ACI VE ÖFKE

0
220

Biri henüz 16, diğeri henüz 17 yaşında…
Ve bir baba…
3 tane güzel insanımızı kaybettik…
Yetkililere göre tüm suçlu kamyon şoförü!..
Yani kazaya sebebiyet veren adamı asarsak bu sorun çözelecek mi?
En ufak bir vicdan azabı duymuyorlar…
Utanacak yüzleri dahi kalmamış…
“Araç sürücülerine de suç bulmayı unutmayınız” diyorlar!..
İşte biz de onu yapıyoruz ya beyler!..
Hepimiz bir aracın içerisindeyiz ve sizleri şoför koltuğuna oturtan bizler diyoruz ki, “Başaramadınız beyler, yıllardır yüzlerce insanımızı öldürdünüz, binlercemizi ise yaşarken mezara koydunuz”…
İsyan ediyoruz ve çözüm yolları arıyoruz, hani belki de bizleri, sizlerden koruyacak bir garantör!..
Çünkü sizler o koltukalarda oturduğunuz sürece bizlerin bu topraklarda can güvenliği yoktur…
***
Çocuklarını kaybeden anne ve babaları düşündükçe çıldırasım geliyor…
Dün gün boyu göz yaşlarıma hakim olamadım…
Bu nasıl bir adalet?
Sorumlu olanların yüzü dahi kızarmazken, gencecik çocukları toprağa vereceğiz…
Ve muhtemelen bunu da o yüzleri kızarmayan yetkililerle birlikte yapacağız…
İnanınız yazacak kelime dahi bulmakta zorlanıyorum…
İçimden sadece bu düzene ve bu düzeni yaratanlara küfür etmek geliyor…
Çünkü hayatımızı, geleceğimizi ve çocuklarımızı bizden çalıyorlar…
Kısacası kendimi dahi ifade edecek durumda değilim…
***
Burada “Bağımsız bir devlet var” diyorlar…
Dünyanın en büyük yalanı bu!..
Daha saat ayarlamasını bile kendisi yapamayan bir yapının devlet olduğunu iddia ediyorlar…
Ben her sabah aynı şeyi yaşıyorum…
Oğlumu kaldırıp okula götürmek için ona her seslenip, dokunduğumda büyük bir acı çekiyorum…
Ve onun her sabah gözlerini açarak bana, “Baba henüz daha sabah olmadı, görmen hava hala karanlık” söylemi karşısında içim eriyor…
Elbette dün yaşadığımız acının tek sebebi bu değildir…
Ancak normalde 06:10 olması gereken bir saatte çocuklarımızın yollarda ne işleri olduğunu çıkıp herhangi bir hükümet yetkilisi bizlere açıklamaladır!..
Ve de dün gün boyunca bu saat uygulamasını önemsizleştiren herkes çıkıp bana her sabah çocuğumun ve benim yaşadıklarımın ne tür bir izahı olduğunu anlatmaldır…
“Susalım” diyorlar…
Siyaset yaptığımızı iddia ediyorlar…
Kardeşim, gözlerimizin önünde yaşanan bir cinayete susacak kadar şerefsiz olsaydık, bu cinayetin faillerine alkış tutar pozisyonda olurduk!..
O nedenle kimsenin bizi susturmasına izin vermeyeceğiz…
Giden bu canların bir bedeli var ve bu durumdan sorumlu herkes bu bedeli günü geldiğinde ödeyecektir…
“İstifa ediniz” diye saçmalamayacağım…
Çünkü öyle onurlu bir duruşa sahip olmadıklarını biliyorum…
Bedeli ödetecek olan, dün bu acı olayı duyduğu andan itibaren kan vermek için hastaneye akın eden insanlarımızdır…
Yaşanılan bu acı karşsında yüreği gerçekten parçalanan tüm Kıbrıslılardır…
Ve günü geldiğinde bu hesap bir şekilde sorulacaktır…
***
Hayatını kaybeden tüm insanlarımız ışıklar içinde olsun, ailelerinin ise başı sağolsun…
Yüreğimdeki acının tarifi yok, hepimize sabırlar dilerim…
Diğer yarımız olan Rumca konuşan Kıbrıslı kardeşlerimize de böylesine acı dolu bir günümüzde gösterdikleri dayanışmadan dolayı teşekkür ederim….

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here