AKP’nin palavraları…

0
191

Hangisinden başlamalı?

Hadi gelin ‘vekilharç’ Binali Yıldırım’ın yarın bir gün kendisinin ağır bir suçlamayla yargılanmasına neden olacak son söylediklerinden başlayalım.

Ne diyor?

“Referandum oldu. Sonuçta halk başkanını seçti. İşte aslında o gün fiilen başkanlık kapısı açıldı. Sonra Sayın Cumhurbaşkanımızı halk seçti. Halk cumhurbaşkanını seçti. Bu zaten fiili durumdur” diyor.

İşte AKP’nin palavraları dediğim tam da bu…

Çünkü söylediklerinin hiçbiri doğru değil, hem de anayasal suç… Yaptığı, ağır suça bulaşmış tam bir algı operasyonu…

Birincisi, halk ‘başkanını’ seçmedi, ‘cumhurbaşkanını’ seçti.

İkincisi, ‘o gün fiili başkanlık kapısı’ filan açılmadı, sadece cumhurbaşkanı seçimi yapıldı.

Portekiz’de de cumhurbaşkanını halk seçiyor ama parlamenter sistem geçerli… Seçim olunca sistem değişmiyor.

* * *

Bu gerçeğin aksini yutturmaya çalışmak, anayasa ortada dururken bunu fiili bir başkanlık gibi sunmak, daha beteri ‘fiilen başkan olmuş’ gibi davranmak, anayasal suçtur.

Anayasa değişmeden kendi kendine gelin güvey olmak ve ‘zihnindekini’ gerçekmiş gibi uygulamaya kalkmak, yarın ağır bir suç işlemekten yargılanma sebebi olacaktır…

AKP ve Erdoğan’ın en büyük palavrası budur; anayasa ortada dururken, ‘başkanlık’ rejimine geçildiği yalanıdır.

* * *

En bayıldığım palavralarından biri de Erdoğan’ı ‘halkın yüzde 52’sinin seçtiği’ algısını yaratma çabası… Bunu öyle bir söylüyorlar ki sanırsın halkın gerçekten de yüzde 52’si Erdoğan’a oy verdi.

Yüzde 52 oy, neyin yüzde 52’si?

Seçim sandığına gidenlerin…

Cumhurbaşkanı seçimlerinde seçmenlerin yüzde 73’ü sandığa gitti, yüzde 27’si ise oy kullanmadı…

Erdoğan 55 milyon seçmenin 21 milyonundan oy aldı.

Sanki tüm seçmenlerin yüzde 52’sinin oyunu almış gibi göstermek koca bir üfürme… Çünkü tüm seçmenler üzerinden baktığınızda alınan oy oranı sadece yüzde 38…

Zaten başkanlık çoğunluk tarafından istense bu kadar amansızca sürekli suç işlemezler, hukuku devre dışı bırakıp kaba kuvvetten medet ummaya yeltenmezler, çaresizlik içinde başı kesik tavuk gibi çırpınmazlardı.

* * *

Bir diğer siyasal şarlatanlık da, Recep Tayyip Erdoğan ömür boyu o kaçak sarayda kalacakmış gibi bir hava yaratma çabası…

‘İç savaştan’ medet uman AKP’nin bu uğursuz hesaplarını bir yana bırakırsak, 1000 gün sonra Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı bitiyor… 2019’da cumhurbaşkanlığı seçimi var.

Siyasal İslam faşizmini ilelebet sürdüreceklermiş, Türkiye halkının büyük çoğunluğunu hep ezeceklermiş, çocukların ırzına geçenleri, plakçıya efelenenleri Türkiye’ye ‘1000 yıl’ egemen yapacaklarmış ve hep başımızda boza pişireceklermiş gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar.

Suç makinesi halinde yol almaya çalışsalar da bunu yapamayacaklar.

* * *

Yapamayacaklar, çünkü bu ‘yönetememe’ durumu, belaları ardı ardına getirmekte…

Ülkeyi yönetemiyorlar, Türkiye kanıyor ve çözülüyor…

Her türlü belaya açık bir kangrenleşmeyle nereye kadar sürecek?

Çok sürmeyecek.

Geçen yıl bugünleri düşünün.

Geçen yıl bu tarihlerde AKP iktidardan düşmüştü… Bu halk AKP’nin bileti kesmişti…

MHP yönetimi sayesinde siyasal stratejiyi şiddet istikametine kırarak, iktidarı daha sonra ağır fatura ödeme ihtimali olan bir kurnazlıkla ele geçirdiler… Ödleri patladı, şimdi unutturmaya çalışıyorlar.

Ama siz unutmayın… Geçen sene bu vakitler AKP iktidardan düşmüştü.

* * *

Algı operasyonları, Goebbels propagandaları, yalan dolan, üfürükten tayyare, siyasi palavra…

Zaten sürekli bunlara sığınmaları da işin yürümediğini gösteriyor…

Bu palavraları deşifre edildikçe iktidarda kalmaları daha da zorlaşacak.

Az kaldı…