AK Parti’nin Yoğun ve Zor Dış Politika…

0
130

AK Parti'nin Yoğun ve Zor Dış Politika Ajandası

Dört aylık aradan sonra düzenli olarak haftada bir okuyucularla buluşma imkanına sahip oluyorum. Bundan önce de buluşma imkanım vardı elbette, ancak kendi bloğumdan düzenli yazamadığımı herkes farketti sanırım. Son günlerde sevgili Aysu Basri’yle yazıp yazmama konusunda konuşup durduk, sonunda  dış politika konularını okuyucularımla paylaşmaya karar verdik. Artık her Perşembe Gazete 360’ın sayfasında buluşuyoruz.

Türkiye’deki yerel seçimlerin ardından Adalet ve Kalkınma Partisini (AK Parti) yoğun ve zorlu bir dış politika ajandası bekliyor. Bazı kesimler Cumhurbaşkanlığı seçimine odaklansalar da yoğun ve zorlu dış politika ajandası Türkiye ve AK Parti hükümeti açısından daha önemli (değilse bile,  öyle olmalı).
AK Parti hükümeti ve Türkiye dış politikası son 3-4 yıldır gözle görülür biçimde bir prestij kaybına uğradı. Bu prestij kayıbının ve sorunların devam etmesi-derinleşmesi halinde Türkiye’nin iç politikada ve ekonomide zorluklarla karşılaşması da kaçınılmaz olacaktır. O yüzden Haziran 2014’e kadar dış politikada bir normalleşme sürecine girilmeli diye düşünüyorum.

AK Parti hükümetinin kurmaylarını yoğun bir dış politika ajandası bekliyor. Bu ajanda yoğun olduğu kadar zor da! Peki ajandada neler var? Ajandada öncelikle Suriye, Kırıım ve Kıbrıs konuları var… Türkiye bir şekilde Suriye konusunda bir manevra yapmak zorunda, bu manevrayı nasıl yapacak? Sorun burada. “Kardeşim Esad” ifadesine artık dönüş zor, ancak bir şekilde nötür ortam yaratılmalı, aksi durumda Suriye’deki istikrarsız durum Türkiye’yi olumsuz şekilde etkilemeye devam edecektir. Bununla birlikte Suriye konusunda bir politika değişikliğine gidilmezse Rusya ile ilişkilerde de hafif bir limoni durum söz konusu olacaktır!

Türkiye’nin artık yeni bir sorunu daha var o da Kırım Sorunu, Kırım Türkiye’nin dış politikasında jeopolitik açıdan bir olgu olmakla birlikte, tarihsel ve demografik-manevi anlamda da önem arz eden bir konu.  Türkiye’nin Rusya’yla ticari ilişkilerinin ve enerji alanındaki işbirliklerinin geldiği nokta malum, o yüzden Türkiye Kırım konusundan dolayı Rusya’ya yaptırımlar uygulama arzusunda değil, aksi durumda zaten kendi bindiği dalı kesmiş olur.  ABD, AB ve NATO’nun Kırım’dan dolayı yaptırımlarla birlikte Doğu Avrupa’da ve Ukrayna’da yeni bir güvenlik politikasına yönelmesi söz konusu! Türkiye’nin bu noktada diplomatik anlamda zor bir süreç bekliyor… Öyle ki, süreç başlamış durumda… Kırım’daki Tatar nüfusun geleceği de Türkiye açısından önem arz etmekte, Türkiye Müslüman Tatar-Türk nüfusun Kırım’daki varlığına önem vermesinden dolayı TİKA aracılığıyla bölgeye ulaşmakta, gerek ekonomik gerekse sosyal programların bundan sonra nasıl şekilleneceği ve Rusya Federasyonu’na bağlı Kırım Cumhuriyetinde faliyetlerin nasıl yürütüleceği yeni bir sorunsal… 

İç politikadaki sorunlar ve Kıbrıs sorunu nedeniyle AK Parti hükümetinin AB’yle ilişkileri de iyi gitmiyor. O yüzden son dönemde Kıbrıs sorununa dair atılan adımlar ve müzakere süreci Türkiye açısından oldukça önemli. Kıbrıs sorunun çözülmesi Türkiye’nin Mısır, Libya ve Suriye’de kaybettiği dış politika prestijini yeniden kazanması ve AB’yle ilişkilerini düzeltmesi açısından önem arz etmekte.  Irak’ta ise 2013’ün son döneminde  merkezi Maliki hükümetiyle yani Şiilerle yoğunlaşan diyaloğun devam etmesi dış politikada başarı ve istikrar açısından kaçınılmazdır.

Türkiye’yi ve AK Parti hükümetini yoğun ve zorlu bir dış politika ajandası bekliyor. Türkiye bu zorlu ajanda da hem kendi adına hem de bölgesel istikrar bağlamında başarı yakalamak istiyorsa çok yönlü, biraz daha pragmatik ve mezhepçi yaklaşımdan uzak dış politikayı benimsemek zorundadır.  Kısacası AK Parti yerel seçimlerde elde edilen zaferi farklı yorumlarsa ve dış politikada yaşanan başarısızlığın derinleşmesine neden olacak adımlar atmaya devam ederse iç politikada da bir hüsranla karışılaşması söz konusu olacaktır (ekonomik durumdan dolayı). Bu dönemde Türkiye’nin ve bölgenin istikrarı için çok yönlü, uluslararası hassasiyetleri, dengeleri ve demografik yapıları dikkate alan gerçekçi bir politkaya ihtiyaç var!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here