‘E-devlet’ mi, ‘P-devlet’ mi?

0
48

Hak arama eylemlerini de; hak arayan eylemcileri de hep sevmişimdir…

Atina’da Sindağma meydanında kalın tabanlı özel botlarını yere vura vura “emperyalizme ve kapitalizme geçit yok” diye bağıran gençleri izlerken, kaldırımdan asfalta kayarak aralarına katılmak müthiş heyecan vericiydi…

Kopenhag’ta kol kola girmiş, siyah kotlu, yüzleri maske ile kapatılmış, düzgün sıralarla ve marşlar okuyarak geçen gençlerin yaydığı enerji, insanı derinden sarsıyordu…

Londra’da Kanada Büyükelçiliği’nin önünde, fok balıklarının katledilmesine izin veren Kanada hükümetini protesto etmek için balık kiyafetli eylemcilerin kanlar içinde yerlerde tepinmeleri ürpertici ve kahrediciydi…

Geçen Cuma günü çiftçilerin Tarım Bakanlığı’nı “basması” ne yalan söyleyeyim, pek de hoşuma gitti…

Bakan’ı odasında hapsetmeleri çok “akıllıca” bir işti ve “ses getirici”ydi…

İnsanımız zaman zaman gerçekten bunalıyor, sabrı taşıyor…

Geçen gün “E-devlet”le ilgili Başbakan Özgürgün’ün de katıldığı bir tören düzenlenmişti…

Yurttaş artık işlemlerini “internet” üzerinden yapacak, hatta imzasını bile “elektronik” olarak atacak…

“İnananın da…” dedirtecek, insanı çileden çıkaran bir “yalan-dolan” gösterisinden başka birşey değildi açıklananlar…

Bizi, kaçıncı kez kandırıyorlar…

Neredeyse 20 yıldan beridir; ikide bir “E-devlete geçiyoruz” diye açıklamalar yapıyorlar… Bir parti geliyor, bu konuda ortaya bir “proje” atıyor, milyonlarca dolar harcadıktan sonra da “dişe dokunan” bir sonuç olmadan balon sönüyor…

Bir başkası geliyor, o da yeniden “balon”u şişiriyor… O da Türkiye’nin paraları ile ihaleler açıyor, milyon dolarlar harcadıktan sonra da çekip gidiyor…

Bu amaçla satın alınan ama işe yaramayan bilgisayar programları, yarım bırakılmış, başarılamamış projelerin cihazları kocaman ve atıl bir “servet” olarak devlet dairelerinin bodrumlarında çürüyor…

İşte bu “ahval ve şerait içinde” Başbakan’ın “E-devlet” propagandası yaparak tören düzenlemesi, “E-imza” atması, gerçekten bizi “ahmak” yerine koyması demektir…

Bu yüzdendir ki, birileri bu “E-devlet” törenini basmalı ve bu ayıbı, siyasetçinin yüzüne vurmalıydı” diye hayıflanıyorum…

Madem ki, meclis denetim görevini yapamıyor, madem ki bu işe harcanan paraların kimse hesabını sormuyor, yurttaş “Artık canımı acıtıyorsun” diyebilmeli…

“Başka ülkelerde internet üzerinden kolayca çözülebilecek basit sıradan işler için bile beni ayağına çağırıyorsun” diyebilmeli…

Bugün, küçücük bir işletmeniz olsa, iki deftercik “fatura” bastırmak isteseniz, Maliye’ye gidip, form doldurmak zorundasınız… İki yıl sonra kullanacağınız faturanın bile “damga vergisi”ni peşin ödemek zorundasınız… Alt katta “vezne”ye para yatırıp “üst katta” sıraya girmek zorundasınız… Bugüne kadar bu işe internet üzerinden bir “çözüm” bulamayan devlet, üstelik her geçen gün bu “bürokratik” işlemleri de artırıyor…. İşi zorlaştırıyor ve sonra da Başbakan çekinmeden “E-devlet”le sizi bürokrasiden kurtaracağım” diyor…

İşte bu sinir bozucu ve inandırıcı olmayan tutumlar yüzünden Başbakan’ın o gösteri ve reklam kokan “E-devlet” törenini vallahi de billahi de, basasım geldi…

Bir örnek daha: Bir matbaa işletmesinin “KDV evrağı” basabilmesi için her yıl “Deveye hendek atlatması” gerekiyor…

Önce, bir bankadan “Teminat Mektubu” alacaksınız… Banka bir yığın evrak istiyor tabii… En önemlisi “Şirket onay belgeleri”… Bunu alabilmek için “Şirketler Mukayyitliği’ne başvuru yapmanız gerekiyor. Mukayyitlik, muhasebecinizden bir yığın imzalı, mühürlü, pullanmış evrak talep ediyor. Bunları da aldınız diyelim… Yetmedi… Muhtarlıktan, iki azanın da imzası bulunan “İkamet Belgesi” de alacaksınız… O da pullu olacak…

Maliye, her yıl “KDV evrağı basacak” şirketlerden bir de “Temiz Kağıdı” istiyor… Bunun için de Polis’e müracaat edeceksiniz… 2 adet fotoğraf, şu kadarlık damga pulu ve bir de dilekçe… Ama “isbat-ı vücut” şart… Yani polise “direktör”ün kendisi gidecek, formu orada dolduracak…

Hepsinden komiği şu: Vergi Dairesi, sizden bir yığın evrak yanında bir de “Devlete borcu yoktur” yazısı talep ediyor…

Yazıyı kimden alacaksınız? Aynı daireden… Yani dairedeki dört beş odayı gezecek, imza toplayacak ve aynı dairenin bir başka odasına teslim edeceksiniz…

Tam bir Aziz Nesin’lik komedi…

Memura soruyorsunuz: “Siz bilgisayarınızdan, benim borcumun olmadığını görmüyor musunuz?”

“Görüyorum” diyor memur… “Ama gene de siz bize yazılı getirin… Kural böyle…”

15-20 yıl önce “E-devlet” diye yola çıkmıştık… Onu başaramadık… Ama “P-Devlet” konusunda epeyi yol aldık…

İnsan gerçekten isyan ediyor… Bu “E-devlet”çilerin yalan-dolan gösterisini basmak, harcanan ve işe yaramayan milyon dolarların, bugüne kadarki gecikmenin, insanımızı devlet kapılarında süründürmenin hesabını sormak gerçekten harika olurdu…

Tıpkı çiftçilerin yaptığı gibi…

Hak etmiyorlar mı?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here