Aysu BASRİ AKTER Yazdı: Eide’nin Vedası

0
299

 

 

 

Ve Kıbrıs sorununda bir dönem daha kapandı…

 

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide dün akşam Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlenen resepsiyonda bir kez daha veda etti.

 

Önceki akşam Ledra Palace’da düzenlenen Birleşmiş Milletler resepsiyonunda da önemli mesajlar veren Eide, Kıbrıslılardan adanın birleşebileceğine dair inancını yitirmemesini ve birleşik federal Kıbrıs hayallerinin peşinde koşmalarını istedi.

 

Her zaman fazla iyimser olmak ya da umut tacirliği yapmakla eleştirildiğini söyleyen Eide, iyimserliğin işinin gereği olduğu vurgusunu yinelerken, Kıbrıslılara bekleme odasında kalmamaları çağrısı yaptı.

 

Gece boyunca son derece samimi ve duygusal bir atmosfer vardı. Bütün konuşmalar da o derece açık ve samimiydi.

 

Eide’nin dün akşamki resepsiyonda Cumhurbaşkanı ve ekibine yönelik sözleri de dikkat çekiciydi. Akıncı ve ekibinin çözüm için büyük bir istek ve çabayla geceli gündüzlü çalıştığını vurgulayan Eide, eşsiz bir çalışma ekibine sahip olduğunu söylediği Cumhurbaşkanı Akıncı’nın liderliğini de övdü.

 

Eide, Akıncı’nın ne söylediğiyle ne söylemek istediğinin her zaman aynı olduğunu, gizli bir niyet taşımadığını vurguladı, zor zamanlarda toplumlarına öncülük edecek liderlik özelliklerine sahip olduğuna işaret etti.

İşte karşımızda en zor zamanlardan biri… Bir tarafta çözümsüzlük, bir tarafta sosyal, ekonomik ve kültürel olarak eşsiz bir dönüşüm arifesi.

 

Yani liderliğe en çok ihtiyaç duyulan zamanlardan biri…

 

3 yıla yakın bir süredir devam eden müzakere sürecinde Eide’nin de verdiği rakamlara göre 565 yazılı belge ortaya çıkarıldı. Yüzlerce görüşme yapıldı. Ve bu dönemde diğer bütün dönemlerden çok daha fazla ilerleme sağlandı. İlk kez tabu konular masaya yatırıldı. Toprak konuşuldu, güvenlik ve garantiler tartışıldı. Kıbrıs sorununun 5 tarafı ilk kez bir masa etrafında pazarlığa oturdu.

 

Sonuçta bir uzlaşı olmaması, bütün bu emekleri çöpe atmamalı. Bu emek niyet ayrımı olmaksızın ilgili bütün tarafların çabasıdır…

 

Bugün yaşanan bütün karşılıklı suçlamaların ardında aslında tek bir şey yatıyor.

 

O da bugüne kadar yarım asır boyunca yürütülen müzakere süreçlerinde toplumların olmamasının yarattığı derin boşluk, güvensizlik ve empati duygularının gelişememesi.

 

Yarım asırdır birlikte yaşamak ve birleşik bir Kıbrıs kurmak için dirsek çürüten siyasetçiler, toplumları bu sürecin dışında tuttu.

 

Bugün herşeye rağmen hala birbirlerinin acı ve kaygılarına bu kadar uzak iki toplum varsa, bu bugün yaşanan çözümsüzlüğün ana nedenlerinden biridir.

 

Bugüne kadar sağdan sola müzakere masasına oturan bütün liderler, sorun çözülünce toplumlararası ilişkilerin de gelişeceği inancını dile getirdi, müzakere pazarlıklarıyla meşgulken ilişkiler üzerinde çalışmayı unuttu.

 

Bu daha teknik komitelere havale edildi. Orada da bazı güven yaratıcı önlemler için çalışılırken bütün yapılacaklar, mevcut siyasi hassasiyetlerin kurbanı oldu.

 

Örneğin SEED’in (Center for Sustainable Peace and Democratic Development- Sürdürülebilir Barış ve Demokratik Gelişim Merkezi) yaptığı Güvelik ve Garantiler konusunda son derece kapsamlı bir çalışma ortaya koyan rapora göre, her iki toplumda en az iki kişiden biri, çok toplumu işbirliğini destekleyecek bir eğitim sistemine destek belirtiyor.

 

Yine aynı şekilde kamu görevlilerinin hem Türkçe hem Rumca konuşması güven yaratan bir unsur olarak görülüyor ve bu %57 ile %58 oranında destek buluyor.

 

Sadece bu bile, bundan sonra yapılacak önemli işlere dair açık bir yol haritası sunuyor bize. Birbirinin dilini konuşamayan, birbirinin tarihine, acı ve beklentilerine bu kadar uzak iki toplum, siyasetin kıskacında düşmanlaşmaya mahkumdur.

 

Bunu önlemek için örneğin hiç karşılık beklemeden çok toplumlu bir okul yaratılabilir. Her iki tarafta da Ticaret Odaları bu süreçte çok çaba harcamış ve çözümün değerini en iyi bilen taraflardan biri olarak, böyle bir projeye öncülük yapabilir, mesela.

 

Özel sektör öncülüğünde geliştirilecek böyle bir proje, hem uluslararası standartlarda kaliteli bir eğitim ihtiyacını gidermiş, hem de dünyalı bireyler yetiştirerek toplumlararası diyalogun geliştirilmesi için zemin yaratmış olur.

 

Özellikle Kıbrıs Rum toplumunda en güçlü milliyetçiliğin gençler arasında olduğu düşünüldüğünde böyle bir ortak alan, düşmanlık duygularının yıkılması için iyi bir başlangıç yaratabilir.

 

Belki 10-12 yıl sonra böyle okullardan mezun olacak yeni kuşak, bu ada için çok daha fazlasını yapar.

 

Her iki taraf da birbirinin dilini daha görünür kılmak, Türkçe ve Rumca derslerin yaygınlaşmasını sağlamak için çaba harcayabilir. Bu kurumsal devlet bünyesinde olabileceği gibi, özel sektör öncülüğünde de yapılabilir.

 

Hatta yeni kurulacak güvenlik sisteminin önemli bel kemiği olarak çalışılan uluslararası polis gücü için de mevcut ortamda adım atılabilir.

 

Yarım asırdır toplumların yakınlaşması için çok az ilerleme sağlamış taraflar en azından bunu toplumlarına borçludurlar.

 

Maronit köyleriyle ilgili açılım son derece önemliydi, iyi ki yapıldı.

 

Maraş ile ilgili uluslararası hukuk çerçevesinde atılacak her adım sonuna kadar desteklenmeli.

 

Ancak basit konularda da ilerleme sağlanabilmesi için çaba harcayabilmeliyiz.