Bir Garip Bütçe

0
96

Geçen hafta Maliye Bakanı Birikim Özgür’ün önce yerel bir gazetedeki söyleşisini okudum, sonra ise bir radyo programında dinledim. Söyledikleri ile ilgili beğenip beğenmediklerimi de bir yazıda değerlendirmek için not aldım.

Birikim Özgür, maliye konularına oldukça hakim birisi olduğunu söyleşilerde ortaya koyuyor. Nereye gidilmesi gerektiğini, nelerin yapılacağını paylaşıyor. Ancak, gidilecek yolda hangi politikaların uygulanacağı konusunda muhtemelen halen çalıştıklarından fazla ipucu vermiyor.

KKTC ekonomisinin belirli bir hızın üzerinde büyümesi gerektiğini kavramış. Bu doğrultuda üç yıllık programda %5 yıllık büyüme hızının hedef alınacağını vurguluyor. Bu hususun, ilk kez bir hükümet yetkilisince dile getirilmesini olumlu bir başlangıç olarak değerlendirmeli. Ayrıca, sadece büyüme hızından bahsetmekle kalmayıp, bunu yatırımları artırarak sağlanacağını söylenmiş olmasını da not etmek gerekir.

Sayın Bakan, 2016 için kamu yatırımlarının %5 (GSYİH payı) olacağını söylüyor. Bunu söylerken  kaynağını da veriyor. Bu konuda eleştirilecek iki husus söz konusu. Birincisi, ilk yıl için %5 de yeterli değil %5-%10 arası bir pay hedeflenmeli. İkinci nokta ise hazmetme kapasitesi konusunda nelerin yapılacağını söylememiş olması.

Geçen senelerde kamunun yatırım bütçesi olduğu halde, yatırım gerçekleştirme kapasitesi sıkıntısı nedeniyle ayrılan TC kaynakları sonraki yıllara kalmıştı. 2016 yılı için 400-450 milyon TL kamu yatırım bütçesi öngörülüyorsa, bu yatırımların gerçekleşmesi için kamunun yatırım gerçekleştirme kapasitesinin de zorlanması gerekecektir.

Özel sektör yatırımları için ise öngörüsü GSYİH’nın %15’i denk geliyor. Bu iyi bir hedef görülmekle birlikte, hangi teşvik sistemi ile hangi alanlara, kimlerin yatırıma çağrılacağı çalışmalarına YAGA’nın şimdiden başlaması gerekiyor.

Ekonomiyi daha hızla büyüterek, garip bütçe yapısında iyileştirme ön görürken, tarım ve belediyelerle ilgili iktisadi transferler ile emeklilik ödeneklerini içeren sosyal transferler konusunda nasıl reel tasarruf sağlanarak, bütçenin gariplikten kurtarılacağını söylememiş. Tarım, yerel yönetim ve sosyal güvenlik alanlarında reform yapmadan, kamu personel kadro yapısını günün ihtiyaçlarına yönelik revize etmeden, bütçe harcamalarının %80’ini aşan söz konusu garip bütçe yapısını normalleştirmek mümkün olmayacaktır.

Zengin ve fukaranın ayni vergiyi ödediğini söyleyerek, dolaylı vergilerin yüksekliğine dikkat çekmesine rağmen, dolaysız vergileri artıracak kayıt dışılığı önleyecek eylem planına ve çalışmalarına, bu çalışmanın içeriğindeki politikalara fazla değinilmemiş. Oysa bu tuhaf yapının, vergi yükünü artırmadan, kayıt dışılığı azaltarak elde edilecek ek dolaysız vergilerle iyileşeceğini, 2015 yılında bu alanda yapılan çalışmalar bize göstermiştir. 2015 yılında başlayan bu çalışmaların hızlanması, gümrük sisteminden, dahili katma değer yaratılan alanlara kadar plan uygulanmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Sendikalarla protokol görüşmelerine başlamasına rağmen, söyleşilerde net olarak enflasyon kadar artış yapılacağını söylemiş olmasını olumlu olarak not ediyoruz. Ancak, 47/2010 sayılı yasaya yönelik söyledikleri daha çok siyasetin esaretinde kalmış. Ben şahsen Sayın Özgür’den daha gerçekçi bir söylem beklemiştim. Oysa, Sayın Bakan diğer siyasetçiler gibi (Sayın Talat’ı bu noktada ayırıyorum) yasanın yanlışlığına dikkat çekerek, sendikaların bu konuda taleplerinin yerine getirilmemesini kaynak yetersizliğine bağlamıştır.

Kanımca temel yanlışlık, emek piyasasına katılım sağlamak amacı göz ardı edilen 47/2010 sayılı yasayı, siyasi kolaycılığa kaçarak kaynak yetersizliği gerekçesi ile değiştirilemeyeceğini söylenmesidir. Savunma kaynak meselesine dönüşünce, yasanın kaldırılmasını isteyenler günaşırı kaynak sağlanacak konuları kendilerince sıralamaktadır.

Oysa, emek piyasasına katılım için bir gereklilik olduğunu söyleyerek, kaynak olsa dahi kalıcı olacağını savunmak, bulunacak kaynağın ise yatırımlar gibi daha olumlu alanlarda kullanılması gerektiğini söylemek, Bakan’ın söyleşisinde vurguladığı gibi;  Genç siyasetçilerin popülizm yapma lüksü kalmadığı söylemini daha iyi pekiştirecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here