Baroğun ve müziğin şehrinde

0
93

Prag’a otobüsle yaklaşık dört saat uzaklıkta bulunan Olomouc’u Türkiye’de pek kimse bilmese de belli bir yaşın üstündeki Fenerliler mutlaka bilir, onlar da şehir olarak değil, 7-1’lik mağlubiyet kolay kolay unutulamayacağı için “Sigma Olomouc” adıyla hatırlarlar.

Olomouc’a iki kez gittim.

Haziran ayının başında dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen çocukların katılımıyla bir koro festivali düzenleniyor burada.

Filipinler’den, Türkiye’den, Rusya’dan ve Avrupa’nın çeşitli yerlerinden gelen çocuklar, bu müzik şehrine bambaşka bir soluk veriyorlar.

Şehrin kurulduğu meydan, küçük bir Prag’ı hatırlatıyor.

Prag’dakine benzer astronomik bir saat ve çaprazında –tıpkı Prag’da Jan Hus’unki gibi– buluşma noktası olarak kullanılan barok harikası Kutsal Teslis .

Bütün yaşam, bütün hareket bu meydanın çevresinde.

Konser salonunun yanında şehrin en iddialı restoranı Moravska bulunuyor.

Bu restoran, adını Olomouc’un bir zamanlar başkenti olduğu Moravya’dan alıyor.

İki sene önce, Moravska’da bir öğleyemeği yiyecektik.

İçeri kimsenin alınmadığını görünce restoranın sahibini bulmaya çalıştım, o ise, beni görür görmez “içerde Başbakan var” dedi, “sizi şimdi alamam.”

Ve, Çek Cumhuriyeti’nin başbakanı etrafında üç-beş koruma eşliğinde restorandan ayrıldı.

Siyah arabası restoranın önüne kadar geldi, kapısı açıldı, bir sıra halinde onu bekleyen garson ve aşçıların elini tek tek sıkarak arabasına binip gitti.

Açıkçası hayli şaşırdığımı hatırlıyorum.

Az önce önümden geçen adam bu ülkenin başbakanıydı ve benim gibi birçok insan ona üç adım mesafedeydik.

Kimse bize bir şey demedi.

Evet, daha önce çeşitli fotoğraflarda gördüğüm bir şeydi bu ama böylesi bir doğallık açıkçası beklemiyordum.
Başbakan, halkı selamlayıp çalışanlarla da tokalaştıktan sonra içeri girdik.

Kesinlikle şehrin hem en merkezi hem de en şık restoranı burası.

Başbakan, yemek için burayı boşuna tercih etmemiş!

Gulaş yediğimi hatırlıyorum.

Yanında o hiç sevmediğim “dumpling” adlı hamurlar.

Tabii Çek Cumhuriyeti’nde içeceğiniz şey belli:

Bira.

Cengiz Çandar’ın da en sevdiği bira olan Pilsner Urquell söyledim.

Moravska’dan çıkıp tramvay yolunu takip ederek yürüdüğünüzde, istasyona gelmeden, Olomouc Katedrali’ni görüyorsunuz.

Asıl adı, St Wenceslas Katedrali.

Beethoven’ın “Missa Solemnis” adlı eserini buraya –başpiskoposa– adadığını öğrenince şehre olan hayranlığım biraz daha arttı.

Sevan Nişanyan’ın kulakları çınlasın!

Olomouc şehrinin her yerinden klasik müzik fışkırıyor.

Bazen öyle bir oluyor ki, barok harikası çeşmelerden birinin yanındaki bir cafe’de klasik müzik dinleyerek biranızı yudumluyorsunuz.

Ve, işte o zaman Olomouc’ta olduğunuzu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Twitter: @bilgehanucak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here