Erdoğan Üzerinde Oyunlar Oynanıyor

0
56

Bu kısa değerlendirme yazımıza bir noktaya açıklık getirerek başlayalım. Türkiye’deki sosyal ve siyasi kutuplaşmayı göz önünde bulundurarak önemli bir olgunun altını çizmiş olalım: Geçmiş ve bugün itibariyle Türkiye’de Ak Parti Hükümetlerinin sergilediği bir çok politikanın ve inisiyatifin karşısında durduk ve durmaya devam ediyoruz. Kürt ve Alevi Meselelerinde, demokratikleşme ve özgürlükler noktasında, otoriterleşme tartışmalarında, sosyal ve sınıfsal meselelerde, Türkiye’de iktidarda olan parti ile aramızda bir uçurum var olmaya devam ediyor. Gezi Sürecinde devletin sergilediği ‘ataerkil’ refleksleri kanıksayamadığımız, Berkin’in katlini unutamadığımız gibi (Aleksis’in acısını unutmadığımız gibi) bugün Türkiye’nin içine sürüklenmiş olduğu şiddet sarmalında içimize sindiremediğimiz birçok mesele ve gelişme, nev-i şahsımıza münhasır olarak, gündemimizdeki yerini korumaya devam ediyor. 

Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu Hükümetleri ile türlü görüş ayrılıklarımıza rağmen son dönemde özellikle dış kulvarlarda gündeme gelmiş olan bazı gelişme ve olguları takip etmeye ve tahlil etmeye devam ediyoruz. Türkiye son haftalarda terör saldırılarının ve korkusunun yarasını sarmaya, ülkenin güneydoğusunda sivil, asker ve polis ölümlerine ağlamaya devam ederken, dış karar alma mekanizmaları, batılı ve bölgesel bazı başkentler ve yöneticiler Türkiye ile ilgili bazı senaryoları gündemlerine almış durumdalar.

Lefkoşa’nın güneyinde, Atina’da, Tel Aviv’de ve batılı bazı başkentlerde Türkiye ile ilgili olarak ‘önümüzdeki bir kaç ay içerisinde tarihi ve belki de ummadık gelişmeler yaşanacak’ kanısı artık yaygın kanıya dönüşmüş durumda. Bu tip görüşlerin kesişme noktası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi geleceği ve Türkiye gündemine yerleştirilen yeni anayasa tartışmaları.

Erdoğan’ın attığı adımlardan ve siyasi hırsından hoşnut olmayan bazı yabancı çevreler ‘Mısır modeli’ olarak adlandırabileceğimiz alternatif senaryolar üzerinde kafa yormaktalar. Mısır’da Müslüman Kardeşler Hareketinin başına gelenler anlaşılan birileri için yol gösterici mahiyete bürünmüş durumda. Beri yandan, bu tip senaryoların savunucuları Kürt Meselesindeki gelişmeleri de kendi perspektifleri doğrultusunda okumak için çaba sarf ediyorlar. ‘Erdoğan diretirse karşısına bölünme senaryosu çıkar’ AB ve bölge başkentlerinde özellikle diplomasi ve istihbarat kulvarlarında dillendirilmeye başlanan ana mesele.

Yukarıda kısaca değinmiş olduğumuz, dış karar alma mekanizmaları menşeli senaryolar aslına bakacak olursanız bugünlerde Türkiye’de sıkça dillendirilen senaryolardan, temelsiz ve ispatlanması zor ithamlardan pek de farksız değil. Anlaşılan gerek Türkiye’de gerekse de dış kulvarlarda bazı kesimler kıyasıya bir iktidar ve rüştünü ispatlama yarışına tutuşmuş durumdalar. Taraflar ellerindeki tüm imkanları, tüm antidemokratik araçları ve zorlamaları kullanmak için fırsat bekliyor. Tabii bu tip ‘zorlamaların’ esas mağduru her zamanki gibi Türkiye ve bölge halkları olamaya devam ediyor.

Genel hatlarıyla, göreceli özet bir şekilde değinmeye çalıştığımız meselenin bir de Kıbrıs boyutu bulunmakta. Dikkatli okuyucularımızın çok iyi bildiği üzere, son dönemlerde Türkiye’de, iktidar çevrelerince 2014 yılının sonlarından itibaren ‘terör örgütü’ olarak nitelenen nüveler eksenli olarak bir ‘Kıbrıs elden gidiyor’ kampanyası yürütülmeye çalışılıyor. Aslına bakılacak olursa bu kampanyanın son haftalarda dış kulvarlarda dillendirilen türlü senaryolarla birebir ilişkisi bulunmakta. Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını kanıksamayan bazı çevreler ellerindeki tüm kozlarla, Türkiye’nin tüm hassasiyetleriyle, iktidara yüklenme derdinde. Aslında bu senaryoyu bizler daha önce Kürt Meselesindeki müzakere sürecinde görmüştük. KCK-Milli İstihbarat Teşkilatı menşeli görüşmelerin basına sızdırıldığı dönemde Ankara oldukça kararlı bir duruş sergilemişti. Bu noktayı akıllarda tutarak şunu sormak durumundayız: Kıbrıs’ta olur da önümüzdeki aylarda bir sürprizle karşılaşırsak Ankara aynı kararlı tutumu yeni referandumda sergileyebilecek mi? ‘Şimdilik’ şerhini düşmek kaydıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan-MHP hattındaki ilginç mesajları göz önünde bulundurarak ve Kürt Sorunu merkezli olarak Ak Parti’nin muhafazakar ve milliyetçi çevrelerden devşirdiği oyları da hesaba katacak olursak bu soruya olumlu bir cevap verecek durumda olmadığımız görülür. Umarız birileri tez zamanda ‘Ak Parti ve Erdoğan milli meselelerde geri adım atıyor’ retoriğini, başta üzerinde durduğumuz ‘dış merkezlerde Erdoğan eksenli oyunlar planlanıyor’ mesajımızla beraber değerlendirir…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here