Bu Kimin Edepsizliği, Tahsin Bey?

0
33

 

 

Emine Dizdarlı ezberi bozdu, erkin rahatına dokundu.

Uzun zamandır boş kalan, bugüne kadar çok yüksek sesle hesap sormayan Ombudsman makamı, hem ne kadar gerekli bir merci olduğunu, hem de atamanın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı.

Ombudsman Emine Dizdarlı, Ercan'da denetim hizmetleri için 11 milyon 250 bin Dolarlık ihalesiz bir hizmet alımı olduğunu açıkladı.

Hizmet alınan şirketlerin isimlerini verdi, şirketlerle ilgili bir değerlendirmede bulunmadı ama söz konusu hizmetin pekala ülkeden de alınabileceğini ve bu kadar yüksek bedeller ödenmeyeceğini söyledi.

Sorduğu sorular basit;

Neden ihalesiz olarak bu şirketler seçildi?

Bu şirketler elden teklif vermişse, konuyu nasıl duydu?

Ve özel bir şirket olan T&T istediği yerden hizmet satın alabilme özgürlüğüne sahipken, neden Bakanlar Kurulu böyle bir dayatma yaptı?

Bu konu karşısında ilgili bakan, yüzü kızaracağına, "bu soru sorma şekli edepsizdir" diyerek, halka karşı en büyük edepsizliği yapıyor.

Reform yapıp sosyal adaleti sağlama iddiasıyla görevde olan Başbakan, bu edepsizliğe ortak olarak bu sorular neden bize sorulmadı diyor.

Allah aşkına;

Bu soruların size sorulacak bir tarafı var mıdır, herşeyden önce onu düşünün.

Hizmet bedeli ortada, ihalesiz seçim yapıldığı ortada, ne hizmeti alındığı ortada… Yapılan yanlışlığın ve adaletsizliğin hesabını halka verin diyor, Ombudsman.

Ortada bir iddia yok!

Ortada bir şaibe de yok!

Yasalarımıza göre, proje denetimlerini yapan kurumlarımız belli, hukuk denetimi konusunda da ülkede yüzlerce avukat, o kadar hukuk bürosu var.

Vergisiz olarak 11 milyon 250 bin dolar neden ülke dışına çıkarılsın, neden ülke ekonomisi içinde değerlendirilmesin? Üstelik 50 ay boyunca?

Şirketleri tanımıyorum, ilgim yok diyor, Tahsin Ertuğruloğlu.

Bu şirketler o kadar işinin ehli ve uluslararası değerdeyse, bilmesi gerekmez mi?

Bir şirketin kaydı yıllar önce düşmüş, diğeri ile ilgili kısa bir araştırma yaptığınızda, sadece Müdürü'nün sicil soruşturmasıyla karşılaşıyorsunuz.

Erdoğan ailesine yakınlığı ve sadece 3 yıl meslek icra etmesine rağmen, devletin en müstesna makamlarında üst düzey aldığı görevleri görüyorsunuz.

Askerlik belgesi sahtelemekten hakkında soruşturma açılmış ama Türkiye'de bankacılık camiasında fırtına estirmiş bir konu, ne hikmetse soruşturmayı açanların sürgün edilmesiyle sonuçlanmış!

Bu ilişkiler bütününün hepsi tesadüf müdür?

Bunların ne yazık ki hiçbiri iddia değil. Dedikodu hiç değil. Hepsi açık, sarih gerçekler.

Dizdarlı, kimsenin birşey yaptığını iddia etmiyor.

Bir devleti yöneten bir hükümetin elinde bulundurduğu yetkileri, Bakanlar Kurulu kararlarına atıf yaparak, nasıl kullandığını anlatıyor.

Bunun cevabının halka verilmesi gerekir. Tahsin Ertuğruloğlu meclis kürsüsünden bağırıp, Ombudsmana edepsiz diyecek kadar kendinden geçti ama, bu konuda tek satır bir açıklama getiremedi.

Yazılı açıklama yapacağını söyleyip saatlerce bağırana kadar, bugün hükümet cephesinden konunun açıklanabilir tarafı varsa, çoktan açıklanmış olması gerekirdi.

Konunun bir başka ilginç tarafı şüphesiz, T&T'nin neden bu anlaşmayı kabul ettiği. İstediği yerden ve açık şekilde çok daha uygun rakama hizmet satın alma özgürlüğü varken T&T'yi 11 milyon dolar ödemeye zorlayan ne olabilir?

Uzun süre karara direndiği ancak daha sonra kabul ettiği ifade ediliyordu, Emrullah Turanlı da bunu doğrulayan bir açıklama yaptı.

Ama eğer şirket perde gerisinde yaşananları anlatırsa sanırım işin bir başka vahim boyutu daha ortaya çıkacak.

Bu durum ne kadar vahimse, CTP'nin düştüğü hal de o kadar ayrı vahimdir.

Hele CTP'li bir Başbakan'ın meclisteki tavrı tam anlamıyla utanç vericidir.

Ben adalet ve şeffaflık ilkesiyle yıllardır temiz kimliğiyle Ömer Kalyoncu'nun o koltukta oturup böyle bir karara nasıl onay verdiğini anlamakta zorlanırım.

Kabinedeki bütün bakanların buna nasıl ortak olduğuna şaşarım.

UBPleşmiş CTP'ye bir başka örnek de bu olsa gerek.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here