Gözaltı mı Kontrol altı mı?

0
136

İskele’de gerçekleşen Nevruz etkinliklerinde bazı kişileri polis gözaltına almış.  Kitap dağıtıldığı, propaganda içerikli müzik çalındığı ve sloganlar atıldığı gerekçesiyle 6 kişi alınmış. Demek ki polisin kuvveti artmış.  Afrika Gazetesine saldırıp, meclisin damına çıkanları etkisizleştiremeyen polis, müzik çalıp kitap dağıtanları gözaltına alabilmiş.  Polisimizi tebrik edelim.  Kitaplar ,insanların kafalarına düşüp kafaları yarabilir. Kitap, fırlatılmak suretiyle bir silaha da dönüşebilir.  Kitap dağıtanlar tehlikelidir.  Müzikler de tehlikeli olabilir. Kendini dans etmeye verenler, denge kaybına uğrayıp hem kendilerinin hem de etraflarındakileri düşürebilir.  Hele de müzik biraz oynaksa….tehlike daha da büyük olur.  Polisimizi bu öngörüsünden dolayı tebrik ediyorum.

 

Kitaplardan velev ki okuyan olsa, ahalide beyin olmadığı için, direk içeriğinden de etkilenecektir varsayımı, beni daha da etkiliyor.  Acaba içeriği nedir? Kimin kitabıdır? Adı nedir? İnternette var mıdır?  Beni, suça sevkediyor şimdi bu sorular. Bir merak bir merak…

 

İşin şakası bir yana, bunlar traji komik durumlar.  Bir kere benden söylemesi kitap meselesinde hem kitabı daha cazip hale getiriyorsunuz, hem de kendinizi komik duruma düşürüyorsunuz.  Gözaltına alınma resmi sebebi, bu olmasa bile, durum anlaşılmıştır.  Okumak, insanı her hangi bir şey yapmaz. Ne terörist yapar ne vatan haini yapar.  İnsanlar kendilerine yapılan muameleden dolayı ‘bir şey’ olurlar.  Eğer sinirini, hatta nefretini müzikle dansla kitapla atıyorsa, bırakın atsın.  O insanların sloganıyla, söyledikleri gerçek mi oluyor?  Ne dediler bilmiyorum.   Ama polis dönüp dolaşıp onları tutuklayarak, hani yarası olan gocunur’ derler ya….; adamların/kadınların tezine destek veriyor.  Gözaltı olmasaydı, duymayacaktık bile bir kitap veya bir slogan olayını.  Bu eski tip kafayla Kıbrıs veya Kuzey Kıbrıs toplumu yönetilemez.  Yarın bir gün Kıbrıs’da barış diyenler, slogan atanlar, kutlama yapanlar da gözaltına alınırsa ne yapacaksınız Tufan Bey?  Olmaz olmaz demeyin. Devlet yapısı modern değilse bunu yapar.  Hem Türkiye hem de KKTC’de yıkılmamış bir devlet baba geleneği var ki….baba ya korkacaksın, sineceksin karşısında…baba figürü yoksa neden eklendi ‘devlet’ kelimesinin arkasına?

 

Bence, burada, polisi kontrol altına almalı.  Polis, milleti; hükümet de polisi kontrol altına mı alacak?  Böyle karmak çorman iş olmaz.  Böyle, dingonun ahırından hallice bir görüntü ile Rumlar oturup bizimle gaz meselesini mi konuşacak?  Ayrılan biz, devlet kuran biz, beğen beğenme yabancı devlet askerleri ‘bizim’ için, ganimetlere konan biz, azınlığın içinde azınlık haline gelen biz, kapı açmayan biz, Hıristiyan ayinlerini durduran biz, yardımlardan vergi alan biz……yani biz neymişiz ya? Bu nasıl bir mantık?  Bu neyin mantığı biliyor musunuz? Bazılarımız hala intikam peşinde.  İntikam ama insanı yanlışa sürükler.  Unutmayalım acılarımızı ama intikam peşinde bir gelecek olmayan bir gelecektir.  Hep beraber sürüklendiğimiz uçurumun kenarından, kendimizin atlaması demektir.

 

Bu şekilde beraberce barış içinde yaşama konuşmaları gerçekten çok riyakar kaçıyor.   Tufan Bey ve Ayşegül Baybars derhal toplumu kontrol altına almaya çalışan polisi kontrol altına alsın.  Bugün herhangi bir sebepten üç-beş kişi yarın yüzlercesi…..Bu bir sindirmedir.  Kendinizi oto-sansüre alıştırırsınız.  Ses etmez, yazı yazmaz, sokağa çıkmazsınız.  Bu toplum böyle yönetilmez.  Hiçbir toplum böyle yönetilmez.  Slogan atan fiiliyata geçmediyse, kitap dağıtan fiiliyata geçmediyse; gözaltına alamazsın.  Provoke edip üzerine saldırtmak da sayılmaz, onu da diyeyim.  Kimse aptal değil.  Büyük resmi görüyoruz.

 

Erhan Arıklı da sağolsun bizlerin görüşlerini destekleyen açıklamalarla devam ediyor.  Tufan Erhürman’a Ankara’da nasıl ayar verildiğini ve esasen YDP’nin Türkiye tarafından nasıl desteklendiğini ifade etmiş.  ‘Bize ayar verene ayar verilir’ diyor.  Af edersiniz de siz kendiniz, size verilen ayarla baş edemeyip, olayları habire ‘anavatan’a havale ediyorsanız, önce bir fırın ekmek yiyip, kendinize yöneltilenlere kendiniz cevap verin.  Bir parti ve başkanı ‘zayıf’ olmakla bu kadar övünebilir yani.  Kendileri zayıf olduğu gibi, millet de zayıf kalsın, sadakalarla yaşayalım’ı, bu kadar ileri seviyede savunmak hiçbir siyasi gelenekte yoktur.  Takdir sizin.