Haber ayrıntıda kaldı…

0
91

"… Türkiye'nin örnek bir kısım davalardan dolayı ne kadar zarara girdiğini herkes biliyor. Bir çözüm yolu olsun diye böyle bir komisyon (Taşınmaz Mal Komisyonu) kuruldu. Bu bizi bazı noktalarda da rahatlattı, bunu kabul etmek lazım. Başlangıçta bu komisyonun finansmanı Türkiye'den giden paradan veriliyordu ama bu, sorunu çözmeye yetmez. Bununla ilgili finansman mekanizmasının kurulması gerekiyordu ama aradan geçen sürede epey konuşuldu, bir çözüme henüz kavuşmadı. Bu müesseseyi aşındırırsak bedelini biz ağır öderiz. Onun için mutlaka hükümetler olarak konuya çözüm getirilmesi gerekiyor. Hadi öbür taraftaki müzakereler uzuyor, karşı taraftan dolayı, ama böyle bir mekanizmayı bu kadar zamanda bulamadık. Şahsi takası da belki içine alacak şekilde bir düzenleme kısa sürede yapılırsa… Çünkü yeteri kadar çalışıldı, modeller üzerinde epey kafa yoruldu. Birine karar verip bu süreci aşındırmadan Kıbrıs Türkü'nün lehine toprak kazanımlarımızı da artıracak tarzda bir çözüme kavuşturulması uygun olur…"

Bu sözler, geçtiğimiz hafta Ankara’ya resmi ziyarette bulunan Başbakan Özkan Yorgancıoğlu ile aralarında Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin de bulunduğu heyetle görüşmesinde TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e ait. En azından Anadolu Ajansı bültenine ve onun aracılığıyla KKTC medyasına yansıyan şekliyle böyle. Konuyla ilgili görüşmede başka detay var mı, o bilinmez, ama bu kadarı bile dikkat çekici. Üstelik haberin öncesi ve sonrası itibarıyla çok da bağlantılı bir konu değil ve anlaşılan bu açıklamaya herhangi bir soru da vesile olmamış… Yani Başbakan Yardımcılığı dönemi dahil Kıbrıs konusunda sivri ifadeleriyle bilinen Çiçek, belli ki bu konuda özellikle mesaj vermeye çalışmış basın önündeki resmi görüşmede.

Ancak ne yazık ki, bir çok konu gibi bu mesaj da satır aralarında kaldı. Siyasete de, basına da, doğal olarak kamuoyuna da gündem olmadı. Cemil Çiçek’in bu satırların sonunda yaptığı “Kıbrıs benim seçim bölgem gibi” esprisi, gölgede bırakmaya yetti bu satırları.

Peki neden önemli bu mesaj?

Taşınmaz Mal Komisyonu, Rumların Türkiye aleyhine uluslararası mahkemelerde açtıkları mülkiyet davalarına “iç hukuk” formülü olarak gündeme gelmiş, davaların yükü altında boğulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin görüşü/önerisi ve Türkiye’nin desteğiyle 2005’de kurulmuştu. Dönemin ana muhalefet partisi UBP’nin karşı çıkmasına, Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasına rağmen Meclis’te uzun tartışmaların ardından faliyete geçmiş; hatta dönemin Türkiye Büyükelçisi Aydan Karahan adadan ayrılırken yaptığımız röportajda bu konudan dolayı “Birbirimizi üzmüş olabiliriz” diyerek UBP’ye kırgınlığını ifade etmişti…
O tarihten bugüne bazan şeffaf, çoğu zaman sessiz çalışmalarını sürdüren Taşınmaz Mal Komisyonu, bugüne kadar Rumlara KKTC sınırları içinde kalan malları için milyonlarca sterlinlik tazminatlar ödedi. Mahkeme gibi çalışan komisyonun birkaç tane de takas ve iade kararı var. Ağırlıkla tazminat tercih edildi doğal olarak… Başvuru yapan ve razı olan Rumlara tazminatı ödenirken, bu mallardaki hak talepleri de ortadan kalkmış oldu; yanı bu mallar KKTC devletinin mülkiyetine geçti. Ancak tazminat için gereken para, açıklanmasa da çoğunlukla Türkiye tarafından karşılandı, adadaki varlığına karşılık bedeli Türkiye ödedi.
Şimdi “bu bedeli karşılamak için formül bulamadığınıza göre bireysel takas da formüllere (tazminat/takas/iade) dahil edilebilir” mesajı ciddiyetle ele alınmalı. Bu, “malları kullanıp yararlananlar bedelini de ödesin”e varır mı bilinmez; ama gerek mülkiyet konusunda Kıbrıs Türk tarafının zafiyetleri, gerekse karşılıklı bedelde eşit olmayan şartlar dikkate alındığında olayın ciddiyetle irdelenmeye ihtiyacı olduğu ortada.
Karşılıklı temasların, hele de Türkiye ile KKTC arasında farklı düzeydeki görüşmelerin perde arkası genellikle yıllar sonra veya somuta indirgenince öğrenilir. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Başbakan Yorgancıoğlu’nun arka arkaya Türkiye’ye davet edilmelerinin perde arkası da yansımadı. Ama perde önündeki bu sözleri de göremedik.

Henüz daha resmen yalanlanmayan Türkiye ile Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ABD aracılığıyla egemenlik/garantörlük ekseninde dolaylı görüşmeler yürüttüğüne dair Rum basını kaynaklı haberler de dikkate alınırsa, yarım asırdan fazla devam eden müzakerelerde Kıbrıs Türkü’nün kazanımlarında zafiyetin işareti olabilir bu satır araları…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here