Devletin duyguları değil aklı vardır

Devletin duyguları değil aklı vardır
Haber İçi Üst 745×140

 

 

Duygusal olmak, bir soruna hislerinizden yola çıkarak çözüm aramak yanlıştır.  Hele de toplumsal meselelerde mantık yerine duygu, gerçekçilik yerine hayallerle problem çözmek en yanlış tutumdur.

 

Kıbrıslıtürklerin, özellikle genelde yaşı ileri kişilerin duygusal olduğunu gözlemliyorum.  Belki de bu durum her toplum için geçerlidir.  Her jenerasyon yaşadığı travmalarla ve zaferlerle farklı bir anlayışa sahip oluyor.  Mesela Soğuk Savaşın ilk yıllarında inanılmaz bir doğu-batı çatışması ve korkusu hakim.  1960ların sonuna gelirken ve İkinci Dünya Savaşı’nın özneleri yavaş yavaş kenara çekilirken farklı bir psikoloji hakim oluyor toplumlara.  Nefret ve korku yerini merak ve barış isteklerine bırakıyor.

 

Kıbrıs’daki durumu da buna benzetiyorum.  Sohbet ettiğim kişilerde 60 yaş ve üstünün anıları hala çok canlı.  Onların bakış açılarından ‘öldürülmek, kaçmak ve savaşmak’ halen geçerli olgular.  Kendimi onların yerine koyduğum zaman onlara da hak veriyorum.  Böyle bir travmanın arkasından, bunu size yaşatanlar ile barışı konuşmak akıllara durgunluk veriyor.  Ancak Kıbrıslıtürklerde de Kıbrıslırumlarda da yeni bir jenerasyon var.  Bu jenerasyon birbiriyle bağlantı kurmadan büyüdü.  Kıbrıslırumların 1974 haksızlıkları dışında kimlik, pasaport, dış dünya ile ilişkilerinde bir sıkıntı yok.  Kıbrıslıtürklerin ise 1974 sonrası biten bir savaş ve mücadeleye rağmen başka bir büyük mücadele içine girdikleri Kıbrıs’da gayet bilinen ama Türkiye’de hiç bilinmeyen bir gerçek.  Bu mücadelenin üstü seneler içinde örtbas edildi.  Gerek Türkiye gerekse KKTC yönetimi, yapılan yanlışları değil konuşmak yanlışlardan oluşan bir bozuk düzeni tozpembe gibi lanse ettiler.  Şimdi Kuzey Kıbrıs anormal olan her şeyi artık normal olarak kabul ediyor.  Ve bekliyor.  Beklemek ve sabır işinde bu kadar usta bir toplum yoktur herhalde.

 

Ancak toplumsal hayatın hiçbir noktasında artık beklenecek bir durum yoktur.  Toplumsal hayat dış dünya ile temas olmadan hiçbir anlam ifade etmiyor.  Öğrencileriniz, hocalarınız, iş insanları, ev hanımları ve bakanlar ‘ülkeden’ değil ‘komşu’dan uçağa biniyorsa, ‘komşunun’ kimliği ve pasaportunu kullanıyorsa, fikir ve zihniyet ve medeniyette ‘komşuya’ yakınsa sizin ülke zaten yoktur.  Sizin ülkenin vatandaşlığı ayağa düşmüşse, sınırlarınız var ama aslında yoksa, sizin üniversiteleriniz denklik alamıyorsa; daha ben ne diyeyim?

 

Yazının başında duygusallık dedik.  Duygusallık, KKTC ismine bağlılıktır.  İsme bağlanmak yanlıştır.  Siz isme mi bağlısınız yoksa kültürünüze mi?  Kıbrıslıtürklerin direnci ne bir isimle ne de 150 senelik mücadelede farklı kültürlerle çarpışmasında bozulmadı.  İnancı, hayat anlayışı, folklörü, yemekleri ve diliyle sapasağlam duruyor.  KKTC, ne yazık ki bozuk bir yapı, olmayan ve olamayacak bir yapı.  44 sene daha beklemenin manası nedir?  Bu ada bütün Kıbrıslıların vatanı ise adaya sahip çıkalım.  Adanın belirlenen yüzdesini neden kabul ediyoruz?  Mecburiyetten değil mi?  Buna mecbur bırakılmak sayıca azlığın korkusu veya beyinlere işlenmiş ‘yavruluğun’ getirdiği bir psikoloji olabilir mi?  Biraz düşünün derim.  Federal Kıbrıs içerisinde Kıbrıslıtürklerin kendi kendilerini idare edecek olması çok büyük bir adımdır.  Federal Kıbrıs’ın Cumhurbaşkanı’nın bir Kıbrıslıtürk olması çok büyük bir gururdur.  Yarın öbür gün AB’nin başında bir Kıbrıslıtürk de olabilir.  Çocuklarımıza bu yolu açabiliriz.  Kendi içimizde o festival bu festival koşturuyoruz çünkü varlığımızı bunlarla ispat ediyor ve tatmin ediyoruz.  Ama bu aynı zamanda çok acıklı bir görüntü ve durum.  Durumu düzeltecek olan bizlerden liderliğe yapılacak baskıdır.  Barış tüm bölge ülkelerini kalkındıracak kapasiteye sahiptir.

Türkiye’nin, aslında çok da istemeden, 1980li yıllardaki emrivaki ile KKTC bünyesinde, içine girdiği bu yük Türkiye’ye de fazla geliyor.  Şimdi aşırı milliyetçiliğin norm olduğu Türkiye’de bu konuşulmuyor ama devlet aklı duygusal değil, gerçekçidir.  Anlık söylemlerle, sloganlarla dış politika yürümez.  Bunların ağır bedelleri vardır.  Aklı selim insanlar farklı senaryoları yazıp önlerine koyunca Federal Kıbrıs’ın tüm bölge için refah demek olduğunu görüyorlar.  Gönlüm şunu istiyor demek lüksü yoktur.  Gönlümüzün aklı yoktur.  Akıl ve strateji herşeydir.

Haber İçi Orta 745×140

Benzer yazılar

Haber İçi Alt 745×140