Bayram, yalnızlık ve kitaplara sığınmak…

0
100

Bayramı benim gibi yalnız geçirenler, sığınılacak tek liman olarak görürler kitaplarını.

Koca bayram kimseye gitmedim.

Hemen herkes İstanbul'da kalmak yerine kendini Ege'ye attı çünkü.

Yalnızım.

Ama bu yalnızlıktan hiç de şikayetçi değilim.

İnsanın yalnızlığa da ihtiyacı var.

Daha iyi çalılabiliyorsun böyle mecburi yalnızlıklarda.

Ben de tamı tamına o günleri yaşıyorum.

Yazdığım romanı bitirdim, şimdi sadece düzeltmeleri yapmak ve kimi sayfaları tekrar yazma işi kaldı.

Çetin Altan'ın "Bütün Tiyatro Oyunları"nı gene bugünlerde bitirdim.

Esasen onun için bir yazı yazmak istiyorum ama o başlı başına bir konu.

Sen otur, elli sene öncesinden bugün yaşananları yaz.

Olacak iş değil!

Ve, oyunlarının bugün oynanmıyor olsun…

Bu da kabul edilecek şey değil!

Çetin Altan'ın piyeslerinden sonra Muhsin Kızılkaya'nın "âkillik anılarına" başlıyorum bu sabah.

Bu kitap, aslında Kızılkaya'nın seksenüç gün boyunca tuttuğu günlüğü.

Âkil anıları ilk kez yayımlanmıyor.

Daha önce de heyetteki birkaç insanın o çalışmayla ilgili yaşadıklarını okumuştum.

Can Paker'in Fatih Vural'la yaptığı nehir söyleşinin sonunda ve Baskın Oran'ın harika kitabında…

Muhsin Kızılkaya'nın anıları "âkil" kelimesi üstüne iki açıklamayla başlıyor.

Biri Halil İnalcık'tan, öteki ise şimdi malesef hapisane hapisane dolaşan sevgili Sevan Nişanyan'dan.

Muhsin Bey, "Barışa Katlanmak" adını vermiş kitabına.

Gerçekten "barışa katlanmak" diye bir şey var mı?

Barış, katlanılacak bir şey mi?

Öyle algılanıyor bu toplumda?

Daha kitabın ilk sayfalarında olduğum için bu soruların cevabı şu an için müphem bende.

Aynı konuyu bir de Muhsin Kızılkaya'nın gözlemlerinden okuyacağım.

Benim için bu heyet son derece değerli insanlardan oluşuyordu, Muhsin Kızılkaya da, pek tabii ki, bu isimlerin başında gelenlerden.

Gerçi "Hitler aşığı" Hasan Karakaya gibi tipler de yok değildi ama bu memleket bize "yetmez ama evet" demeyi çok iyi öğretti.

Geceler boyu roman yazıp saatlerce kitap okuyarak bayram geçmez diye düşünebilirsiniz.

Oysa, hiç de öyle değildir.

Çalışma isteği, bir kamçı gibi şırakladığında yalnızlık çok iyi gelir insana.

Belki de bir avuntu bu…

Olsun, bayramı yalnız geçirenler anlar beni.

Umarım sizlerin bayramı benimkinden çok daha dolu dolu geçmiştir…

Son günü de yakalamış olsam, bayramınız kutluyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here