Benim de bir Kalaşnikofum olsa…

0
208

Babam, evinde iki tane av tüfeği bulunduran bir avcıydı…

Lefkara’da, av sezonunda Pazar akşamları; köyün ünlü avcıları, babamın köy kahvehanesinin ortasına vurdukları tavşanları dizer, sonra da başlarına oturup ballandıra ballandıra her birinin yakalanma hikâyesini anlatırlardı…

Ben, o küçücük yaşımda yerde yan yana dizilmiş o kanlı tavşanların ölüm hikâyelerini dinlerken, sahnedeki “kahraman avcı”ya nefretle bakardım…

Babamın silâhlarını bir tek gün bile elime almadım… Yerdeki kanlı tavşan görüntülerini, yaşamım boyunca belleğimin bir yerlerinde sakladım ve bugünlere kadar silinmeden taşıdım…

Lise yıllarında sivil savunma derslerinde “sten” ve “tomson”la tanıştım… Mücahitlik yıllarında da “A4” ile “Bren”i tanıdım…

Hamitköy ovalarındaki atış poligonuna her gittiğimizde, yaptığım atışlar için, karşıdaki mücahit hep “karavana” diye bağırırdı…

Yani; hedefi hiçbir zaman tutturamadım, silâhı hiçbir zaman sevemedim, silâh tutkunlarına hep tepki duydum…

Birkaç gün önce, “The New York Times”da bir haber vardı…

Amerika’nın Teksas eyaletinde yeni bir yasa geçmiş… Bu yasa, zaten silâh satın almanın ve bulundurmanın bazı koşullarla “serbest” olduğu bu eyalette, silâh taşıma izni bulunanlara yeni haklar getiriyormuş…

Eskiden bir Teksaslı; izinli silâhını beline taktığında, onun “görünmemesi” esastı… Bu yeni yasa, apaçık biçimde tabancanın belde sallanmasına onay veriyor. Tabancanın “açık” kılıf içinde her an çekilebilecek pozisyonda bulundurulmasını sağlıyor…

İlginçtir; Teksaslılar yeni yıla girerken, böyle bir yasaya kavuştukları için sokaklarda gösteriler yaptılar… Silâhını omuzuna asan, yanına küçücük çocuğunu da alarak kutlamalara katıldı…

Teksaslılar, bu kadarla da yetinmediler…  2016’nın Ağustos ayında yürürlüğe girecek bir yasal düzenleme daha yaptılar. Buna göre özel ve devlet üniversitelerinde; sınıfta, yurtta, okulda, kampüs içinde öğrencilerin silâh taşımaları serbest olacak…

Neredeyse “Bu Amerikalılar gerçekten kafayı yediler” dedirtecek bir haberdi bu…

Oysa; son zamanlarda, Obama’nın “silâh kontrolü” konusunda yeni önlemler almaya çalıştığı, ancak Cumhuriyetçilerin Senatodaki çoğunlukları nedeni ile bu konuda çaresiz kaldığı biliniyordu…

ABD’deki 2016 Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyalarında “silâhlanmanın sınırlandırılması” önemli tartışmalardan birini oluşturuyor…

Ancak; hayretler içinde görünüyor ki, özellikle Cumhuriyetçi adaylar Amerikalıların “silâh sevgisi”ni öne sürerek bu konuda hiçbir “sınırlandırma”yı kabul etmiyorlar…

İzleyebildiğim kadarıyla kampanyalarda en açık biçimde “silâh”a karşı duruş sergileyen aday; Demokrat Parti’den Hilary Clinton’dur…

Clinton; ABD’de günde 90 kişinin silâhla öldürüldüğünü söylüyor ve apaçık biçimde yılda 30 milyar dolara yakın başka ülkelere silâh satan silâh şirketlerini, üreticilerini karşısına almaktan çekinmiyor…

Sivillerin elinde 283 milyon adet silâhın bulunduğu, yılda 4.5 milyon ateşli silâhın satıldığı bir ülkede Clinton’un “popülizm” yapmayarak “silâh”a savaş açması büyük bir cesaret…

Bizim ülkede, avcıların sayısından korkan ve istedikleri kuşları avlayabilsinler diye bir günde istedikleri yasaları çıkaran politikacıları anımsadıkça, Clinton’un sergilediği duruş büyük değer taşıyor…

Gerçekten şu günlerde ABD’de “silâh” yüzünden, politik arenada büyük bir “ayrışma” yaşanıyor. Demokratlar silâhların sınırlandırılmasını, Cumhuriyetçiler ise silâhlarla ilgili kısıtlamaların kalkmasını savunuyorlar.

Obama; görev süresi bitmeden bu konuda birşeyler yapmak isterken, Cumhuriyetçiler, Teksas örneğinde olduğu gibi çoğunlukta oldukları eyaletlerde “silâha daha çok özgürlük” sağlayan yasalar çıkarıyorlar.

Senato’daki Cumhuriyetçi çoğunluk Obama’nın elini kolunu bağladığı için Obama; günlerden beridir Senato’yu by-pas yaparak “Yürütme” olarak neler yapabileceğini araştırıyor. Hatta bu Perşembe günü, CNN’de de yayımlanacak olan bir kapalı salon toplantısında silâh konusunu kamuoyu önünde gündeme getirecek.

Özellikle Paris ve Kaliforniya saldırılarından sonra, IŞİD canavarına karşı telaşa kapılan ancak bir çıkış yolu bulamayan Amerikalıların bu “kafa karışıklığı” devam ederken, elbette bizim derdimiz; Teksas’taki adamın bara silâhını belinde sallayarak girmesi değil, Ortadoğu’ya bunca silâhı kimin yığdığıdır…

Amerikalılardaki bu ikilem, bizim buralara “silâha silâhla karşılık vermek” biçiminde mi, yoksa “silâhlar yok edilsin” formatında mı yansıyacak?

Bunca silâhla doldurulan bu coğrafyayı kan gölüne çeviren IŞİD mi suçlu, yoksa IŞİD’in silâh tüccarı suç ortakları mı var?

Ortadoğu’ya en çok silâh satan ülkeler; Amerika, İngiltere, Rusya ve Almanya’nın hiç mi suçu yok?

Amerika ile Rusya’nın her biri yılda silâh ihracatından 30 milyar dolara yakın para kazanırken, dünyada her 35 kişiye bir Kalaşnikof düşerken, buraları silâhsızlandırmak mümkün olacak mı?

İran’ın nükleer programını, Suriye’nin kimyasal silâhlarını denetlemekle görevli BM Güvenlik Konseyi üyeleri bu bölgeye silâh satarken, Birleşmiş Milletler “silâh”a karşı bir programı nasıl yürürlüğe koyabilecek?

Yoksa; Amerikalıların “deli saçması” silah çılgınlığını buralara bulaştırdıkları için yatıp kalkıp onlara dua mı edeceğiz?