Hikmet Karaman ve Bursa

0
126

 

Ne bir tek dakika maçı seyrettim, ne de en ufak bir analiz okudum üstüne.

Sadece sonuca bakarak bir değerlendirme yapacağım.

Bursaspor, adını bile yazamayacağım bir Gürcistan takımına elenmiş.

Bu Gürcistan takımı, sıralamada üçyüzbilmemkaçıncı sırada bulunuyormuş.

Türkçesi şu, futbolla pek alakası olan bir takım değil.

Bursa, bu sezona çok iddialı bir şekilde giriyor.

Şenol Güneş, takımın patronu.

Transferde onun istediği oyuncular alındı.

Yani, bir Anadolu takımı için çıta en üst seviyede.

Bursa’nın elenmesi, aklıma bir anda Hikmet Karaman’ın bu takımdan ayrılmasına yol açan olaylar dizisini getirdi.

Hikmet Hoca ile Bursa ligi dördüncü bitirmişti.

Kimsenin diş geçiremediği, taş gibi bir takım oluşmuştu.

Sanıyorum, “o tesadüfi şampiyonluk” hariç en ciddi başarı buydu.

Ama nasıl olduysa oldu, “Hikmet Karaman’ın Bursa’sı” da Avrupa’daki ilk karşılaşmasında kendinden oldukça güçsüz bir takımı geçemedi, dolayısıyla turnuvaya başlamadan veda etti.

Ve, anında, Hikmet Karaman aleyhine büyük bir kampanya başladı.

Bir anda lig dördüncülüğü, kolay kolay kimseye kaybetmeyen takım hüviyeti falan görmezden gelindi.

Hikmet Karaman, gelen baskılar sonucunda görevden ayrılmak zorunda kaldı.

Farkında mısınız bilmiyorum, o gün bu gündür, Bursa, yaptığı bütün hamlelere karşın bir daha Hikmet Karaman dönemindeki seviyesine çıkamadı.

Bursa ve Hikmet Karaman arasında şöyle önemli bir bağ da vardı:

Hoca, ilk kez çıtayı yukarı koyan bir takım almıştı.

Eğer biraz sabredilseydi, Hikmet Karaman’a biraz fırsat verilseydi, zaten iyi giden Bursa her sezon ilk üçe oynayan bir takım olacaktı.

Şampiyon olur olamaz ayrı mesele ama lige havlu atan, iddiası kalmayan bir takım asla olmazdı.

Takımın başına Şenol Güneş’i ya da ChristophDaum’u getirip transfere milyonlar harcadığınızda bile gene ligi dördüncü bitirmeye çalışıyorsunuz.

Oysa, elinizde bunu başarabilen bir adam vardı.

Bursa, çok başarılı geçen bir sezonun ardından “bir tesadüfi mağlubiyet” aldı.

O mağlubiyetle her şeyin, bütün başarıların ve emeğin üstü örtüldü.

Silindi, görmezden gelindi, yok sayıldı.

Bursa, şimdi yeni bir macera peşinde.

Hedefleri, tekrar kafaya oynayan bir takım yaratabilmek.

Bunun için takımı emanet ettiğiniz antrenör çok önemli.

Kabul etseniz de, etmeseniz de “Hikmet Karaman’ın takımı” diye bir olgu var bu ülkede ve Bursa, bambaşka adlar altında tekrar o ruhu ve başarıyı yakalamaya çalışıyor.

Şenol Güneş de Avrupa’da adı sanı duyulmamış bir takıma elendi.

Hikmet Karaman’a gösterdiğiniz tavrı ona da gösterebilecek misiniz?

Düşünün, çok başarılı bir sezon geçiren antrenörü tek maçla yok edenlerin, takımla henüz hiçbir resmi maça çıkmayan Şenol Güneş’e neler yapması lazım…

Ama öyle bir şey yapılmayacak.

Hikmet Karaman, bana göre Türkiye’nin en iyi antrenörü.

Gerçek bir futbol dehası.

Ama bir büyük eksiği var; o da dört büyük takımdan birinde top oynamamış olması.

İyi bir antrenör olmak için değil ama fırsat yakalamak ve “reklam” için en önemli özelliklerden biri bu.

Hikmet Karaman’a insafsızca saldıran ve onu takımın başından ayrılmak zorunda bırakan herkes bu Gürcü takımına elenmenin ve “kaybolan yılların” sorumlusudur.

Göreceksiniz, bu sene de hem Erciyes hem de Galatasaray çok pişman olacak.

Erciyes, Hikmet Hoca’yı elinde tutamadığı için, Galatasaray da umudu ta İtalya’da arayıp gözünün önündeki fırsatı göremediği için.
 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here