Akıncı cübbe mi giysin?

0
200

Kıbrıs’ın kuzeyinde, beklentilerin çok üzerinde hızla büyüyen bir sektör var…

Üniversiteler…

100 bin öğrenci hedeflenmişti… Hedefe çok yaklaşıldı…

Bu yıl 12 bine yakın yeni öğrenci gelecek Kıbrıs’a…

Başkentin sokaklarında; yerlerde sürükledikleri valizlerle ev arayan, yoldan geçen araçlara “otostop” işareti yapan genç kızlar ve erkekler acaba nasıl bir ülkeye geldiklerinin farkında mıdırlar?

Çoğu farkında…

Toplu taşımanın olmadığı,

Çöplerin ortalıklara döküldüğü, pis şehirlerimiz karşılıyor onları…

Ama daha da kötüsü; “yıllık peşin” başlıklı kiralık ev ilanları ve tabelalar…

Medyamızın ve siyaset kurumumuzun hiç görmediği, umursamadığı yeni bir “rezillik” bu…

Kentlerimiz bu kadar yeni “nüfus”u kaldırabilir mi? Altyapımız buna yeterli mi?

Son iki yılda 10’un üzerinde yeni üniversiteye Eğitim Bakanlığı’nca “ön izin” verildi. Bunların YÖDAK’tan eğitime başlamak için izin almaları gerekiyor…

Peki YÖDAK nerede?

Bu “özerk” kurumun başkan ve dört üyesi, yıllardan beridir birbirlerini yemekle meşgul…

Toplanmayı bile başaramıyorlar… Birbirlerini adeta görmek bile istemiyorlar…

Hepsi de profösör… Başkan’ı eski Cumhurbaşkanı atadı… Üyelerin ikisini Meclis seçti… Öteki ikisi de üniversitelerin ortak seçimi…

Bu güzide “eğitimci”ler, birbirleri için söylemedik laf bırakmadılar… Sonunda dört üye, Başkan’ı gidip Ombudsman’a şikayet ettiler…

Ombudsman da tam 2451 sözcükten oluşan bir rapor hazırladı… Bu raporun en son iki kelimesi şöyle diyor:  “görevden alabilir…”

Kim? Elbette Cumhurbaşkanı…

Bu iki sözcüğün “sevinç” yarattığı çevreler var…

“Haydi” diyorlar Sayın Akıncı’ya “Daha ne duruyorsun?”…

Peki ama nasıl olacak bu iş?

Ombudsman’a göre; Cumhurbaşkanı, binbir dereden deve sırtında geçecek, ayakları hiç ıslanmayacak, Kıbrıs’ın tüm hendeklerini aşacak ve o zaman YÖDAK Başkanını görevden alabilecek…

Eksik ve aksak YÖDAK Yasası’na göre; Başkan, bir tek “Yüksek Mahkeme Yargcının tabi olduğu koşullarda…” görevden alınabilir.

Neymiş o koşullar?

Mahkemeler Yasası’na göre; bir yargıçta “yetersizlik” varsa, vakar ve onuru ile bağdaşmayan haysiyet ve itibar kırıcı” davranışları olursa, disiplin soruşturması sonunda “görevden çekilmeye” davet edilir.

Kim yapar bunu?

Hukukçulardan oluşan Yüksek Adliye Kurulu…

Tabii; önce bu yargıca tüm suçlamalar “açık ve anlaşılır” bir dille yazılı olarak bildirilecek… Ona yeterli savunma süresi verilecek…

Koskoca Adliye Kurulu önünde avukatı ile birlikte yeminli şahadet verecek…

Tamamen “yargısal” bir süreç yaşanacak…

Üstelik de hepsi de “hukukçu” olan bu kurulun üyeleri, öyle akıllarının estiği gibi karar veremeyecek…

BM İnsan Hakları Komisyonu’nun belirlediği “Uyulması zorunlu” asgari şartlara uyarak suçlama yapabilecek…

Bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, tutarlık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat gibi “değerler”e bakacak… Bunu yaparken de BM metinlerindeki izahatları kullanacak…

Öyle diyor Ombudsman ve ekliyor:

“Bütün bunları yaparsa, görevden alabilir…”

Yani, Sayın Cumhurbaşkanı, tam bir “yargıç” olacak… Mahkeme kuracak, masaya Kuran koyarak yeminli savunma dinleyecek ve YÖDAK Başkanı için kalemini kıracak…

Hukuçuların oluşturduğu bir kocaman kurulun yerine kendini koyacak, bir yığın kıstasa riayet ederek yargılama yapacak ve ancak o zaman YÖDAK Başkanı’nı görevden alabilecek…

İşte bu… Bu adamın oradan gitmesi için başka yol yok…

Bu konuda “hukuk”tan hiç taviz vermeden bir sonuç almayı zorluyor Sayın Akıncı…

Aslında bu konuda sadece Sayın Akıncı’yı “işaret” etmenin ve “sanki suçluyu savunurmuş gibi” üzerine gitmenin ne kadar dayanaksız bir “sav” olduğu ortaya çıkıyor…

YÖDAK üyelerinin ikisini seçip gönderen Meclis nerede? Meclis Başkanı bu konuda ne diyor?

Üyelerin diğer ikisini gönderen “Üniversitelerarası Akademik Koordinasyon Kurulu” nerede?

Bu konu, üniversitelerimizi hiç mi ilgilendirmiyor?

Yükseköğrenimde öğrenci patlaması yaşanıyor… Binlerce yeni genç geliyor ülkemize… Ama bu işleri düzenleyecek, koordine edecek, yönetecek kurul aylardan beridir toplanamıyor… Yeni programlar açılamıyor, bekleyen onlarca dosyaya el atamıyor…

Mesele, sanki KTÖS ile Cumhurbaşkanı’nın meselesi imiş gibi, herkes kenara çekilmiş seyrediyor…

Hükümet ile muhalefet de öyle… Bu soruna “yasal” bir çözüm bulmak için kıllarını kıpırdatmıyorlar…

Aslında; YÖDAK Başkanı, madem ki kurulun dört üyesi de karşısındadır; derhal istifa etmelidir…

Ne kadar çok “direnirse” yükseköğretime o kadar çok zarar vereceğini görebilmelidir…

Diğer dört üyeye gelince… Onlar da yeni bir “oluşum”a imkân vermek için aynı yolu denemelidirler…

Bence aslolan; Kıbrıslı Türkler; yükseköğretimi yönetebilecekler mi? Yoksa, böylesi özerk kurumlarda bile çuvallayacaklar mı?

Neden bu “kurul”u atayan tüm taraflar biraraya gelemiyor?

Neden, tüm partiler derhal yeni bir YÖDAK yasası için uzlaşamıyor?

Neden bu işi sadece Cumhurbaşkanı Akıncı’nın sırtına bıraktılar?

Üstüne üstlük bir de ondan “Yargıçlık” yapmasını istiyorlar…

Hani “Hukuğun üstünlüğü”nü savunuyorduk?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here