Akar “Türkiye ve KKTC’nin yer almadığı hiçbir proje yaşayamaz”

0
493
T.C. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Ege ve Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuktan doğan haklarımızı görmezden gelen girişimlerden kaçınılması, sorunların çözümüne hiçbir yararı olmayan provokatif davranış ve sorumsuz açıklamalara izin verilmemesi en samimi beklentimizdir” dedi. Akar, “Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’siz projelerin yaşayamayacağı” mesajı verdi.

Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanı Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ile dün Denizkurdu 2019 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci Günü’ne katıldı.Bakan Akar, geminin hangar bölümünde askeri ataşeler ve tatbikata katılan birliklerin komutanlarıyla bir araya geldi.

Türkiye’yi 3 taraftan çevreleyen denizlerin, Türk milletinin güvenliği ve refahı için önemli olduğunu vurgulayan Akar, şunları kaydetti:

“Her anlamda barındırdığı potansiyel nedeniyle bu denizlerin önemi her geçen gün daha da artmaktadır. Doğu Akdeniz geçmişten bugüne devam eden jeostratejik önemine ilave olarak sahip olduğu enerji kaynaklarıyla da günümüzde bir cazibe merkezi haline dönüşmüş, gelmiştir. Bu nedenle küresel anlamda bir mücadele alanına dönüşen Doğu Akdeniz’de en önemli konulardan biri deniz yetki alanlarının sınırlandırılması meselesidir. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta deniz yetki alanlarında eşit, egemen hakların korunması ve kaynakların adil paylaşımı yönünde ilkeli bir tutum sergilemektedir. Biz her zaman uluslararası hukuka uygun, hak ve adalet ilkelerine saygılı bir şekilde deniz yetki alanlarının belirlenmesi gerektiğini savunmaktayız. Özellikle son günlerde Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynakları ve deniz yetki alanları temelinde meydana gelen gelişmeler neticesinde bölge içi ve bölge dışı ülkeler tarafından maalesef uluslararası hukuku gözardı eden açıklamalar yapılmaktadır. Temennimiz, beklentimiz Doğu Akdeniz’de en uzun sahil şeridine sahip Türkiye’nin ve KKTC’nin hak ve menfaatlerine saygı gösterilmesidir. Bütün taraflardan bu konularda saygı gösterilmesini bekliyoruz, bu da bizim en doğal hakkımızdır.”

“TÜRKİYE HİÇBİR ÜLKEYE TEHDİT DEĞİLDİR” 

Akar, uluslararası hukuktan doğan haklar kapsamında Barbaros Hayrettin Paşa araştırma gemisinin Doğu Akdeniz’de ilan edilen sahada sismik araştırma, milli sondaj gemisi Fatih’in ise Kıbrıs adası batısında Türk kıta sahası içinde sondaj faaliyetlerine devam ettiğini, bunlara Deniz Kuvvetleri Komutanlığı gemilerinin refakat ettiğini dile getirdi.

“DOĞU AKDENİZ’DE TÜRKİYE VE KKTC’NİN YER ALMADIĞI HİÇBİR PROJE YAŞAYAMAZ”

Bundan sonra da uluslararası hukuk ve karşılıklı haklara saygı ilkeleri çerçevesinde Türkiye’nin, kendi deniz yetki alanları ve garantör ülke olarak KKTC’nin ruhsat verdiği yerlerde sondaj ve araştırma faaliyetlerine devam edeceğine dikkati çeken Akar, şunları söyledi:

“Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’nin yer almadığı, hak ve menfaatlerimizin dikkate alınmadığı, uluslararası anlaşmalardan doğan haklarımıza gerekli saygının gösterilmediği bir projenin yaşama şansı yoktur. Türkiye hiçbir ülkeye tehdit değildir, amacımız vatan topraklarımızın, mavi vatanımızın, semalarımızın ve asil milletimizin güvenliğini sağlamanın yanı sıra bugüne kadar olduğu gibi bölgemizin huzur ve istikrarına da katkıda bulunmaktır. Bu çerçevede Türkiye, Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki sorunların iyi komşuluk ilişkileri içerisinde ve uluslararası hukuk dahilinde çözümünden yana olduğunu her fırsatta dile getirmekte, bu yönde gayret göstermektedir. Bu çerçevede değerli meslektaşım, (Yunanistan) Savunma Bakanı Apostolakis ile vardığımız mutabakat doğrultusunda heyetler arası görüşmeler Atina’da tamamlanmıştır. Bu görüşmelerin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine inanıyorum ve bunun iki ülkenin de yararına olduğunu değerlendiriyorum. Biz tüm olumlu, yapıcı yaklaşımlarımızı ısrarla sürdürürken Ege ve Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuktan doğan haklarımızı görmezden gelen girişimlerden kaçınılması, sorunların çözümüne hiçbir yararı olmayan provokatif davranış ve sorumsuz açıklamalara izin verilmemesi en samimi beklentimizdir.”