Batı’nın Getirdikleri ve Götürdükleri

0
168

Adamlar dünya haritasını bile şekillendirirken, kendilerinin doğusu ve batısı olarak, dünya haritasını belirlemişler.  Saygı duyacaksın, uzayın bile haritasını çıkaracaklar.  Buyur sen çıkar, çıkarabiliyorsan.

 

Bütün dünya liderleri yalan söylüyorlar, biliyorsunuz değil mi? bütün bu insan hakları, kimyasal silah kullanıldı, demokrasi götürüyoruz, yerli halkı kurtarıyoruz….hepsi yalan ve minareye kılıf uydurma çabası.Sömürge yarışının bir nevi devamı olan Suriye savaşı, kafa kafaya gelmiş ABD ve Rusya’nin kendi alanlarında ağırlıklarını tartma, birbirinin boyunu posunu ölçe savaşına döndü.  Soğuk Savaş’ta da kendi topraklarında değil ama başkalarının topraklarında oranın insanlarını kullanarak bu savaş oyunları yapıldı.  Ne zaman ki Vietnam’da Amerikan askerleri öldü, Irak’da öldü, o zaman Amerikan toplumu da bir tepki Verdi.  Rusya’da zaten insanların böyle bir tepki vermesi söz konusu değil.

 

Bu uluslararası düzen değişir mi bilinmez ama oyunun kuralları konmuş bir kere.  Güçlü olan oyunun kurallarını esnetiyor.  Kim kime karşı savaşıyor Suriye’de, tam bir arap saçı.  Kesin olan bir şey var ki bizim gibi bir zamanlar sade ve sakin hayatları olan Suriyeliler, yaşam ve ölüm arasında ince bir çizgide bugün.  Ne Esad, ne Trump ne Putin zerre kadar insanları düşünmüyorlar.  Onların görevi de belki bu. Düşünmemek, kaos çıkarmak, bir güç savaşı çıkarmak ve bundan, ülkelerinin bazı kesimlerini beslemek.  En karlı olan da silah üreticileri!

 

Amerika, Trump delisinin eline kalmış.  Twitter’dan savaş ilan edip garip açıklamalarla Beyaz Saray’ı, Pentagon’u zor duruma düşürüyor.  Esasında Ruslardan korkuyor da.  O yüzden Amerikalılar bu son Amerikan, İngiliz, Fransız yapımı füze olayının tek seferlik ve kısıtlı olduğunu ifade edip duruyorlar.  Theresa May takıldı Trump’ın kuyruğuna, parlamentodan onay almadan bu işe girişti.  Eğer işe yarar bir operasyon olursa (ki o da nedir belli değil) kimse üstüne gitmez, ama İngiltere bir şekilde vurulursa, İşçi Partisi durumu suistimaledecek ve güya kanunların Başbakan tarafından bile yok sayılamayacağını söyleyecektir.  TonyBlair II vakası gibi….

 

Fransa’nın da işe eklemlenmesi olaya bir BM Güvenlik Konseyi havası vermiyor değil. Amerika, İngiltere, Fransa elele, gene Ortadoğu, gene kimyasal silah, gene bölge halkına yardım masalı…. Umarım bir gün Kıbrıs’a yardım etmeye gelmezler.

 

Kimyasal silah kullanıldı mı kullanılmadı mı?  Bunun için Suriye’de bugün (14.4.2018) OPCW uzmanları araştırma yapıp delil toplayacaktı.  Şimdi ne araştırma kaldı ne delil.  Neden rahatsız oldunuz da bu füzeleri attınız? Öyle ya zamanlama demek her şey demek.

 

Kıbrıs ile Suriye’nin arası 112 km.  Kıbrıs’ın üzerinde İngiliz askeri var, Türkiye askeri var, Kıbrıs Cumhuriyeti askeri var, Yunanistan askeri var.  Kıbrıs’ın şimdi bir de gazı var.  Ne gazmış, bir yaklaştırıyor bizi çözüme, bir uzaklaştırıyor.  Ne zaman televizyonda görsem beni ajite eden Theresa May, Kıbrıs’taki üsleri kullandırttı.  Kıbrıs, 1960 Antlaşmalarıyla adada iki üssü (ada toprağının yüzde 3’ü) İngiltere’nin toprağı kabul etti.

 

Büyük güçlerin elinde oyuncak olmamak için birleşmek gerekir.  Bölgesel antlaşmalar, imzalar bunun için yapılıyor.  Kendi coğrafyanızdakilerle ne kadar iş birliği yaparsanız o kadar karlı çıkarsınız.  Bunu anlayanlar bakınız Avrupa Birliği, anlamayanlar bakınız Ortadoğu ve Arap Dünyası.

 

Biz, Kıbrıs olarak hala bunu anlamadık.  Kıbrıs Cumhuriyeti, federal bir yapı üzerine oturup bölgesel antlaşmalarına devam etmeli.  Bütün Kıbrıslıların geleceği ve refahı bu yoldan geçiyor.  Kıbrıs Cumhuriyeti’nde artık belki cemaat kelimesini de kullanmamak gerek.  Kıbrıslı olmak yetmeli.  Bazılarımız için bu kabul edilemez bir durum olabilir.  Kimse zaten sizin hissettiğiniz aidiyeti alamaz.  Ama o zaman başkalarından da beklemeyin, aidiyetini bir kenara atmasını.

 

Eğer birleşmez isek bugün Suriye’nin yaşadığı yarın öbür gün Türkiye’nin başına gelirse, güvendiğiniz dağlara kaçıncı kez kar yağacak arkadaşlar?  Türkiye’yi yönetenlerin başarısı / başarısızlığı ortada.  Kiminle, neye karar verdi, hangi komşuyla ne yapıyor belli değil.  Bu siyasetin altından İngiltere kalkabilir, 500 sene dünyayı idare etti ve ediyor ama Türkiye kalkamaz.  Türkiye’nin askeri gücü, insan gücü ve toprakları elbette çok önemli ama bölünmüşlük bunların hepsini sıfırlar.  İngiltere’nin en iyi yaptığı şey bu idi, hatırlarsanız? Kıbrıs’a da yaptı, herkesi ateşe attı, Türkiye askeri operasyon öncesi Londra ile görüş alışverişinde bulunurken hiçbir şey demedi, oysa neler olacağı belliydi.  Türkiye’yi kullandı.  Ada, karnından yarılmış şekilde kalakaldı.  Kendi de bugün kullandığı, füze attığı topraklara kuruldu. ‘Yiyin birbirinizi, yeter ki birleşmeyin bana karşı’ siyaseti çok ama çok net ortada.  Biz de Rumlar da bu oyuna milliyetçi duygular yüzünden kaçıncı kez geliyoruz? Yeter artık.  O duygular saf ve temiz olduğu kadar, fazlası da insanın aklını ve ruhunu zehirleyebiliyor.  Ölçüt nedir?  Sizin aklınız ve sorgulama yetinizdir.

 

İnformal yemek öncesi bir de böyle düşünelim.  Torunlarınıza, Batı, bir gün gelip ‘size demokrasi ve insani yardımla geliyoruz’, demesinler diye; Guterres çerçevesindeki çözüme, evet, evet, evet diyelim.