Genelkurmay Başkanı istifa eder mi?

0
84

Kıbrıs’ta müzakerelerin tekrardan başlangıcı Türkiye’de vuku bulan çok önemli gelişmelere denk geldi.

Haziran ayındaki milletvekili seçimlerine artık sayılı günler kalmış durumda. Türkiye’de herkesin dikkati iki soruya odaklanmış durumda: Ak Parti cephesinde beklenen kan kaybı ne denli büyük olacak? Halkların Demokrasi Partisi antidemokratik %10’luk barajı aşıp yeni meclisteki yerini alabilecek mi? Bu soruların zihinleri meşgul ettiği bir süreçte, Kürt Meselesinde ve bölgenin genelinde de önemli gelişmeler gündeme damgalarını vuruyorlar. Meşhur Çözüm Sürecinde ipler epey gerilmiş durumda. Ankara’ya ulaşan son istihbarat raporları ülkenin doğusunun kaynayan kazan görüntüsü verdiğini vurguluyor. Hem Kürt Otonomi Hareketi hem de Ankara cenahında harıl harıl bir Bahar hazırlığı sürüyor. Ankara bölgedeki askeri varlığını güçlendirirken, PKK kritik noktalara yığınak gerçekleştiriyor. Aynı dönemde, Suriye’de ve Irak’taki gelişmeler de bölgenin genelini etkilemeye devam ediyor. Suriye’de, Katar-Suudi Arabistan-Türkiye eksenli ‘İslamcı’ muhalefet Esad’a deyim yerindeyse nefes aldırtmıyor. Son kazanımlardan sonra, Esad’ın kuzey kıyılarındaki kalesi Latakya (Lazkiye)’da da tehlike çanları çalmaya başlamış durumda. Şam’ın destekçisi İran ise bu hamleye Hizbullah’ın yeni karşı hamleleri ile karşılık vermenin telaşına içerisinde.

Bölgenin geneline hakim olan bu istikrarsızlık iklimi ister istemez, kökleri tarihin derinliklerinde kaybolan Türk Silahlı Kuvvetleri gibi bir kurumu da derinden etkilemekte. Son beş yıl boyunca, Ergenekon ve Balyoz süreçleri yüzünden derin yaralar alan kurum yeni konjonktüre ayak uydurmak için çaba sarf ederken bir çok istikametten gelen ‘darbelere’ direnmek için çaba sarf ediyor. TSK’nın manevraları yabancı başkentlerde de ilgiyle takip ediliyor. Önceki yazılarımızda, Balyoz ve Roboski (Uludere) süreçleri yüzünden Deniz Kuvvetleri’nde ve Hava Kuvvetleri’nde baş gösteren ‘moral yetersizliğinin’ ve ‘ataletsizliğin’ Yunanistan Silahlı Kuvvetlerince ‘kayıt altına’ alınmış olduğunu vurgulamıştık.

Türkiye toplumu kritik seçim sürecine hazırlanırken, Genelkurmay Başkanı’nın aniden rahatsızlığını beyan edip izne ayrılması gündemin ana maddelerinden bir tanesine dönüştü. Haberin yayılmasıyla beraber, Ankara kulislerinde Genelkurmay Başkanı’nın istifa etmiş olabileceği olasılığı yankılanmaya başlandı. Türkiye’nin medya kulisleri yeni dönemde Aksaray-Genelkurmaylık ilişkilerini bu eksende ele almaya başladılar.

Kişisel kanım Genelkurmay cephesinde gözlemlenen ‘elektriklenmenin’ bir şahsa indirgenemeyeceği yönündedir. 21.yüzyılın başlarında, 93.yaşındaki cumhuriyet gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri de yapısal sorunlarla karşı karşıya kalmış durumdadır:

• Siyaset cephesinde yüksek tonda süre gelen restleşmeler ister istemez TSK’yı da etkilemektedir. TSK’ın yüksek kademeleri her ne kadar siyasi hesaplaşmalardan uzak durmaya çalışsa da, TSK ‘mafya hesaplaşmalarını andıran’ çatışmaların ana odağındadır.

• TSK’ın 21.y.y.’a ayak uydurma adına gerçekleştirdiği adımlar, Ankara’da ‘otoriterleşme’ ve ‘tek adam’laşma tartışmalarına denk düşmüştür.

• Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘laik, demokratik ve sosyal devlet’ özellikleri 21.y.y.’da tartışılır olmuştur. Geçmiş dönemlerde, bu alanlardaki anomalileri fırsat bilip siyaset kurumuna müdahale etme geleneği geliştirmiş olan TSK’nın yeni dönemdeki ‘nihai’ duruşu ve ‘cevabı’ ne olacaktır?

• Ergenekon ve Balyoz süreçleri yüzünden TSK’ın alt üst olan kadroları, emir-komuta zincirleri meseleleri hala gündemdeki yerlerini korumaktadır. Meselenin bir de insani boyutu söz konusudur: Bu süreçler yüzünden yok yere hayatları son bulan, hırpalanan, ‘tecavüzlere’ maruz kalan subayların hakları nasıl korunacak?

• Halep (Kerkük)-Suriye-Libya eksenli, siyasal iktidarın uygulamaya soktuğu senaryolarda TSK’ın rolü nedir? Bu soru babındaki kutuplaşmaya dikkat etmek zorundayız.

• Kürt Meselesinin odağında yer alan ‘özerklik’ meselesinde TSK-hükümet fay hattındaki gerilim ülkeyi nereye sürüklemektedir? Bu gerilimin olası sonuçları nelerdir?

• Ege ve özellikle Kıbrıs konusunda TSK son sözünü henüz söylememiştir. Yeni süreçte karargahın tavrı ne olacaktır?

• Son bir sual: TSK bölgenin genelindeki son gelişmeleri ve özellikle Mısır’daki darbe sürecini nasıl okuyor?

Yukarıda özetlemeye çalıştıklarımız, meselenin sadece Genelkurmay Başkanı’nın ‘rahatsızlığı’ boyutuna indirgenemeyeceğini gözler önüne sermektedir. Yeni süreçte ‘Genelkurmay Başkanı istifa eder mi?’ sorusundan daha önemli, üstünde ısrarla durmamız gereken sualler silsilesiyle karşı karşıyayız. 93.yaşındaki cumhuriyetin derin bir sistem krizine sürüklendiği bu süreçte, TSK’ın ‘sancılarını’ elimizden geldiğince ‘objektif’ ve ‘ideolojik zorlamalardan ırak’ bir şekilde ele almak zorundayız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here