16 Ocak 2017

GAZETE360 YAZARLARI / Hasan KAHVECİOĞLU

Hasan KAHVECİOĞLU

Denktaş’ın mezarı, yokolan yeşil park…



Geçen gün “Cumhuriyet Parkı”nda yürürken, rahmetli Denktaş için inşa edilecek anıt-mezarın üzerine tosladım…

Çok geniş bir alan engellerle kesilmiş, aşağı yukarı yetmiş metre uzunluğunda, elli metre genişliğinde, en az dokuz metre derinlikte dev bir çukur kazılmıştı…

Parkın büyük bir bölümünü kapsayan, yürüyüş yollarına müdahale eden inşaat, Lefkoşa’nın en güzel yeşil alanlarından birinin canına okumuştu…

Dev çukurdan çıkarılan toprak, parkın bir başka bölümüne yığılırken, oradaki zavallı genç çam ağaçları ile harnuplar da, bu toprağın altında kalıyordu…

Toprağa gömülü genç ağaçların can çekişlerini izlerken, çevrede kalan üniversiteli gençlerin, telef edilen ağaçların odunlarını kesip sobada yakmak için taşıdıklarını gördüm…

Lefkoşa’nın göbeğindeki bu “manzara” kimseyi rahatsız etmiyor…

Hele kendilerini “çevreci” sayanlardan “tıs” bile çıkmıyor…

“Cumhuriyet Parkı” Lefkoşa’da, güvenlikle yürüyüş yapılabilecek ender mekânlardan biridir…

Gelen giden siyasetçilerin bu “yeşil alan”a nasıl göz diktiklerini Lefkoşalılar iyi bilirler…

Bir ara buraya “Tıp Fakültesi” inşa edilmesi gündeme gelmişti…

Bölge sakinleri ve çevreye duyarlı yurttaşların tepkisi ve eylemleri sonucu bundan vazgeçildi…

Dr. Gülsen Bozkurt’un Sağlık Bakanlığı döneminde park alanına Türkiye’den getirilen onlarca ağaç dikilmişti…

Park; yıllar içinde bu ağaçlara yenilerinin de eklenmesi ile harika bir görünüm kazandı…

Ancak bu parkın hiçbir zaman bir “sahibi” olmadı…

Lefkoşa ile Gönyeli’nin arasına sıkışmış konumu nedeniyle her iki belediye de parka “uzaktan” bakıyor…

Bir ara, Çevre Dairesi’ne verilmişti, daha sonra bundan da vazgeçildi…

Derken, rahmetli Cumhurbaşkanı Denktaş’ın buraya “gömülmesi” gündeme geldi…

Çok iyi bir düzenleme ile, parkın özüne dokunmadan, buraya bir “anıt mezar” yapılmasının ne zararı olabilirdi ki?

Hassas bir konuydu… Topluma yıllarca hizmet etmiş bir lidere “yakışan” bir anıt-mezarın bu mekânda yer almasına genellikle “ses” çıkarılmadı… 

Rauf Bey’in mezarı neredeyse beş yıldır “para bulunmasını” ve projeye başlanmasını bekledi…

Proje yarışması süreci “sancılı”ydı. Yarışmadan çekilenler oldu. Paranın Türkiye’den gelmesine ilişkin spekülatif haberler yayımlandı. Bir ara ailenin de huzuru kaçtı. Hatta TC’den bir belediye başkanı “Madem paranız yok, izin verin ben gelip yapayım” dedi.

Sonunda ihaleyi açmak “Hayırcı” Serdar Denktaş’ın Maliye Bakanlığı dönemine nasip oldu ve 8 milyon TL.ye yakın bir teklifle ihaleyi kazanan “müteahhit” ilk kazmayı vurdu…

Rauf Denktaş’ı kaybettiğimiz günlerde, ya da proje aşamasında bu konuyu “sağlıklı” biçimde tartışmadık ama yapılan “müsrif”liği düşünmekten de geri kalamıyorum…

O günlerde de yazmıştım…

Böylesine bir “yeşil alan”ı “anıt mezar”a dönüştürmek doğru mu?

Hele Hamitköy tepelerinde kocaman bir başka “anıt mezarımız” varken…

Küçük bir toplumda, yeşil alanları sınırlı bir kentte iki ayrı anıt mezar yapmak “rantabl” mı? Akıl kârı mı?

Yoksa “müsriflik” mi?

Unutmayalım; rahmetli Dr. Küçük’ün anıt mezarını “temizlemekten” bile aciz olduğumuz zamanlar oldu.

O anıtın yürekler acısı durumunu ekrandan izleyip acıma duygusu zedelenen bir “işadamı” ekipleri ile seferber olmuş ve Dr. Küçük’ün anıt mezarını çiçek gibi yaptıktan sonra, fotoğrafı, Türk bayrağı eşliğinde gazetede yer almıştı.

Bana göre, rahmetli Denktaş’ın Cumhuriyet Parkı’na gömülmesi hiç de doğru bir karar değildi…

Ancak kenarından köşesinden tırtıllanan bu parka “TMT anıtı” da yapıldıktan sonra, mezar  ilavesi “doğal” sayıldı…
Böylece, küçük bir kasabada, iki ayrı yerde, iki ayrı dev anıt mezar yapmış olacağız.

İşte asıl “müsrif”lik burada…

Her yıl 13 Ocak’ta bir mezar başında Denktaş’ı anacağız… İki gün sonra da 15 Ocak’ta öteki mezar başında Dr. Küçük’ü…

15 Kasım’larda birinden çık, ötekine git…

Madem ki Cumhuriyet Parkı’nı, yeşil alan olarak koruyamadık; hiç olmazsa, iki toplum liderinin mezarlarını aynı mekâna yerleştirebilirdik…

Hatta, topluma hizmeti geçmiş kişileri de aynı alana alarak “ünlüler mezarlığı” ya da “devlet mezarlığı” modeli yaratabilirdik…

Canına kıydığımız Cumhuriyet Parkı’nda kazılmış dev çukuru gördüğümde, inşa edilecek dev müzenin de “müsriflik” boyutunu düşündüm…

Lefkoşa”nın genel bir müzesi yokken, sadece bir lidere yönelik bir müze oluşturmak şehircilik bakımından ne kadar doğrudur?

Toplumun yakın tarihi ve diğer liderler bakımından ne kadar yerindedir?

Bu söylediklerim; rahmetli Rauf Bey’in değerini ve tarihsel kişiliğini inkâr etme anlamına alınmamalıdır.

Rauf Bey’in her türlü saygıyı hak etmesi başka birşeydir, bizim diğer liderlere de benzeri muamelede bulunmamız ve onları yok saymamamız başka birşeydir.

Aslında “İyi İdare Yasası” bölge sakinlerini, bu dev inşaattan önce toplayıp görüşlerini almayı gerektiriyor.

Ama kimin umurunda…

 


Bu makale 331 kez okundu.


MAKALEYE YORUM YAZ
YAZARIN ÇOK OKUNULAN MAKALELERİ


DÖVİZ
DOLAR ALIŞ: 2,97 TL SATIŞ: 3,02 TL
STERLIN ALIŞ: 3,91 TL SATIŞ: 3,97 TL
EURO ALIŞ: 3,31 TL SATIŞ: 3,37 TL
KUR HESAPLAYICISI
=
© 2013 GAZETE360.COM - Tüm içerik GAZETE360.com'a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

Baba Bilgisayar