Bireylerin Borç Stoku Söylendiği Gibi Korkutucu mu?

0
35

Karamsarlık yaratmak için rakamları olduğundan fazla göstermeye bayılıyoruz. Galiba bu durum tüketici kredileri için de geçerli. Kurlar arttıkça, bireylerin borcunun arttığını, taksit ödemeleri nedeniyle çarşıya düşen harcamanın azaldığını televizyona çıkan her yorumcu söylüyor.

Rakamlar bu söylemleri doğruluyor mu,  diye tüketici kredileri rakamına bir bakalım istedim.

KKTC Merkez Bankası verilerine göre Temmuz 2015 itibarıyla brüt tüketici kredileri toplamı 3,262 milyon TL, bu rakam 2014 sonunda 3,027 milyon TL idi. Yani yedi ayda yaklaşık %8 artmış. Döviz kurlarının yedi ayda %20 arttığını, toplam tüketici kredilerinin yarısının da döviz cinsi olduğu dikkate alırsak (bu basit bir varsayımdır, tüketici kredilerinin TL-Yabancı para ayrımı KKTCMB verilerinde bulunmamaktadır), tüketici kredilerinde reel artış olmadığını görebiliriz.

Toplam krediler içerisinde tüketici kredilerinin payı %31, GSYİH oranı ise %34 (2014 yılına göre). Bireyler, toplam kredilerin üçte birine sahip. Ancak bu yanıltıcı olmasın, kamunun kullandığı kredileri toplam kredilerden ayırdığımızda, tüketici kredilerin toplam krediler payı %40’a yükseliyor.

Kanımca bu yüksek bir oran, ülkemizde uzun vadeli mortgage kredilerinin olmadığını dikkate aldığımızda, tüketici kredilerinin toplam kredi içerisindeki payının %25’in altında kalması gerekiyor. Belli ki bankalar, katma değeri artıracak üretime yönelik kredilerden çok, tüketimi artırmaya yönelik tüketici kredilerine daha çok önem veriyor.

Tüketici kredilerinin boyutunun korkutucu olup olmadığına bakmak için, ne amaçla kullanıldıklarını da bakmak gerekiyor. Toplam tüketici kredilerinin %24’ü konut, %6’sı otomobil, %10’u kredi kartı ve %60’ı ferdi krediler olarak tasnif edilmiş. Ne olduğu tam anlaşılmayan ferdi kredilerin %60 gibi yüksek bir payı kanımca kredi tasnif hatasından kaynaklanıyor. Politika yapıcılara daha iyi bir yol gösterebilmek için gerek KKTC Merkez Bankası’nın, gerekse bankaların kredi tasniflerinde daha titiz davranmalarında yarar görüyorum.

Ferdi kredi olarak tanımlanan %60 içerisinde, kanımca konut ve otomobil kredileri yanında, ticari kredi sınıfına girmesi gereken ferdi işletmelerin kullandığı krediler de olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, toplam krediler içerisinde payını yüksek bulduğum tüketici kredilerinin türüne göre bir analiz yaparak, durumunun iyi mi kötü mü olduğunu ortaya koyamıyorum. Görece vadesi uzun olan otomobil kredileri ile daha da uzun olan konut kredilerinin toplam paylarının büyük olması, bireylerin daha uzun dönem taksit ödemek zorunda kalacakları, bu nedenle artan kurların bu kredilerin döviz karakterinden ötürü tüketimi daha uzun süre olumsuz etkileyeceğini söyleyebilecek iken, mevcut dağılıma göre bu yorumu yapamıyoruz.

Bununla birlikte, bireylerin milli gelire göre borçluluk oranının yüksek olmaması (%34), çok fazla kötümser olmamızı da gerektirmiyor doğrusu.

Kötümser olmamamızı ortaya koyan diğer bir gösterge ise tüketici krediler içerisinde tahsili geçmiş yani batık olma olasılığı yüksek sayılabilecek kredilerin oranı. 2014 yılı sonunda toplam brüt tüketici kredileri içerisinde tahsili geçmiş kredilerin payı %7 iken, 2015 Temmuz ayı sonunda bu oran %7.3’e yükselmiş.

Genel açıdan bakıldığında %7’lik bir oran yüksek olmakla birlikte, çok da korkutucu düzeylerde değildir. Bu oran konut kredileri için %2, otomobil kredileri için %5, kredi kartları için %11 ve ferdi krediler için %9 dur.

Otomobil, kredi kartları ve ne olduğu tam belli olmayan ferdi kredilerin batık oranlarının yüksek olması, kanımca bankaların kredi verirken daha dikkatli davranmalarını gerektirmektedir.

KKTC Merkez Bankası’nın temmuz ayı rakamları,  tüketici kredileri konusunda endişelenmemizi gerektirmiyor. Kur artışları, bazı tüketicileri zorluyor olsa dahi -ki döviz kredisi kullanımı bu tüketicilerin tercihidir- ekonomiyi olumsuz etkileyecek diye hükümetin bu yönde bir tedbir almasını da zorunlu kılmıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here