Duncan “İngiltere Türkiye’nin sondaj planlarına karşı”

0
222
LONDON, ENGLAND - OCTOBER 31: Minister of State for International Development Alan Duncan presents at the closing ceremony of the World Islamic Economic Forum at ExCel on October 31, 2013 in London, England. (Photo by Miles Willis/Getty Images for 9th World Islamic Economic Forum)

İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın, “Kıbrıs sorununun çözümünün en iyi yolunun, Ada’nın güvenliğine ve bölgesel istikrara katkı sağlayacak, uluslararasında kabul gören iki toplumlu federasyon olduğu” görüşünü ortaya koyduğu yazılı cevap gönderdiği haber verildi.
Haravgi’ye göre İngiltere’de yaşamakta olan 11 Rum’un, Mayıs ayında Dışişleri Bakanı Jeremy Hant’a gönderdiği mektuba verilen yazılı cevapta, İngiltere’nin “Kıbrıs’ı yeniden birleştirecek adil ve sürekli bir çözüme desteğinin devam ettiği, böyle bir çözümün ticaret, yatırım ve turizm imkanları ile enerji ve ekonomik işbirliklerini artıracağı” görüşü ortaya konuldu.
Cevap yazısında “Kıbrıs’taki toplumların karşılıklı yüzleştiği sıkıntıların aşılmasının  en iyi çözüm yöntemi, kapsamlı bir çözümdür. Londra, iki tarafın anlaşabileceği herhangi bir uzlaşıya açıktır” denildi.
“KIBRIS’IN MEB’İNDEKİ DOĞAL KAYNAKLARDAN YARARLANMA EGEMENLİK HAKKINI TANIYORUZ”
Aynı gazeteye göre İngiltere’de yaşayan Rumların örgütlü bulunduğu “Birleşik Krallık Kıbrıslılar Ulusal Federasyonu” Başkanı Hristos Karaolis,  İngiltere Avrupa Bakanı Sir Alan Duncan’ın kendisine mektup göndererek İngiliz hükümetinin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sondaj yapma planına karşı olduğunu ilettiğini  öne sürdü.
Karaolis, Sir Alan Duncan’ın, Rum tarafında büyük tepkiye neden olan Doğu Akdeniz’le ilgili açıklamasıyla ilgili gönderdiği mektubuna karşılık cevap  mektubunda, İngiltere hükümetinin Türkiye’nin sondaj planlarına karşı olduğunu, Rum tarafında tepki çeken konuya da Londra’daki Türk büyükelçi ile, bölgede yükselen tansiyonun düşürülmesi maksatlı görüşmesinde değindiğini ilettiğini  açıkladı.
Sir Alan Duncan mektubunda, İngiltere’nin Rum yönetiminin tek yanlı ilan ettiği “Münhasır Ekonomik Bölge’deki doğal kaynaklardan yararlanma egemenlik hakkını tanıdığını tekrarlayarak, mesele için “şiddet, militarizasyon veya zorlama değil uluslararası hukuka uygun diyalog yolunun kullanılması gerektiğini” ifade etti.