Ang Lee ve Işıl Cinmen

0
71

Tandır eti gibi bir memleket bizimkisi, neresinden tutsan elinde kalıyor, sapır sapır dökülüyor.

Necip ve bağımsız olduğuna dair kimsenin şüphesi bulunmayan basınımız, bu kez de Işıl Cinmen’i işten atmış.

Çok sevindim.

Dünya üstünde bir referans kabul edilen memleketimin basını, az kalsın adi bir paçavraya dönüşecekti.

Boyuna posuna, saçındaki sarılara bakmayan bir kadın, kalktı, herkesin bildiği sırlardan birini yazdı.

En tehlikeli yazılar bunlardır, herkesin bilip konuşamadığını yazmak.

Üstelik öyle kolay bir şey değil başardığı, gerçek gazetecilik yapıp adım adım iz sürmüş ve en nihayetinde kendine bir yer bulmuş.

Işıl Cinmen’in yazdığı konu, ne yalan söyleyeyim, benim çok ilgimi çekti ve yazısını baştan sona büyük keyifle okudum.

Ne siyasetin bitmek bilmeyen karanlık dehlizlerinde yürüyor ne sporun çekilmez ataerkilliğinde, başka bir şey yapıyor, farklı, diğerlerinin cesaret edemediği.

Maslak’ta eş değiştirilen bir baloya katılmış.

Ve o izlenimlerinin ilkiyle birlikte gazetedeki görevi de sona erdi.

Bir süre sonra kafaları dumanlayan yüksek sesli müziğin, kaslı erkek striptizcilerin, dekolteli kadınların, sahte isimlerin, pırlanta küpelerin, büyük aynaların, yapış yapış şehvet kokan atmosferin içinde –lanet olası gazetecilik bilincinden kopamadan– gezinmiş.

Evli çiftler, seks hayatlarındaki “oyuncağı” diğer evli çiftlerde buluyorlarmış.

Bu büyük sırrı paylaşmak için sevgililere pek güvenmiyorlarmış.

Işıl Hanım’ın balo izlenimleri böyle başlıyor.

Onlara ait olmamanın, belki biraz kandırmanın gizli bir vicdan azabını da duyumsuyor her anında.

Boş bulunup mu gerçek adını söylüyor yoksa beyni ona bir oyun oynayıp “bırak gazeteciliği!” diye ahlaksızca birşeyler mi fısıldıyor, bellisiz.

Işıl Cinmen’in yazısını okurken aklımda Ang Lee’nin filminden bir sahne.

Zengin bir semtin saygıdeğer insanları, her zaman yaptıkları gibi biraraya gelip parti veriyorlar.

Yalnız bu sefer bir kural var.

Erkekler orta sehpasının üstündeki kâseye araba anahtarları bırakıyor.

Kadınların geceyi kiminle geçirecekleri çekecekleri anahtara bağlı.

O gece herkes birer sürtük olmaya can atıyor, hayatlarında belki de ilk kez toplumun kendilerine benimsettiği değerlerden böyle uzaklaşıyorlar.

Filmin o sahnesinde de yapış yapış bir şehvet hissedilirdi.

Işıl Cinmen’in Maslak’ta soluduğuna benzer.

Tüylü küçük maskeler var mıydı bilmiyorum, kulaklara fısıldanan ahlaksız istekler ya da bileğinden tutulup götürülen kadınların varlığını bilmediğim gibi.

İnsan nasıl karar verir sevdiğini bir başkasıyla paylaşmaya?

Nasıl izler onu?

Nasıl düşünür?

Ve ilk nasıl söyler bu isteklerini?

Bu sorgulamayı Işıl Cinmen de yapmış ve devam yazısına bu konuyla başlayacağını hissettirmiş.

Oysa devamı gelmedi.

Erkekler, getirtmediler.

Ang Lee’nin varlığından bihaber, daha kötüsü ise bunca yılda bir tek Ang Lee çıkaramamış bir toplum burası.

Her insanın içinde ahlaksız akşam istekleri vardır.

Ahmet Altan’ın “Son Oyun” kitabında “beni sat!” diyerek file çoraplarıyla gerçek bir o…ya dönüşen roman kahramanını hatırlamıyor musunuz?

Her kadının ve her erkeğin içinde bir o… yatar.

Bütün dinler, bütün ahlak kuralları bunu dizginlemeye çalışsa da o “ışık” bir deniz feneri gibi hep yanar.

Herkesin bildiği sırlardan biridir bu.

O buluşmalarda büyük bir davetkârlık vardır, herkes kimliklerinden soyunmuş, oraya “olmak istediği” olarak gelmiştir.

Külkedisi gibi tek geceliktir bu, güneş doğduğunda toplumun istediği kıyafetler giyilecektir tekrar.

Geriye gülümseten bir suçluluk, dört bir yana dağılmış kıyafetler, çekiştirilmekten buruşmuş çarşaflar, boşlukta kaybolan çığlıklar ve unutulmaz bir gece kalır.

Işıl Cinmen, herkesin bilip de konuşamadığını yazarak kuralı çiğnedi.

Ve hesap derhal kesildi.

Işıl Cinmen’in “swinger” partisindeki izlenimlerini okumak isterdim.

Maslak’ta bir balo, bakımlı kadınlar, ütülü gömlekler içinde erkekler.

Yapış yapış şehvetin sindiği duvarlar.

Gizemin çekiciliği.

Işıl Cinmen, erkeklerin dünyasına, tekme atan bir kovboy gibi daldı bu yazıyla.

Ama tandır eti gibi bir memleket bizimkisi, neresinden tutsan elinde kalıyor, sapır sapır dökülüyor.

 

Twitter: @bilgehanucak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here