmayacak, ancak Batılı ülkeler ve kurumlarıyla bölgeye ilişkin istişare artacak… Batılı ülkeler de İran’ın yapıcı bir yaklaşım sergilemesini beklemektedirler, aynı şekilde İran’ı artan terör ortamında bir denge unsuru olarak da görebilirler…

Sonuç olarak bir uygarlığın, İran’ın dönüşünü izliyoruz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here