16 Ocak 2017

GAZETE360 YAZARLARI / Hasan KAHVECİOĞLU

Hasan KAHVECİOĞLU

Türk tarafı ilk kez…



“Mont Pelerin” tepesinde beşinci gün, aniden kar bastırmıştı… Önce sulusepkendi… Arkasından lapa lapa yağmaya başladı… Biraz sonra; kar durdu, yağmur çiselemeye başladı…Bir ara güneş çıktı, Alpler’i örten bulutlar dağıldı, karlı sivri dağlar güzelim bir kartpostalı andırarak netleşti… Arkasından gri bulutlar kapladı her tarafı…

İçerideki “hava” da, bundan farklı değildi…

Liderler biraraya geliyor, biraz sonra ansızın ara veriliyor, sonra her ekip kendi arasında çalışıyor, sonra şu gelsin, bu gitsin; sonra tekrar liderler, sonra tekrar heyetler…

Gece yarısına yaklaşıyoruz… Liderler heyetleri ile birlikte son kez buluşuyor… “Toprak kriteleri” henüz tamamlanmadı. Türk tarafının “acelesi” var ama, Anastasiades “istekli” görünmüyor…

Türk heyeti “beklenmedik biçimde” toprak kriterlerini ele alıyor, öneriler, alternatifler sunuyor…

Rum tarafı da aslında “esneklik” sergiliyor. “100 bin göçmen iade edilecek topraklara geri dönmeli” pozisyonunda ısrar etmiyor. Federe devletlerin toprak yüzdeliklerinde ve kıyı şeridi uzunluğunda ilerlemeler kaydediliyor.

Yıllardır betonlaşan “duruş”lar, Mont Pelerin’de Alp dağlarının karları gibi eriyor, Cenevre gölüne dökülüyor.

Ansızın, hiç beklenmedik bir anda, Anastasiades “Lütfen bizi Mustafa ile yalnız bırakın” diyor…

Herkes dışarıya çıkıyor…

İşte o an, “liderliğin” ve “siyasi irade”nin sınavı başlıyor…

Anastasiades, İsviçre’ye gitmeden önce Rum parti liderlerine “Mont Pelerin’den, toprak ayarlamalarını gösteren harita ile döneceğim” güvencesi verdiği için zora girmişti.

“Toprak kriterlerinde uzlaştık” demek “çoklu konferans”ın tarihinin de açıklanması demekti.

Anastasiades, “çoklu konferans tarihi”nin açıklanmasını asla kabul edemezdi. Çünkü Rum siyasi partileri, özellikle “red cephesi”ni oluşturan küçük particikler “çoklu konferans” tarihini nerede ise “kırmızı çizgi” ilan etmişlerdi.

Bir karar almadan önce “Ulusal Konsey toplantısı” talep ediyorlar ve çıngar çıkarıyorlardı.

Aslında; Mont Pelerin’e gitmeden önce, liderler arasında ortak bir “anlayış”a varılmış ve Eide de bunu kağıda dökmüştü. Buna göre; kriterlerde uzlaşı sağlanınca, “çoklu konferans” tarihi de saptanacaktı.

Ancak Anastasiades, Ulusal Konsey toplantısından sonra bundan “çark” etmiş ve “Kriterlerde uzlaşma yetmez.

Bunun harita üzerine işlenmesi de gerekir” şeklinde konuşmaya başlamıştı.

Anastasiades, Eide’nin “kağıt olmayan kağıdı”na göre mi hareket edecekti, yoksa “iç politika kaygıları”na yenik mi düşecekti?

O gece yarısı, “Rum lider” ne yazık ki ikincisine daha çok önem verdi… 

Papadopullos, Sizopullos, Lillikas, Perdikis ve Theoharus’u kıramadı…

Hatta “Bir de Çipras’a sorayım” dedi. Hatta “ilgili hükümetler ile de bir konuşayım” dedi.

Ne yalan söyleyeyim, Rum Meclis başkanlığına “Enosisçi” Şilluris’i seçtirdiği ve AKEL ile bu konuda işbirliği yapmadığı gün, Anastasiades’in “redçilerden” korktuğu apaçık biçimde ortaya çıkmıştı.

Akıncı da zaten bundan ciddi “endişe” duyuyor ve bu nedenle 2018’deki “Rum başkanlık seçimleri”nin havası başlamadan işi “acele” sonlandırmak istiyordu. 

Ancak; Anastasiades belli ki hâlâ DİKO ve EDEK’ten umudunu kesmedi. Onları yanına çekebileceğini, başkanlık seçimlerinde desteklerini yanına alabileceğini sanıyor.   

İşte o akşam; aldığı telefonların da etkisi ile kafası karmakarış oldu ve “stop” etti…

Hakkını yemiyelim; Anastasiades’in imdadına son dakikada CB Akıncı yetişti…

“Kriz”e dönüşebilecek kıvamdaki bir “son dakika manevrası”nı yatıştırdı…

“Seni burada bekleyelim, git danış ve gel” dedi. Anastasiades’in “abarttığı” sıkıntıyı göğüsledi, anlayışla karşıladı ve “Kaldığımız yerden devam edilmesi koşulu ile” adına “erteleme” denilen bir formül buldular.

Böylece Mont Pelerin’in “namusu” kurtarıldı.

Aslında “zaman”ın yeterli olmayacağı ta başından belliydi… Canlı yayınlarda hep “Buradan kriz çıkmaz” diyorduk… “Lefkoşa’da devam edeceğiz diye açıklama yaparlar, öyle gideriz herhalde” diyorduk…

Kimseyi yanıltmadık… Gereksiz yere umut da dağıtmadık… Elde veriler olmaksızın kriz beklentilerine de prim vermedik…

Ancak şunu söylemek gerekiyor ki “Mont Pelerin” Türk tarafı bakımından bir “kararlılık” göstergesi oldu…

Cumhurbaşkanı Akıncı; ekibi ile birlikte üretken bir “performans” sergiledi. Ne abarttı, ne de süreci oluruna bıraktı…

Sözcüsü Barış Burcu’nun da dediği gibi “Dirayetli önderlik” sergiledi.

Türk heyeti de “istekli”ydi. “Çözüm”e katkı koymak için canla başla çalıştı. Medya ile de “sağlıklı iletişim” kurdular. “Ketum” davrandılar… Sorumlu davrandılar… Rum Sözcü’nün açıkladığı kadar bile bilgi vermekten kaçındılar. Sayın Akıncı’nın, toprak kriterlerini konuştuğu sırada “Güzelyurt verilmez” diye manşet atan gazetecilere geçtiği “kıyak” dışında, (uçakta özel söyleşi) kimseye bir “ayrıcalık” tanıdığını söyleyemeyiz.

Şimdi Cenevre ya da başka bir yerde yeniden toplanacaklar. Anastasiades bundan kaçamaz.

Biz, topu karşı sahaya attık bir kere… Bu da ilk kez oluyor… Keyfini çıkarmaya değmez mi?


Bu makale 772 kez okundu.


MAKALEYE YORUM YAZ
YAZARIN ÇOK OKUNULAN MAKALELERİ


DÖVİZ
DOLAR ALIŞ: 2,97 TL SATIŞ: 3,02 TL
STERLIN ALIŞ: 3,91 TL SATIŞ: 3,97 TL
EURO ALIŞ: 3,31 TL SATIŞ: 3,37 TL
KUR HESAPLAYICISI
=
© 2013 GAZETE360.COM - Tüm içerik GAZETE360.com'a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

Baba Bilgisayar