Dünya Sistemini-Yaşamı Değerlendirme İhtiyacı !

0
308
Muhittin T. ÖZSAĞLAM yazdı: Federasyon: Ortak Devlet !

Soğuk Savaşın ardından dünya sistemini analiz edip değerlendirme adına çok şey yazıldı ve söylendi… Kıbrıs’ta dünya sistemini kapsamlı bir şekilde değerlendirme bağlamında sınıfta kaldığımızı söylebiliriz!

Sınıfta kalışımızın başlıca sebebi  ise kimi zaman dünyayı sarayönünden ibaret sayma halimiz…

Dünya sistemi karmaşık, karmaşık olduğu kadar da bazı noktalarda belirgin! Sistemi değerlendirirken çok boyutlu bir bakış açısına sahip olmalıyız…

Teknolojik gelişmeler, ekonomik ve sosyal ilişkiler-sorunlar bugünkü siyasi düşünme biçimini ve dünya sisteminin şekillenmesinde önemli rol oynuyor… Teknolojik gelişmenin dışında elbetteki felsefi arka plan ve sosyolojik gerçeklikler, devletlerin ve toplumların politiklarının şekillenmesinde önemli rol oynamaktadır.

Soğuk Savaş sonrası iddialardan birisi de “İdeolojiler öldü” iddiasıydı… Ancak  “idelojiler öldü” veya “ideolojik savaş yok”,  iddiasına ek olarak liberalizmin dünyanın nihayi sistemi ve ideolojisi olduğu iddiası da ortaya atıldı… Bu iddiaya göre nihayi sisteme ulaşılmış ve dünyaya sulh-refah hakim olacaktı… Diğer bir deyişle “ Herşey çok güzel olacak” filmini anımsatan bir söylem !

Dünya genelinde yaşanan süreçler her iki iddiayı da yalanladı… ideolojilerde farklılaşmalar olsa da varlıklarını devam ettirdiler, öyle ki uluslararası alanda çatışmaların bir nedeni de ideolojik farklılıklardır…  Neo-Liberalizm ise ekonomik ve sosyal alandaki refah ve mutluluğa ilişkin iddialarını karşılayamadı… Özellikle 2000’li yıllardan itibaren ABD hegemonyasındaki liberalizmin karşılaştığı direnç ve sebep  olduğu sosyal problemler (göç, etnik-bölgesel savaşlar) dünya sistemini daha karmaşık bir hale sokmuştur…

Liberal ekonominin ve Çok Uluslu Şirketilerin karşısında devlet merkezli ekonomik yapısıyla Rusya, Çin ve Brezilya gibi ülkeler direnç göstermeye başlarken, doğal kaynaklara hakim olma bağlamında jeopolitik savaş da zirveye çıkmıştır.

Irak, Suriye, Mali ve Ukrayna gibi coğrafyalarda etnik çatışmalar ve terör günlük yaşamın parçası oldu.

Terör kullandığı yeni metotlarla-teknolojiyle tüm insanlığın yaşamını negatif etkilerken, dünya sisteminde terör örgütleri negatif bağlamda birer aktör olmaktadırlar…

Yukarıda bahsettiğim ekonomi politiğe ve ideolojiye bağlı çatışmalar devam ederken, teknolojik gelişme de günlük yaşamı yeniden şekillendiriyor…

Bilişim teknolojisinin gelişmesi bilgiye ulaşmayı kolaylaştırırken günlük yaşamdaki sosyal ilişkilerimizi ise kimi zaman negatif etkilemektedir…

Teknolojik gelişmenin makineleşme ve kol gücünü azaltan sürece etkisi de yadsınamaz… Hal böyle olunca da “beyin emekçileri” sınıfının genişlemesi söz konusu olmaktadır. Teknisyeninden, bilgisayar programcısına ve mühendisine kadar emekçi kitlelerin özellikleri de değişmektedir… Bu noktada da “verimli-yararlı emek” kavramı da ortaya çıkmaktadır… Kol gücüyle yapılacak işin teknoloji kullanımıyla daha kaliteli ve daha kısa sürede tamamlanması söz konusu olmaktadır.

Dünya sistemi karmaşık bir halde, bir yanda teknolojik gelişmeler insanlığın geleceği üzerine yararlı bir şekilde kullanılmayı beklerken, gelir dağılımındaki uçurum, silahlanma, etnik çatışmalar,  terör ve çevre sorunları ön plana çıkıyor…

Yönetimlerin ve toplumların kafa yorması gereken konular günden güne artıyor… Teknolojik gelişimin yanına sosyal değerlerin de eklemlenmesi bir elzemdir…

Bu konulara dair bizler de toplum olarak daha fazla kafa yormalıyız. Diğer bir deyişle derinlikli düşünmeliyiz…