Asgari ücretin tespiti üzerine …

0
174

Asgari ücretin her tespit edileceğinde merak ettiğim birçok husus olmasına rağmen bugüne kadar hep sessiz kaldığım  için kendimi eleştirdim durdum… Sessiz kalmasam ne olacaktı? Ne değişecekti? Diye sorarsanız bunun cevabını da gerçekten bilmediğimi teslim etmeliyim.

Bugün yarın asgari ücreti tespit edilecek ve Resmi Gazete’de ilan edilmek suretiyle ilan edildiğinin ertesi ay başından itibaren yürürlüğe girecektir.  Belki de bu yazımın yayınlandığı gün ilan edilmiş olacaktır. Kimbilir!..

Bu asgari ücret ki; yasanın öngörüsüne göre  bir işçinin eşi ve bir veya iki çocuğunun yasada öngörülen ihtiyaçlarının teminini esas almaktadır… Nedir bu ihtiyaçlar derseniz aynen yasada olduğu gibi yazmassam eksik kalabilir o nedenle yasanın öngörüsüne göre bakalım neymiş.

Yasanın ilk yapıldığı zamandaki tanımı:

“Asgari Ücret” işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçi ile eşinin ve üç veya beş çocuğunun yeterli beslenme, sağlıklı konut, giyim, aydınlatma ve ısıtma, ulaşım, çağdaş düzeyde sağlık servisi, eğitim, kültür, dinlenme, eğlence ve benzeri temel gereksinimlerini geçerli fiyatlar üzerinden karşılamaya  yetecek miktarda olmak üzere 3. madde gereğince saptanan ücreti anlatır. denmekte iken daha sonraları sadece çocuk sayısı bir veya iki olarak azaltılmış bunun dışında bu tanım aynen muhafaza edilmiştir.

Bu demektir ki asgari ücret “ yasaya günlük olarak belirlenmesi esas olmak üzere işçi ve eşi ile bir veya iki çocuğunun geresinimleri dikkate alınır. Bir veya iki çocuğu dediğine göre acaba bir çocuk mu hesaba katılır da bununla ikinci çocuğun de gereksinimlerinin karşılanabileceği mi düşünülür yoksa iki çocuğun geresinimi dikkate alınır da “ fazla mal göz çıkarmaz misali mi davranılır? Bilmem … Her halde bunun bir sebebi olsa gerek… ilk yasa yapılırken üç veya beş çocuk dendiği gibi… Ne dersiniz?

 

Ancak bu ücretin tespitinde dikkate alınması zorunlu olan hususlar olduğuna göre acaba tespit edilen ücret nasıl pazarlık sonucu tespit edilir …

 

İlk asgari tespit komisyonunda uzman – danışman statüsü ile işçi temsilcisi tarafından görev almış birisi olarak  asgari ücret tespitine ilişkin esasları belirleyen yasanın öngörüsüne göre günlük ve dolayısıyla aylık asgari ücret tespit edilip edilmediğinden emin değilim.

 

Yapmış olduğum kısa bir araştırma sonucunda bu kanıya vardığımı söylersem yanılmış olmam . Şöyle ki: asgari ücret tespiti öncesinde anket çalışması yapılması ve her ailede ortalama kaç kişinin çalıştığının tespit edilmesi bana göre zorunludur. Ancak böyle bir çalışma olmadığını tespitr ettim. Eğer yanılmışsam peşinen kusura bakmayın derim ancak yanılmış olmam biraz zor.

 

Ikinci yapılması gereken asgari ücretin yüzdelik olarak sağlığa eğitime, giyim kuşama ve beslenmeye ne kadar ayrılacağının tespit edilip edilmediğidir.

 

Açıklanacak olan asgari ücretin tüm bu hususların dikkate alınması sonucunda tespit edilmesi halinde ; taraflardan herhangi birisinin az veya çok deme şansı olmaz inancındayım.

Yasaya göre Komisyon, asgari ücreti saptarken aşağıdaki esaslara dayanarak yapar;
(a) Devlet Plânlama Örgütü ile Ticaret  Bakanlığınca saptanan geçim indeksi;
(b) İşçi ve ailelerinin insanca yaşam için gereksinmeleri;
(c) Hayat pahalılığı ve genel seyir;
(d) Çalışanların yasalara dayalı olarak elde ettikleri sosyal günvenlik menfaatleri;
(e) Verimlilik, istihdam ve devamlılık gibi benzer ekonomik faktörler;
(f) Çalışanların, Ulusal gelirden sosyal adalete dayalı pay alabilmesini dikkate alır dendiğine göre tespit bu esaslara dayanılarak yapılması durumunda gerçek asgari ücretin tespitinde yanılma payı o derece az olacaktır.

 

Yok eğer asgari ücret bu esaslara göre değil de tarafların hiçbir esasa dayanmayan pazarlıkları sonucunda tespit ediliyorsa kaba bir tabirle “yandı gülüm keten helva” diyesim gelir.

Ve bu şekilde bulunacak asgari ücretten ne çalışan , ne işveren memnun olur. Devlet tarafına gelince zaten onun asgari ücretle istihdam ettiği kişi sayısı yok denecek az olmasına karşın nasıl olsa harcamaları bizim verdiğimiz dolaylı ve dolaysız vergilerle ve dış yardımlarla karşılanır.

Devlet tarafının önemli sayılabilecek kaybı vergiden muaf olan asgari ücretten dolayı yaşanacaktır. Bu nedenle de onu yani kamu maliyesini fazlaca  etkilemez.  Devlet tarafı açısından gelir  kaybından ziyade  hem Çalışanın hem de İşverenin başka bir deyişle oy veren vatandaşlarının memnuniyetsizliği önem arzeder. O nedenle bu iki tarafın şu veya bu şekilde bir noktada uzlaşması ona yeter de artar bile…

Gelinen aşamada kamu oyunda bilgi kirliliğini önlemek adına yetkili ve etkilerden bu çalışmanın yani asgari ücretin tespitinde yasanın öngördüğü esaslardan hangisinin nazara alındığını, hangisinin dikkate alınmadığını  ve en önemlisi  asgari ücret tespitindeki yüzde oranlarının  – eğer tespiti yapılmışsa –  kamu oyuna duyurulması çağrısında bulunmak isterim.

 

Yasanın öngördüğü esaslar dikkate alınarak veya bu esaslar dikkate alınmadan gayrı yasal diyebileceğim bir şekilde tespit edilmesi durumunda bundan memnun olmayan tarafın yargı yoluna başvurması durumunda bu tespitin yargıdan dönmesi kaçınılmaz olacaktır.

 

Bir an için tarafların konuyu yargıya taşımadığını, tespit edilen bu asgari ücretin ekonomi üzerinde olumsuz etkilerinden korkulduğu için devlet tarafının süreli veya süresiz olarak işverene maddi destek ve/veya muafiyet tanımak suretiyle işveren tarafı memnun etme yoluna gittiğini var sayarsak bu geriye dönüşü mümkün olmayan virajlı ve/veya tehlikeli bir yola girme anlamına geleceğini üzülerek belirtmek isterim.

 

En önemlisi tüm işverenlere verilecek bir destek(sosyal primlerin devlet tarafınca yatırılması gibi)  süreli olsa bile bunun siyasi baskılar sonucunda  ileride süresiz olma ihtimali son derece kuvvetli olmasının yanında sadece belirli bir sektördeki işverenlere verilecek maddi destek ve/veya muafiyet sağlanması diğer işverenlerin mutlak surette tepkisini çekecek bu da çalışma barışını büyük oranda bozabilecektir. Nasıl bozabileceğini çok net bilmeme karşın şimdilik bunu kendime saklamayı yeğlediğimi özellikle belirtmek isterim.

 

Beyler lütfen bulunacak rakam ne olursa olsun size yol gösteren bir yasal mevzuat varsa ve bu çok açık ve net ise bu esaslara göre asgari ücreti tespit etmeye çalışın… pazarlıklar  sonucu  ve yasada öngörülen hususları saf dışı bırakarak veya görmemezlikten gelerek asgari ücreti tespitten uzak durunuz. Bunun sonucunda ya çalışanın gazabına uğrarsınız ya da işsizliğin artışının sebebi olursunuz.

“Ben asgari ücreti tespit ettim” demekle işler bitmez. Bu uyarılarımı, lütfen ama lütfen bulunacak asgari ücretin yüksek olmasından korkan birisinin şikayetleri olarak algılamayın.

Belki de bu tespit edilecek asgari ücret ülke koşulları ve yasanın öngördüğü esaslar dikkate alınarak tespit edilmiş olması halinde bu rakamdan daha düşük olabilecektir.

Diyeceğim odur ki ne yapılacaksa ve asgari ücret ne olacaksa bunun bir yasal dayanağı olması gerektiğidir.

Aksi halde yasayı yok sayarak üç tarafın bir masa etrafında yapmış olacakları bir pazarlık sonucu tespitinden ne çalışana , ne işverene ne de devlet tarafına hayırı olur.

Benden söylemesi …