Evkaf’ın Su Meselesi ve TC ile Kriz

0
104

En baştan söyleyeyim; uzun zamandır ki, Kıbrıslıların, Türkiye’yi stratejik bir ortak olarak görmesi gerektiğini savunmaktayım. Hem Türklerin hem de Rumların… Ancak stratejik ortaklık, birbirinin hak ve hukukuna saygı duyan ülkeler arasında kurulan, ekonomik, siyasal ve kültürel ilişkilerle mümkün olabilir. Fakat, Kıbrıslılar kendi aramızda ve Türkiye ile olan ilişkilerde üç çeyrek asırdır ki kavgalıyız. Türkiye de Kıbrıslılar da birbirimizin hukukuna saygı duymayı öğrenemediğimiz sürece de kavga devam edecektir. Bunu değiştirmek için herkese görev ve sorumluluk düşmektedir.

Bir türlü bitirilemeyen işleri tanımlamak için “Evkaf’ın Su Meselesi” deyişi kullanılır. Bu kez, bu terim Türkiye’den adaya getirilen su için söylenir oldu. Çünkü 2010’da TC ve KKTC arasında imza edilen antlaşmaya karşın, suyun işletmesi konusu bir karara bağlanabilmiş değil.

Su konusunda TC ve KKTC Hükümetleri arasında son beş yıldır yaşanan gel-gitler, nihayetinde “kriz” aşamasına geldi. Bazıları, sorunu kriz olarak tanımlamakta çekince gösterebilir ama durumu “kriz” kelimesi dışında tanımlamak olası değildir. Hele ki, Sayın Davutoğlu’nun beyanatından sonra: “Su bizim için ekonomik değil, psikolojik ve staratejik derin bir projedir.”

Su konusu, “KKTC yönetimi için bir kriz konusudur” kanımca. Buna göre de bir kriz yönetimi gerekmektedir. Kriz yönetiminde önce güçlü bir kadro, işini iyi bilen bir kadro gerekir. Buna ilave olarak bu kadronun güçlü bir halk desteğine ve güçlü ittifaklara ihtiyacı vardır. İşte bizim siyasetin çöktüğü nokta burasıdır. Yani arkasında halk desteği olan güçlü bir siyasal kadroyu ortaya çıkaramamak!

Siyasal iletişim teknikleri elbette çok önemlidir ama yurttaşlar sadece iletişim taktikleriye sevk ve idare edilemezler. Şeffaflık ilkesi ve katılımcılık egemen kılınarak, halk diplomasisi ile masabaşı diplomasi entegre edilmelidir. Yoksa Türkiye’nin bazen sivil bazen de askeri dayatmalarıyla baş edemezsiniz.

Şunu anlamakta zorluk çekiyorum; bazı siyasetçilerimiz Türkiye’nin avukatlığına ya da yardakçılığına soyunuyorlar ya! Türkiye’nin sizin avukatlığınıza ihtiyacı yok ki. Kendi istediğini söylemeye ve yapmaya muktedirdir zaten. Yardakçılık hem Türkiye nazarında hem Kıbrıs Türkleri nazarında sizi itibarsızlaştırır.

Su meselesinde Türkiye inisiyatif almış, suyu getirmiştir. Teknik detaylar ayrı bir konudur, ama suyun Güzelyalı pompa istasyonundan kullanıcılara ulaştırılmasının sorumluluğunun KKTC yönetimine ait olması, Sayın Davutoğlu’nun dediği gibi aynen, “stratejik ve psikolojik derin bir proje’dir”, Kıbrıslı Türkler için de… Bu nedenle KKTC Hükümeti’nin Ankara ya da Lefkoşa’da bunun aksi bir karara imza atması mümkün değildir. Hükümet ya rüştünü ispat eder, ya da erken seçim süreci hız kazanır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here