Ankara’daki yeni Kıbrıs raporu ne diyor? Umutlanalım mı?

0
75

Pazar günü Kathimerini gazetesi önemli bir habere imza attı. İki liderin müzakere masasına dönüş gerçekleştirdiği esnada, Kathimerini Türkiye’nin önde gelen araştırma enstitülerinden bir tanesi olan ‘Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETAV)’ın Kıbrıs ile ilgili yeni bir çalışma yazısını (working paper) masaya yatırdı. Bu yazımızın başlangıcında, SETAV’ın son 10 yıl boyunca Türkiye’nin dış politikası babında çok önemli işlere imza atmış olduğunu, bugün Aksaray Külliyesi’nde ve hükümette görev alan birçok üst düzey siyasetçi ve uzmanın geçmiş yıllarda bu kurum bünyesinde önemli çalışmaları gündeme taşımış olduklarını hatırlatalım.

Beklediğimiz üzere, Kathimerini’nin özel haberi adanın kuzeyinde Türkçe’ye çevrilmedi ve yerel basına yansımadı. ‘Olumlu havanın ve intibaların’ halka pompalandığı bir ortamda, anlaşılan birileri yazının Kıbrıs Türk toplumuna yansıtılmasını uygun bulmadı. Kısa değerlendirmemizin girizgahında SETAV’ın çok önemli Kıbrıs analizinin tümünü http://setav.org/tr/kktc-cumhurbaskanligi-seciminin-ardindan/perspektif/18760 adresinde bulup indirebileceğinizi vurgulayalım. Değerlendirme yazısının dili Türkçe olduğundan bu yazımızda ayrıntılı olarak yazının içeriğine değinmeyeceğimizi vurgulayalım. İsteyen rahatlıkla yazıyı indirip kendi değerlendirmelerini kağıda dökebilir.

‘KKTC Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Ardından’ yazısı birçok önemli noktayı gözler önüne seriyor. Kendi perspektifimizden bu noktaları irdeleyelim. Analizin başlangıcında, Kıbrıs Sorununun çözümünün Türkiye’nin lehine olduğu vurgulanıyor. Sorunun çözümü ile Türkiye’nin A.B. ile olan üyelik müzakereleri hızlanacak, Türkiye’nin sırtındaki ‘KKTC’ yükü kalkacak, Türkiye Kıbrıs doğalgazında söz sahibi olacak ve bölgesel işbirliğinin yolu açılacak.

Yukarıda arz edilen olumlu perspektife rağmen, hali hazırdaki durum ‘Kıbrıs’ta çözüm babında umutlanmak için çok erken olduğunu’ gözler önüne sermekte. SETAV’ın değerlendirmesine göre, iki taraf arasındaki uçurum güncelliğini koruyor. Rum tarafındaki milliyetçi odaklar Nikos Anastasiadis ve arkadaşlarına baskı uyguluyor. Dahası, birçok kesimin bel bağladığı güven arttırıcı önlemlerden de mucizeler beklememeliyiz. Güven arttırıcı önlemler iki toplum arasındaki ilişkilerini normalleştiği kadar taksimin kalıcılaşmasının da yolunu açmakta. Ayrıca, Maraş’ın karşılıksız olarak iade edilmesi söz konusu olamaz. Kıbrıs Türk tarafına uygulanan ekonomik izolasyonlar kalkmadan Türk tarafının Maraş’ı iade etmesi söz konusu olamaz.

Tüm bu olumsuzlukları dikkate alan SETAV, Türkiye Hükümeti’ne yeni bir Kıbrıs haritası öneriyor. Buna göre, yeni dönemde esas hedef Kıbrıslı Rumların çözümsüzlüğün bedelinin çok ağır olduğunu kanıksamaları. Bu hedef nasıl başarılacak? SETAV’a göre bu yönde iki adım atılabilir. İlkin, doğalgaz konusunda Türkiye’nin Rum tarafına uyguladığı baskı tekrardan arttırılmalı. Değerlendirme yazısına göre, bu bağlamda Türk gemileri tekrardan Kıbrıs’ın karasularına dönmeli. Aynı dönemdeyse, ABD Anastasiadis’i her ne pahasına olursa olsun müzakere masasında tutmalı.

Kıbrıslı Türkler açısından SETAV’ın önemli değerlendirme yazısının en can alıcı bölümü Mustafa Akıncı ile ilgili dile getirilenler. SETAV Akıncı’nın Ankara açısından bir sorun teşkil etmediğini vurguluyor. Akıncı diğer liderler gibi Türkiye’nin Kıbrıs’taki haklarını göz ardı etmiyor. Dahası, Akıncı Türkiye’nin garantörlük hakkına dil uzatmıyor. Tüm bunlar ortadayken, son seçimlerde Türkiye’ye kafa tutan tek adayın yalnız birkaç yüz oy aldığı da zihinlerde tutulmalı. Tüm bu etmenlerden dolayı, SETAV Kıbrıslı Türklerin Türk tarafının ‘ortak Kıbrıs’ çizgisini savundukları sonucuna ulaşıyor.

Yukarıda arz etmiş olduklarımız bizleri önemli bir sonuca taşıyor. Kıbrıs’ta çözüm babında umutlanmak için vakit henüz erken, şartlar hala olgunlaşmış değil. Ankara’nın değerlendirmesi bu yönde. Bu çıkarımda doğruluk payı var mı? Bu soru yeni köşe yazıları için başlangıç noktası teşkil edecektir. Bu noktada yalnız şunu vurgulamakla yetinelim: Vize kağıtlarının ilgası, kurucu devlet-eyalet hattındaki sendelemeler, sosyal birliktelikler, insani bir konu olan mayın başlığının güven arttırıcı önlem olarak yutturulması girişimi, seçim coşkusu ve bildik partizan tavırlar Kıbrıs Sorununun çözümüne hizmet etmiyor. Önkoşulsuz barış, askersiz, birleşik Kıbrıs ortak talebimizse ayaklarımız bir an evvel yere sağlam basmalı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here