Demokrasi Kalabalıklarla Gelmez

0
64

 

UBP'nin tartışmalı kurultayı sona erdi.

Peşinen söylemek gerek;

UBP bu kurultayla birlikte çetin bir demokrasi sınavına girdi. Bu sınavdan geçer not aldı mı, yüksek bir not almadığını açıkça söylemek gerekiyor.

Şüphesiz ki, 6 binden fazla üyenin gelip oy kullandığı irade beyan ettiği bir kurultay parti içi demokrasi için hayatidir.

Ancak sadece kalabalıkların varlığı ya da kurulan sandıklar demokrasiyi getirmez.

Kurultay sürecinde yaşanan ve bu sınava gölge düşüren en önemli konu, şüphesiz Parti Meclisi seçim sonuçlarının bir hafta ertelenmesi. Bu skandal karara rağmen, adaylardan hiçbirinin kendi aralarında bunu dillendirmekten öteye bir tavır ortaya koyamaması.

Başkan adaylarından Nazım Çavuşoğlu, "hoş olmazdı" diyerek konuyla ilgili hukuki süreç başlatmak isteyenlere engel odluklarını, canlı yayında söylüyor.

Üye yazımlarıyla ilgili Genel Merkez odaklı bir kampanya yürütüldüğü en başından konuşuldu. 2 bine yakın üyenin partili olmadığı söylendi.

Genel Başkan adayları dahil, konuyu sadece bir propaganda malzemesi olarak kullanmayı tercih etti. Listeleri kabul ederek yarışa girdi.

Bütün bunlar partideki demokrasi reflekslerinin gelişmediğinin açık göstergesidir. "Partiyi demokratik yönetmiyor" denilen genel başkan suçlanırken, düzeni değiştirmeye aday olanların aynı suçu paylaştıklarının gerçeğidir.

Partiler bir ülkenin aynasıdır. Parti içi demokrasilerin gelişmesi ülke demokrasilerinin garantisidir.

Ama ülkeyi yöneten partinin demokrasi anlayışı buraya kadar gelebiliyor.

Parti yönetimine aday olanların da refleksleri buraya kadar dayanıyor. Yoksa kişiler neden aday olur? Partisini daha ileri taşıyabilmek için. Bu şekilde demokrasi katledilirken kimsenin sesi çıkmıyorsa orada durup düşünmek gerekiyor.

Koltuklar üzerinden kimlik kazanılacak temel hedefler olarak görülmemeli sadece.

O yüzden şimdi sadece "bizim örgütsel gücümüz dimdik ayaktadır, bir çırpıda 6 bin kişiyi toplarız" demek, tek başına demokrasi göstergesi değildir. Öyle olsa diktatörlükle yönetilen bütün Ortadoğu ülkeleri en ileri demokrasiyi yakalarlardı.

UBP delege sisteminden üyelik sistemine geçerek, demokrasi için önemli bir adım attı. Eroğlu karşısında yarışan Tahsin Ertuğruloğlu'nun kazanması halinde, en iddialı projesiydi üyelik sistemi. Yarışı kaybetti, partiden ayrıldı, şimdi geri geldi, bu konuda yola çıkan Özgürgün'e destek oldu. Partililer yeni sistemi benimsedi, oy verdi.

Parti Meclisi'ne seçilen üyelerin şimdi en büyük sorumluluğu, yetkili organların sağlıklı çalışması için irade ortaya koymak ve bu yeni üyelik sisteminin sağlıklı temelde şaibelerden uzak halde işlemesini sağlamaktır.

UBP'nin kurultayı Eroğlu- Küçük kavgası sonrasında yapılan ilk seçimli kurultay olması açısından da kritikti.

Parmağını şıklatarak parti işlerini yönetebilecek güçte bir lider olan Eroğlu, İrsen Küçük'ü siyaset sahnesinden uzaklaştırırken, Özgürgün konusunda yüksek bir irade koymadı. Ama kendisinin de temsil ettiği muhalefetle partinin bir yarısının temsilcisi olarak yerini aldı.

Hüseyin Özgürgün ustalıklı manevralarla savuşturduğu kurultay yarışını kazandı. Şimdi parti liderliğini kazanmak için çaba harcamak ve ortak paydada buluşmak zorunda.

UBP siyaset üretmek zorunda.

Bugüne kadar kah korku edebiyatı, kah sığ milliyetçilik üzerinden geliştirip temelde de ortak çıkarlar üzerine kurulan siyaset dönemi bitti.

Nasıl sol partiler için sadece çözüm talebi üzerinden gelişen siyaset dönemi bitmişse, sağ partiler için de çıkar politikası bitmiştir.

Kıbrıs sorunu başta olmak üzere, çözüm ve çözümsüzlük koşullarında ekonomi ve ülke yönetimine dair söyleyecek söz lazım.

Kalkınma ve ilerleme için vizyon koyabilmek, geleceği görebilmek lazım.

Yoksa kalabalıklar değil, siyaset ayakta tutar partileri.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here