Halil Berktay’a açık mektup

Halil Berktay’a açık mektup
Haber İçi Üst 745×140

Pek sevgili ve kıymetli Halil Berktay hocam,
Umarım iyisiniz.
Sizi en son televizyonda gördüğümde iyi gözüküyordunuz.
Sağlığınız yerindeydi, karşınızda bir moderatör yokmuşçasına birşeyler anlatıyordunuz.
Biraz dinledim sizi, sonra sesi kapatmak mecburiyetinde kaldım; malum, sizin dediklerinizi “tam” anlayabilecek birikim hiçbirimizde olamaz.
Ah, kendimi tanıtmayı unuttum.
Sizinle bir kez konuşmuştuk hatırlarsanız, ben o günlerde Sarkis Torosyan’ın hatıratından yola çıkarak bir “anılar nasıl okunur?” dosyası hazırlıyordum.
Sizinle bir mülakat yapmak istemiştim de “başka kapıya!” diye azarlamıştınız hani.
O benim işte.
Hatırlayabildiniz mi acaba?
“Sahtekarlarla bir arada işim yok” dedikten sonra beni “sahtekarlık ve yalancılığı ciddi bir tarihyazımı tartışması gibi” takdim etmekle suçlamış, sanıyorum hızınızı alamadığınızdan “namussuzluk, sahtekarlık, sadece yalan; ve ahlaksızlığın başını çeken bu insanlarla birarada asla yer almam” diye yinelemiştiniz.
Ben sizinle konuşmanın büyüleyici etkisine kapılıp tarihi not etmişim:
6 Eylül 2015, 15.42.
Yollayacağınızı söylediğiniz o kısa mesajı yollamadınız, haklıydınız tabii, onca makale ve kitap projesinden, araştırmadan nasıl fırsat bulacaktınız ki?
Hem ne önemi var benim çapaçul dosyamın?
Haklıydınız.
Eminim yazmakta olduğunuz makaleler vardı, ayrıca raflarda kimilerini tasarlayıp kimilerini bitirdiğiniz başka makaleler ve kitaplarla boğuşuyordunuz mutlaka; kim ne yapsın o dosyayı?
Oysa size, John Toroski adlı adamı soracaktım, Hakan Bey’in -kendisi nasıl acaba, iyiler inşallah- üstüne kitap yazdığı adam hani…
Neydi adı, “John Toroski’nin Tuhaf Hayatı”…
Yok yok, başka bir şey olmalı, “Sarkis Torosyan’ın Acayip Hikayesi”…
Neyse, şimdi çıkaramayacağım, siz nasıl olsa daha iyi bilirsiniz.
Kıymetli hocam,
Geçenlerde sizi bir yuvarlak masada Murat Bardakçı’yla teşrik-i mesaide görmüşler.
Hani size “Murat Belge’nin güllabicisi” demişti de, siz de ona “benim babam komünistlikten tutuklandı, gurur duyarım, casusluktan değil” diye cevap vermiştiniz.
Ama hiç şüphem yok, ya Bardakçı nedamet getirmiştir ya da siz aristokrat tavrınızla kurulmuşsunuzdur onun yanına.
Bu arada, söylemeden geçemeyeceğim, ben o günlerde sizi hiç kaçırmadan okurdum.
Şimdi düşünüyorum da, okuduğum son yazınız Halil İnalcık’a dair keyifli bir magazin yazısıydı.
İnalcık’ın gençlik aşkları falan, hani demiş ya size “beni sen yazabilirsin” diye, o yazıdan bahsediyorum.
Nerden baksanız bir sene geçti üstünden, kimbilir kitapta ne kadar yol aldınız…
Merakla bekliyorum, benim yaşım daha yirmisekiz, Allah uzun ömür versin hepimize, kitabı görme şansına kavuşurum diye düşünüyorum.
“Sizi hiç kaçırmadan okuyordum” dedim, tahmin etmişsinizdir bu yaklaşık bir on seneye tekabül ediyor.
Gazete yazılarınızdan başladım, itiraf ediyorum bu benim büyük bir eksikliğim.
Daha önce tanımıyordum sizi, ne bir kitabınızı okumuştum ne bir makale ne de herhangi bir yazınızı…
Sonradan çok uğraştım “kitaplarınızı” bulmak için, ne yalan söyleyeyim hâlâ uğraşıyorum ama bu kitapçılar, sahaflar çok nankör, kime sorsam “o isimde bir kayıt yok” diyor.
Neyse, bunlar çok da önemli değil.
Yeni bir üniversiteye geçtiğinizi öğrendim.
Binbir heyecanla siteye girip “Tarih Bölümü Başkanı” olarak adınızı gördüm.
Herhalde heyecandan olacak, unvan olarak “Prof” demişler, ben “doçent” biliyordum; insan Halil Berktay olduktan sonra ha profesör olmuş ha doçent ne fark eder?
Yıllar önce, size kimse sormamışken “Hayır, BDP Akademisi’nde ders vermem” diye “muhteşem” bir yazı -belki de “eser” demek lazım- yazmıştınız.
“Öcalan’a laf etsem, ettirirler mi, neresi akademi bunun, özgürlük nerede” minvalinde bir yazıydı.
Şimdi, yeni yerinizde, serbestiyeti iliklerinize kadar hissederken kimbilir ne dersler işleyecek, hangi konuları alabildiğine eleştireceksiniz…
Orada olmayı çok isterdim.
1915’i nasıl anlattığınızı görmek isterdim.
Neşe Düzel’e onbeş-yirmi yıl önce verdiğiniz ve alametifarikanız olan söyleşiyi öğrencileriniz öğrenip size sorduklarında neler diyeceğinizi de görmek isterdim.
Bu uzun doçentlik hayatınızın som deminde size haddim olmayarak başarılar diliyor, yeni kitaplarınızı dört gözle beklediğimi bilmenizi istiyorum.
Sevgi ve saygılarımla,
BU

Facebook Yorumları
0
BeğenBeğen
0
MuhteşemMuhteşem
0
HahahaHahaha
0
İnanılmazİnanılmaz
0
ÜzgünÜzgün
0
KızgınKızgın
Teşekkürler!

Benzer yazılar

Haber İçi Alt 745×140