Akıl Defteri ve akıl tutulması

0
66

Önce soralım.

Erkek Basketbol Milli Takımı'na oyuncu alınmasının kriteri "cemaatçi olmamak" mıdır?

Devam edelim.

Dopingcilik mi, yaşın küçültülerek haksız rekabet sağlanması mı yoksa "cemaatçi" olmak mı suçtur?

Evet, bunlardan hangisinin yasalarda bir karşılığı var ve hangisi bir cezai müeyyide ile karşılanır?

Peki, suçlara "korkunç bir müsamaha" gösterenlerin, belki buna "aşağılık bir teşvik" de denebilir, olmayan suça yaptırım uygulamasını ne yapacağız?

Türkiyeli basketbolcular arasında tek bir uluslararası yıldız var şu anda.

O da NBA'de oynuyor zaten, adı Enes Kanter.

Cemaatçi mi bilmiyorum, bu, beni onun yeşil gözlü olup olmadığı kadar ilgilendiriyor.

Yani, hiç.

Milli Takım'da hak eden herkes oynayabilmeli çünkü.

Bu kadar basit bir ilkeye ihtiyaç var aslında.

Hak eden oynasın; ama dopingci oynamasın, küçültme oynamasın.

Şimdi Milli Takım'a oyuncu seçenlerin şu sorulara cevap vermesi lazım:

Sizin için dopingcilik suç mudur?

Sizin daha önce doping yapan oyuncularınız var mıydı ve buna göz yumdunuz mu?

Türkiye'de hep ve sadece aynı antrenör için "doping yapsana" tezahüratları yapılmıyor mu?

Sizin için yaşı küçültülen birinin Milli Takım'a alınmasında ahlaki hiçbir sorun yok mudur?

Araçlar, amacı meşru kılar mı?

Kazanmak için her yol mübah mıdır?

Kazanalım da varsın bu dopingciyle, varsın küçültmeyle mi olsun?

Enes Kanter'in gerçek alınmama sebebi "paralelcilik" midir?

Evetse, bunun kanıtı nedir?

Enes, hangi suçlardan hüküm giymiştir?

Değilse, Enes'in yerine alınan kim olursa olsun "liyakat" esası nerede kalmıştır?

Bir "cadı avı" pervasızca uygulanıyor bugünlerde.

Bakın, uzun yıllardır büyük keyifle izlediğim bir televizyon programı vardı; dün ilk kez yayınlanmadı.

Neredeyse beşyüz haftadır hiç sekmeden yayınlanırdı oysa.

Ama bu hafta göremeyince merak ettim.

Her pazartesi akşamı saat dokuzu vurduğunda ben aynı koltuğa oturur, Mehtap TV'yi açar ve Akıl Defteri'nin başlamasını beklerim.

Doğrusu ya, programın başlamadığını görünce biraz endişelenmedim değil.

Olmaz a, gene de aklımda aynı kapkara soru; yayından falan kaldırılmış olmasın?

Her pazartesi alışmışım çok sevgili hocalarımı görmeye; Şahin Alpay, Eser Karakaş ve Mehmet Altan.

Birbuçuk saat özgürce haftanın gündemini değerlendirecek ve her zaman olduğu üzere memleketin kara demokrasi kültüründe birer denizi gibi parlayacaklardı.

Olmadı.

Programa ceza kesmişler.

Şimdi hocalarım alınmasın ama bu karar hoşuma gitmedi değil, ben bir pazartesi akşamı ilk kez bu kadar kahkaha attım.

Kabaca söyleyeyim, HDP propagandası yapılmış da, seçim zamanlarıymış da, işte ondan dolayıymış da, programın bir hafta yayınlanmaması buyurulmuş.

Şimdi iki şey söylemem lazım.

Bir, HDP propagandası yapıldığını ben o programda görmedim, ama evet, HDP'ye destek verdiklerini açıkladılar.

Velev ki propaganda yapmış olsunlar, bu ne demektir, propagandanın ölçüleri nedir ve de bu nasıl bir suçtur?

İki, ama "yaptılar" da demiyor açıklamada.

Bir cümle alıntılanmış.

O cümleyi Şahin Hoca söyledi.

Şimdi, Şahin Hoca'nın söylediği bir söz, misal Eser Karakaş'ı bağlar mı?

O programı seyretmeyenler bilmezler ama ben TRT'nin varlığı üstüne Eser Hoca ile Şahin Hoca'nın hiç anlaşamadıklarını bizzat izlemiştim.

Biri, "devletin televizyon kanalı olmalı" diyordu, öteki "izlenmiyorsa olmasın, reyting demokratik bir araçtır."

Demek bu arzuhalcilere bırakılsa tartışmayı herhalde tümden Mehmet Altan'a havale edip cezayı ona keseceklerdi.

İyi bir izleyici ve okuyucularım ben üçünün de.

Ayrıca, kitabıma konuşmayı kabul ettikleri için de müteşekkir.

Sevgili hocalarıma, tabii ki benden çok daha iyi biliyorlardır, şunu söyleyeyim.

Haftaya tam dokuzda biz, Eser Hoca'nın açılış vurgusuyla "Akıl Defteri'nin çok muhterem izleyicileri",  gene ekran başında olacağız.

Ama burada daha büyük bir sorun var.

Tartışmadan çok komediyi andıran ve palyaçolara para kazandırmak için yayınlanan programlara ne olacak?

Allah muhafaza, bu karar bir uygulanmaya başlarsa bazı kanalların belgeselden başka bir şey gösterememesi gibi bir durumla karşılaşabiliriz.

TRT'nin seçim sürecindeki tarafsızlığı ve eşitlikçiliği zaten herkesin dilinde.

Gerçi çok matrak ve bana sorarsanız çok hayırlı olur.

Bu keyfiliğin sonu elbet gelecek.

Ve Enes'i Milli Takım'a almayan, Akıl Defteri'ni sudan sebeplerle yayınlatmayanlar, emekliliklerini bu utançla yaşamaya mahkûm kalacaklar.

Twitter: @bilgehanucak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here