İnce vs Erdoğan

İnce vs Erdoğan
Haber İçi Üst 745×140

Türkiye siyasetine damga vuran Recep Tayyip Erdoğan, 24 Haziran Türkiye seçimlerinde büyük bir süprize hazır olmalıdır.   Daha önce kendisi, kendisi gibi hazır cevap, kendisi gibi cabbar, kendisi gibi kıvrak zekalı bir rakiple karşılaşmamıştı.

 

Cumhuriyet Halk Partisi, tabandan gelen mesajı aldı ve tabanın desteklediği Muharrem İnce’yi aday gösterdi.  Muharrem İnce, bir fizik öğretmeni ve bu memleketin evladı.  Ne demek bu memleketin evladı olmak?  Türkiye’de, Anadolu’nun bir köşesinden çıkmış, kendini yetiştirmiş, topraktan anlayan, vatana dair şiir, şarkı, türkü ve dansları bilen, sorumluluğunu bu vatana hisseden, yabancı kültüre aşina ama halk kültürüne hakim bir kişilik.  Mitinglerde, kalabalıklarla iletişim gücü yüksek.  Kürtlere verdiği mesaj ‘sizi anlıyorum ve sizlerle birlikte, bu ülkede varız’.  Selahattin Demirtaş’a ziyaretin anlamı, mesajı budur.

 

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyaset sahnesine ilk çıktığı zamanlarda, Muharrem İnce’ye dediği gibi, bir gariban görüntüsündeydi.  Mağdurdu çünkü siyasal İslam’a atfedilen bir şiiri okumuştu.  Mağdurdu, eşinin başı kapalıydı.  Şimdi sarayda, sayısı belirsiz koruma ve arabalarda 1 kilosu 250 TL’ye beyaz çay içen,adını duymadığınız markalarla giyinen, 100 makam aracı Mercedes ile gezen, halktan kopuk ve halktan korkan bir lider görünümünde.  16 yılın sonunda Tayyip Erdoğan devri, Türkiye’yi bütün komşuları ve bütün dünya ile kavgalı hale getirmiştir.  Onu bir kenara koyalım, 1 kilo et 70 TL civarında.  Evine et sokamayan milyonlarca insan var.  İşsizlikten ve acziyetten, kendini Meclis önünde yakan, intihar eden insanlar var.  Ülkenin her yerine açılan imam hatipler üniversiteye öğrenci sokamadıkları gibi eğitim kalitesini de düşürdü.  Eğitim kalitesi düşük olan ülke ne düzgün bir imalat yapabilir ne de ihracat yapabilir.  Buna bağlı olarak dış dünyaya bağlı bir ekonomi, dış siyasette elinizi güçsüzleştirir.

 

Mustafa Kemal Atatürk, bütün Avrupa’ya meydan okuyarak ve bütün iç siyasetteki karanlık güçleri elimine ederek, milli tarım ve milli sanayiye odaklandı.  Erdoğan’ın deyimiyle ‘iki ayyaş’, Türkiye’nin temelini attılar.  Şimdi o temeller birer birer baltalandı. O temeller birer birer satıldı.  Türkiye’nin elinde kalan yegâne şey AVM’ler ve yollar.  Ama insanlar ne AVM’lerde alışveriş yapıyor ne de o yollardan geçiyor. Her şey paralı.  Çocuğuna kitap, okul masrafı, yiyecek mi alacaksın yoksa AVM’ye mi gideceksin? Gayet basit.

 

Parti devleti haline gelen ülkede, haliyle liyakat ilkesi çoktan bitmiştir.  AKP’li olanlar her yere, geriye kalanlar kendi haline…Ama kendi halindeki bu kalabalıklar isyanda…

 

7 Haziran 2015 seçimlerine kadar Güneydoğu siyaseti veya Kürt siyaseti konusunda hassasiyet gösteren AKP, bu seçimlerden sonra Milliyetçi Hareket Partisi’nin de desteğiyle eşi benzeri pek görülmemiş bir yıkıma gitti.  Güneydoğu’da ilan edilen sokağa çıkmama yasağı sebebiyle ne cenazeler gömülebildi ne okula gidildi ne de hayata devam edildi.  Bu hükümet, kendi insanına, kendi vatandaşına, bunu reva gördü.  Koca bir bölge, bir toplum aslında hak etmediği şekilde cezalandırıldı.  MHP ile yanyana gelmek ve seçimler için bir düşman yaratmak böyle sonuçlar doğuruyor işte.  Bir ceza da Selahattin Demirtaş’a kesildi.  Gene bir ‘gariban’ olan Demirtaş, dirayetli ve her şeye rağmen kin, intikam değil barış diyen bir insan.

 

AKPli olmayan herkesin, vatan haini ve terörist ilan edildiği bir ortamdan Türkiye toplumu bunaldı.  Muharrem İnce’nin ağzından ilaç gibi sözler dökülüyor.  Milli ve yerli olmanın ispatı savaş çığırtkanlığında değil eğitim ve üretimde olmalı.  Vicdan denen mahkeme, herkesi layık olduğu yere oturtacak.  Fetö terör örgütüyle öpüşüp koklaşıp hala siyasette bulunan AKP’lilerle, gerçekten gariban olan, bilip bilmeden Bank Asya’ya para yatıranı hapse atanları vicdanlar yargılıyor.  Suçsuz yere senelerce süründürülen şerefli askerleri, bu hale getirenleri de vicdanlar yargılıyor.  Lüksün dibine vurup artık lüks kelimesinin anlamını yitirdiği AKP ve Tayyip Erdoğan dönemine tarifi imkansız bir isyan var.  Bütün medya siyasetin elinde de olsa bu internet devrinde bazı şeyler saklanamaz.

 

Muharrem İnce, temiz geçmişi, ‘garibanlığı’, Kürtlerle ilgili olarak CHP’nin genelinden farklı duruşu ile Kürt oylarını da ilk turda olmasa da ikinci turda alacaktır.  Kürtler, kendilerine atılan ‘kazığı’ unutmayacaklar.  Vicdanı olan Türkler de unutmayacaklar.  Meral Akşener’in partisi herkesten oy alabilir ama Kürtlerden alamaz.  Ağzına ‘Kürt’ kelimesine almayan, alamayan biri Türkiye’nin tamamına da talip olamaz.  Ama Muharrem İnce, taliptir ve bu hakka da sahiptir.  Kısa zaman sonra göreceğiz.

Facebook Yorumları
Haber İçi Orta 745×140

Benzer yazılar

Haber İçi Alt 745×140