Etki – Tepki, TC ve Kıbrıslıların İsyanı!

0
85

Bir taraftan güya Kıbrıs Sorununun müzakereler yoluyla çözülmesine aktif destek veriyor görünen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bir taraftan da KKTC’ye dayattığı sosyo-ekonomik ve kültürel sosyal mühendislik projeleriyle, Kıbrıslı Türklerle arasındaki gerilimi tırmandırmaktan geri durmuyor. Bu durum bizim aklımızın kesmediği derin bir stratejinin parçası mı, yoksa Kürt meselesi, Suriye politikası, Rusya ve AB ile ilişkiler meselelerinde olduğu gibi akıl dışı savrulmalar mı bilemiyoruz!

Su projesi, Ekonomik ve Mali Protokol, Gençlik ve Spor Koordinasyon Ofisi, Elçilik ve Yardım Heyeti’nin gündelik uygulamaları, iç güvenlikle ilgili getirilmek istenen anti-demokratik yasal düzenlemeler konuları, “yavru kedi’ye” çevirdikleri Kıbrıslı Türkleri, köşeye sıkıştırmak anlamı taşımaktadır.

Yeni kurulan KİYED (Kıbrıs İşinsanları, Yatırımcılar ve Ekonomi Derneği) Başkanı Sayın Erdil Nami’nin, yıllardır uygulandığı şekliyle TC yardımlarının, Kıbrıslı Türklerin “sözde” kalkınmasına olan katkısını sorgulama noktasına geldiği bir ortamda, BEY (Bayraktarlık, Elçilik, Yönetim) Faşizmi ve Celâl Hordan şarlatanlığının hortlatılmaya çalışılmasının kime ne yararı olabilir ki?

Bin yıllık imparatorluk geçmişleriyle övünen günümüz Türkiye yöneticileri, yakın geçmişten bile ders almamışa benziyor. Ama bu “yavru kedi” muamelesi yapılan Kıbrıslı Türkler, kimleri kimleri çeşmeye susuz götürüp susuz getirmiştir geçmişte, bir araştırsalar hele!

Bu memlekette, adı “Türkiye’nin adamı’na” çıkan hiçbir politikacı, “dürümemiştir”; dürüyememiştir. Bazılarının, “Denktaş” dediğini duyar gibiyim. Hayır yanılıyorlar; rahmetli Denktaş, Rumları ve kendine muhalif olan Türkleri dövmek için, en büyük “değnek” olan Türkiye’yi kullanmaktan başka birşey yapmamıştır. Hatta hatta beğenmediği Türkiyeli asker ve sivilleri bile, Türkiye değneği ile dövmekten de uzak durmamıştır. Denktaş, “Türkiye’nin adamı” olarak nitelenemez; ancak, ideallari için Türkiye’yi kendine tabi kılan bir siyasi şahsiyetti.

Kısa geçmişe bakınız bakalım, İrsen bey, Turgay Avcı bey ve benzeri misyon yüklenenlerle, “Türkiye otur derse oturur, kalk derse kalkarım” diyenler, şimdi nerelerdedirler. Yakında Serdar ve Hüseyin Özgürgün beylerin de akibeti farklı olmayacaktır.

Bu noktadan sonra sözü, günümüzün önemli düşünürlerinden Terry Eagleton’a bırakmak istiyorum. Eagleton’ın, bir anlamda, dünyanın diğer coğrafyalarından pek farklı olmadığımızın ifadesi de olan çok çok anlamlı bu sözleri, hem Kıbrıslı Türklere, hem de Kıbrıslı Türklere, “yavru kedi” muamelesi yapmaya yeltenen, eskimiş BEY Faşizmi meraklısı ve modası geçmiş Celâl Hordan özentili tiplere, önemli dersler verecek bir içerik taşımaktadır.

“İdeoloji üzerine yapılan bir çalışma, başka şeylerin yanısıra, insanların nasıl olup da kendi mutsuzlukları üzerine yatırım yapabilir hâle gelebildiklerine ilişkin bir sorgulamayı da içerir. Baskı altına alınma bazen beraberinde cüzi ödüller getirdiği içindir ki bazen bu duruma katlanmaya hazır oluyoruz. En etkili baskı kuran kişi, buyruğu altındaki insanları kendi iktidarını sevmeye, arzulamaya ve kendilerini onunla özdeşleştirmeye ikna edebilmiş kişidir; bu nedenle, her politik kurtuluş pratiği, özgürleşme biçimlerinin en zoru olan, kendimizi kendimize karşı özgür kılmayı içerir. Bununla birlikte hikâyenin öteki yüzü de aynı derecede öneme sahiptir. Çünkü, söz konusu baskının, kurbanlarını tatmin etme konusunda uzun süre başarısız kalması durumunda kurbanlar, bir gün kendisine karşı ayaklanacaklardır. Eğer sefalet ile marjinal zevkin muğlak bir karışımıyla yetinmek rasyonel ise, sefaletin refahtan gözle görünür ölçüde fazla olması durumunda isyan etmek de, hele bu isyan sonucunda kazanılacak olan şeyler kaybedileceklerden daha fazla gibi görünüyor ise, aynı ölçüde rasyoneldir.” (Terry Eagleton, İdeoloji, 3. Basım, 2011, Ayrıntı Yayınları, İstanbul. s. 14)

Kıbrıslı Türkleri, isyan etme noktasına sürüklemek, acaba hangi aklı evvelin “derin stratejik ve psikolojik projesi’dir”, öğrenmek hakkımızdır. Türkiye’de Sayın Davutoğlu tasfiye edildikten sonra, bu derin stratejik işlere kim bakıyor acaba, bilen var mı?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here