Boş İşleri Bakanlığı

0
307

Türkiye’ye ve hatta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne acilen bir Boş İşleri Bakanlığı gerekiyor.  Bütün boş işleri bu bakanlıklar yürütmeli.  Boş işler, Türkiye’de ve KKTC’de çok önemli.  Yatıyoruz kalkıyoruz boş işleri ve boş mevzuları konuşuyor ve kovalıyoruz.

 

Türkiye yönetilmiyor, yönetilemiyor.  Bunu anlayıp kabul ettikten sonra Boş İşlerine neden bu kadar ihtiyaç duyulduğunu anlayabiliriz.  Esas ve gerçek mevzuları konuşacak, tartışacak insan yok ise bütün enerji bu boş işlere kayıyor.  Türkiye’de 2019 yerel seçimleri dolayısıyla, ondan önce sene başına bir düşen referandumlar ve genel seçimler ülkeyi felç etmiş durumdadır.

 

Seçim deyince akan suların durduğu bir ülkede, bu sebepten dolayı sular bir türlü akamıyor.    Fikirler, projeler, enerjiler heba olup gidiyor.  Modern bir toplumun olmazsa olmazı okumuş, meslek sahibi insanlar iki seçim arasında kalıyor.   Birincisi hayatını kendi ailesinin ve işinin çevresinde kurmak, nerede mutlu ise orada olmak; ikinci seçim ise son derece bozulmuş bir sistemde hayatını, sistemi düzeltmeye çalışarak idame ettirmek.  Bu ikilem insanın karakterine, yapısına ve duygusallığına göre değişir.  Duygusallıktan kastım yumuşak bir karakter değil, aksine sağlam bir irade, idealist olma ve inatçı olmayı ifade ediyor.

 

Bir ülkenin genel bir ideolojisi olur.  Bu ideolojinin değeri vatandaşlarına sunduğu özgürlükçülüğü, evrensel insan haklarına bağlılığı, bilime ve çağdaş dünya yönelimiyle ölçülür.  Bu genel ifadenin siyasi tarihe Türkiye’de geçirilmesi Atatürk Cumhuriyeti ile oldu.  Buna mukabil bu çağdaş ideoloji (devrimcilik ilkesi ki kanımca her daim yenilenmek olarak algılanmalıdır) paramparça edildi.  Artık Türkiye nereye gittiğini ve nasıl gittiğini bilmiyor.  Freni patlamış bir kamyon gibi yollarda savruluyor.  Hedef kayboldu.

 

Hedefi bizler de mi unutuyoruz?  Gerçek ve tek tehlike, topluca boş işler peşinde koşarken hedefin kaybolduğunu fark etmeyip, çürümüş sistem içerisinde boş işler konusunda fikir beyan edip, yok olmaktır.

 

Türkiye’de 16 senedir taş üstüne taş konmuyor.  Toplumsal dejenerasyon, ahlaki çöküş, düşünce ve ifade özgürlüğünün dar kalıplara sıkışması, çiğnenen insan hakları, siyasi mahkemeler, nereden türediği belirsiz (ya da gayet belli) şeyhler işsizliğin, eğitimsizliğin yarattığı psikolojik neticelerdir. Kamu mallarını ve iştiraklerini sata sata, dışarıdan borçlana borçlana bugüne gelindi.  Devletin liyakat ve çalışma ahlakı ile doldurması gereken tüm görevler AKP’nin kendine yakın bulduklarına verildi.  İşte bu yüzden artık Türkiye yönetilemiyor.  Yönetilemediğini kapatmak için boş işler ve boş sözlerle günler geçiriliyor.

 

Bundan sonra gene boş laflarla müdafaa edilmiş olan KKTC ki varlığı veya yokluğu tartışmalıdır, daha önce el atılmamış olan Doğu Akdeniz enerjisi uğruna ‘feda’ edilecektir.  Kıbrıslıtürklerin, gerek Türkiye gerek Rumlar tarafından by-pass edilmesi, kabul edilemez diyeceğim ama bal gibi de kabul ediliyor.  Empoze edilmesi planlanan her barış planı, adı üstünde olduğu gibi ne barışı ne de karşılıklı anlaşmayı barındırmaz.  Bu mesele de gene boş işler ve sözlerle kapatılacaktır, bir saniyelik fotoğraf kareleriyle süslenecek ve servis edilecektir.

 

Gerçek hedefler bulanıklaştı, gerçek hedefler unutuldu.  Gerçek hedef bizim için fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller yaşatmaktır.  Ancak böyle insanlar, devleti devlet yapar, milleti millet yapar, aklı ve şerefiyle yaşayan bir medeniyet ortaya çıkarır.  Bu bağlamda öyle veya böyle bir sınıf içinde yer alan her ders hocasına seslenmek gerek.  Ne öğretirseniz öğretin, hangi dersi öğretirseniz öğretin, gerçek hedefin önce bireysel olarak sonra da toplumsal olarak aklını kullanmak, çalışmak ve çok okumak olduğunu öğretin.  Esas hata bir mefumun dayandığı temelleri vermeden, şu veya bu ideolojiyi insanların beynine adeta ‘download’ etmektir.  Aklını kullanan ve bu özgürlüğün kendisinde olduğunu bilen kişi zaten doğru yolu bulacaktır.