HAFİFTEN DEMOKRAT

0
83

Pek çok ülke “öğretmenler günü” olarak 5 Ekim’i kabul ediyor… 

5 Ekim günü 1966 yılında Paris’te gerçekleşen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümetler Arası Özel Konferansı”’nın sona erip UNESCO temsilcileri ile ILO tarafından “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi”’ni oybirliği ile kabul edilişinin yıldönümüdür…

Elbette öğretmenler gününü farklı tarihlerde kutlayan ülkeler de var…

Örneğin 12 Arap ülkesi, yani Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Fas, Katar, Libya, Mısır, Suudi Arabistan, Tunus, Umman, Ürdün ve Yemen…

Yine bu günü, Hindistan 5 Eylül’de…

İran 2 Mayıs’ta…

Malezya 16 Mayıs’ta…

Ve Peru 6 Temmuz’da kutluyor…

Yukarıda bahsettiğimiz ülkelerin ortak noktası, varlıklarının önemli bir bölümünde diktatörler tarafından yönetilmiş olmalarıdır…

İşin vahim noktası ise, şu anda aralarından çoğu hala aynı şekilde yönetilmeye devam etmektedir…

Bu ülkelerle birlikte öğretmenler gününü 5 Ekim’de kutlamayan diğer bir devlet ise Türkiye!..

Atatürk’ün…

İnönü’nün…

Hatta onlardan sonra gelen sivil ve askeri yönetimlerin dahi aklına gelmeyen şey, Diktatör Kenan Evren’in aklına gelmiş ve bu günü icat etmiş…

Bilindiği üzere diktatörler, dikta rejimlerini meşrulaştırmak için hep böyle yollara başvururlar…

Amaçları kendilerini sözde “demokrat” olarak pazarlamak!..

O nedenle çeşitli kesimlerin yılda bir gün de olsa gönüllerini okşamak, onlara bir gün de olsa önemli olduklarını hissettirmek için böyle günler icat ederler…

Kenan Evren’in de yaptığı buydu…

Günümüze bakıyorum da, ne yazık ki Kenan Evren’in bu günü sağlam pazarladığını ve hala alıcısı olduğunu görüyorum…

Bu gerçekten de hem üzücü, hem de oldukça düşündürücü…

***

Konuya “ideolojik” olarak eleştiri getirenlere bakalım…

Özellikle KTÖS’e karşı bu anlamda ağır bir saldırı var…

Öncelikle herkes şunu bilmeli ki, bir insanın faşizme karşı olması için illa idealist olmasına gerek yoktur…

Yine Kenan Evren’in dikta dayatmalarının izlerini silmek için illa ideolojinize de danışmanız gerekmiyor!..

Hafiften demokrat olmanız bile bu rejime karşı durmanız için yeterlidir…

O nedenle “Senin ideolojin” böyle diyerek faşizme arka gelmenin bir anlamı yoktur…

Kaldı ki “Evren anayasası” olarak bilinen “Cunta anayasası”nın kökten değişmesini savunanların kalkıp hala 24 Kasım’a sarılmaları kadar absürd bir durum olamaz!..

***

Ve en acı saldırı…

Öğretmenlerin çocuklara davranışları üzerinden eleştiri…

Öncelikle ben de bir babayım…

Görüşlerim ortada…

Bu konularda birçok öğretmenden çok daha keskin görüşlerim vardır…

Ancak 24 Kasım sabahı uyandığımda, ilk işim 6 yaşındaki oğluma öğretmenlerine vermesi için 2 tane hediye almak oldu…

O da ilk iş olarak o hediyeleri öğretmenlerine verdi…

O günü değil de 5 Ekim’i benimseyen öğretmeler de gelen tüm hediyeleri gözleri dolarak kabul ettiler ve çocukları bağırlarına bastılar…

Yine o gün ben öğlene kadar KTÖS binasındaydım…

Sendikada görevli olan öğretmenlerin o günle ilgili görüşlerini bilmeyen yok…

Ancak gencinden yaşlısına kadar tümü gelen tebrikleri kabul ettiler ve tebrik eden kişilere teşekkürlerini ilettiler…

Çünkü onlar da birer anne ve babadır…

Bizden fazlaları ise öğretmen olmalarıdır…

İddia edildiği gibi bir olay yaşanmış olamaz mı?

Elbette olabilir ancak bunu tüm öğretmenlere, hele de bu toplumun elinde kalan 1-2 kaleden biri olan KTÖS’e mal etmek büyük bir haksızlık olur…

Öğretmenlik mesleğini benimsemiş hiçbir öğretmen iddia edildiği gibi davranmaz…

Her sektörde olduğu gibi bu sektörde de çürükler vardır elbet…

Ancak Arif Hoca’nın, Turgut Hoca’nın, Yaşar Hoca’nın, Emirali Hoca’nın, Esat Hoca’nın, Yılsay Hoca’nın, Cahit Hoca’nın ve daha nicelerinin onurlu bir şekilde taşıdıkları bayrağı şu anda aynı yolda onurlu bir şekilde taşıyan KTÖS’e karşı bu kadar acımasız olmak, her fırsatta saldırı da bulunmak, doğrusu beni fena halde düşündürüyor…

Sonuç olarak nefes aldığımız sürece, bu toplumun ayakta kalan kalelerini korumak hepimizin en asli görevleri arasındadır…
Çünkü varlığımız bu kurumların ayakta kalmasına bağlıdır…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here