Alev Er’den gazetecilik dersleri

0
63

Bak işte böyle oluyor, aradan yıllar geçse de bazı insanlarla tanışamadığıma yanıyorum ben.

Taraf Gazetesi’nin iki genel yayın müdürü vardı başta ve ben sadece bir okuyucuydum o günlerde, itiraf edeyim pazartesileri hariç her sabaha Ahmet Altan’ı okuyarak başlıyordum, Alev Er’i ise hiç tanımıyor, gazetenin tepe yöneticisi olmasına rağmen neden yazmadığını anlayamıyordum.

Sonra bir kavga koptu herhalde ki Alev Er gazeteden ayrıldı.

Aklım beni yanıltmıyorsa “Yedinci Ok: Din” manşeti yüzünden yazıişlerinde bir kavga kopmuştu ve genel yayın müdürlerinden biri istifa etmişti.

Oysa Ahmet Altan’ın bir yazısını hatırlıyorum, “Alev, Ergenekon iddianamesinin bilmemkaçıncı ekinin bilmemkaç bininci sayfasında bir şey yakaladı” mealinde bir yazıydı bu, ahkâm kesmek yerine gazetecilik yapan birini gösteriyordu bize.

Sonra ben gazeteye başladım ve hep “Alev Abi” sözünü duydum.

Herkesin büyük bir saygıyla bahsettiği, “gerçek bir gazeteciydi” dediği, “Alev Bey” olmaktan pek hazzetmediği söylenen bu büyük insanı ben ne gördüm ne onunla çalıştım ne de bir tek sefer olsun aynı ortamda bulundum ama “Alev Er” benim için bir referans oldu hep, nerede gözüme imzası çarpsa yazdıklarını okudum.

Alev Abi, bu haftanın Agos’u için bir araştırma kaleme almış.

Ben, Türkiye basınında, uzun zamandır bu kadar harika bir araştırma okumadım.

Konu, bir zamanların en büyük tabularından biri.

Ve bence alçakların Hrant’a kurşun sıkmak için buldukları bahane.

Sabiha Gökçen’in Ermeniliği meselesi.

Şimdi ben Alev Abi’nin bu yazısı üstüne hiçbir şey yazmayacağım, sadece herkese o uzun araştırmayı mutlaka okumasını tavsiye edeceğim ama bence o yazıyı okuyanlar başka bir şey daha fark edecekler.

“Gazetecilik nedir ve gazeteci kime denir?”

Alev Abi, bu sorunun cevabını da saklamış yaptığı o harika araştırmasına.

Bırakın oda temizlikçisine dönüşmüş yanaşmaları, postal parlatıcılarını, nefret suçu işlemeden konuşamayanları.

İki seneden fazla sürmüş Alev Er’in araştırması, kitapları yeniden okumuş, notlar tutmuş, seyahatlere çıkmış, arşivleri aşındırmış…

Gazeteciliğin günlük hayhuyu içinde, eğer Çetin Altan ya da Selim İleri gibi büyük bir yazar değilseniz, kalıcı yazılar bırakmanız çok zordur; binlerce yazı yazılır da belki onda biri ancak girer derleme kitaplarına.

Ama Alev Abi’nin yazıları, araştırmaları değil haberleri bile “gazetecilik nedir” dersinin birer örneğidir.

Dedim ya, hiç tanışmadım kendisiyle.

Ama sıkı bir okuyucusuyum ben onun.

Agos’taki üç tam sayfalık muhteşem yazısını iki kere okudum.

Evet gazeteciliğin yüzde doksandokuzu alçaklık olabilir, evet Babıali’de gazeteci kılıklı arzuhalciler dolanıyor olabilir ve evet onlar “kahir ekseriyeti” temsil ediyor olabilirler.

Ama işte ne mutlu ki Alev Er hâlâ inatla gazetecilik yapıyor.

Ve daha önemlisi genç gazeteci adaylarına “gazeteciliğin ne olduğunu” gösteriyor, öğretiyor.

Alev Er, etraftaki “sahte duayenlere” karşı mücadele ediyor, gazeteciliğin hâlâ ölmediğini, yüzde bir de olsa bir ışığın parladığını, enseyi karartmamız gerektiğini bize gösteriyor.

Alev Abi’yi tanımak isterdim.

İyi bir okuyucusu ve iyi bir öğrencisiyim ben onun.

Twitter: @bilgehanucak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here