18 Ocak 2017

GAZETE360 YAZARLARI / Erol KAYMAK

Erol KAYMAK

Malta’dan Notlar



Malta Uluslararası Havaalanına vardıktan sonra otobüse binildiğinde trafiğin soldan aktığı  hemen fark edilir.

Bu, Malta’nın da bir zamanlar İngiliz sömürgesi olduğuna dair ilk işarettir. Öyle sanıyorum ki,  Maltalılar Kıbrıstaki toplumlara nazaran adalarının İngiliz İmparatorluğunda oynadığı stratejik rol ile daha barışık yaşıyorlar. Meşhur bir Malta deyiminden de anlaşılacağı gibi: “Bütün yabancı uluslar kötüdür ama İngilizler kötünün  iyisidir”.

Bu arada Malta hiç de kötü bir yer değilmiş!... Malta’nın coğrafyası tarıma çok elverişli olmamasına rağmen, Maltalılar ellerindekini iyi kullanmayı öğrenmişler.Taşlı toprağına karşın, her yerde bu şartlara uygun olan yetiştirilen babutsa ağaçlarını görmek mümkündür. Lokantalarda geleneksel yemekleri olan tavşanın yanısıra Cisk birası ve babutsadan yapılan Bajtra likörü ise mutlaka denemeye değer. Peki Malta’nın 50. Bağımsızlık yıldönümü olan 21 Eylül’e denk bu seyahatımızın nedeni neydi?

Adanın iki tarafındaki sivil toplum, iş dünyası ve siyasi parti temsilcilerinden oluşan yaklaşık 50 Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk, katılımcı bir barış sürecinin Kıbrıs Sorunu’nun çözülmesine nasıl katkı sağlayabileceğini görüşmek üzere iki günlük bir çalıştay için Malta’da toplanmışlardı. Bu etkinlik  İngiltere’deki Tüm-Partiler Parlementosu ‘çatışma yönetimi’ grubunun  sekreterliğini de yapmakta olan “Girişimci Barış İnsiyatifi” ENGİ tarafından düzenlendi.

Çalıştayda temsil ettiğim “Sürdürülebilir Barış ve Demokratik Kalkınma Merkezi” (SeeD) adına müzakere sürecinin en erken zamanda, sürdürlebilir bir barış için adadaki halkların katılımını sağlayacak şekilde yeniden tasarlanması gerektiğini belirttim. Aksi takdirde, mevcut süreç Kıbrıs’ın iki tarafındaki sisyasi elitlerin ve dış güçlerin karşılıklı görüş alış-verişinden öteye gidemeyecektir.

Kıbrıs Sorunu konusunda yaptığımız detaylı çalışmalar yanında, dünyanın önde gelen arabulucularının deneyimlerinden de faydalanma fırsatımız oldu. Kuzey İrlanda, Güney Afrika ve Bosna-Hersek’ten gelen tecrübeli müzakereciler  de çalıştaya katılarak bizlerle deneyimlerini paylaştılar. Örneğin, İrlanda-İngiltere arasında süregelen anlaşmazlık süresince birçok kez siyasi ‘‘temelcilik’ görüşlerini savunmasından dolayı hapse girmek zorunda kalan Danny Morrison, zaman içerisinde hem kendisi hem de karşıtlarının maksimalist politikaların toplumlara zarar verici olduğuna kanaat getirerek, zor ve uzun bir süreç sonrasında barışı ve birlikte yaşama yolunu seçtiklerini anlatmıştır.

Eğer böylesine ezeli düşmanlar bile biraraya gelip yeni siyasi oluşumlar yaratabilmişlerse bizim de Kıbrıs’ta bunu başarabilmemiz mümkün olmalı. Peki Kıbrıs’ta gerçekten böylesine bir düşmanlık var mı?

Sanmıyorum. Aksi halde, Malta’da düzenlenen çalıştay molalarında nasıl birlikte kahve içip, ayni masada yemek yiyebilirdik ki? Ancak elbette ki madalyonun bir başka yüzü de var: Yabancılık.  Melesa çalıştay sonrası katılımcılar kendi toplumundan kişilerle sosyalleşmeyi tercih ediyordu. Peki neden?

Bana öyle geliyor ki, Kıbrıs görüşmeleri halkın ihtiyaçlarına göre çözüm üretmek yerine, stratejik siyasi söylemler ve klişelerin tartışma noktası haline geldi. Adada barışın sağlanması için kendini adamış olan insanlar için bile Kıbrıs Sorunu görüşmeleri neredeyse bir ‘rahatlık bölgesi’ne dönüşmüştür.

Kuzey İrlanda örneğiyle kıyaslandığı zaman, Kıbrıs’ın iki tarafında ayrı ayrı yaşayan halkların günlük yaşamda ‘kendi sorunlarını’ konuşmaya pek de fazla ihtiyaç duymadığı görülmektedir. Hatta, federal çözümden  uzaklaşılması durumunda, tarafların B veya C planları ile kendi yollarına gitmeye razı olduklarını söylemek mümkündür.

Malta’daki çalıştay boyunca çözüm paketinin içeği yerine,  sürecin kendisini tartıştık. Ne doğal gaz meselesi ne de Maraş konusu gündeme gelmedi. Dolayısıyla, Kıbrıs Sorunun halen toplum liderlerine emanet olduğunu söylemek mümkün.

Çalıştayın sonunda tüm taraflara hitap edebilecek  eylem planları hazırlandı. Bu noktada, “Chatham House” kuralları gereğince tam olarak nelerin görüşüldüğünü söylemem mümkün değil. Sonuçta ne mi oldu? Malta çalıştayı sonrasında kimilerimiz doğrudan Larnaka’ya uçmuş, kimilerimiz ise İstanbul üzerinden Ercan Havaalanı’na varmıştı.

Bu hâla çoğumuz için sadece ufak tefek bir ayrıntı mıydı acaba?


Bu makale 116481 kez okundu.


MAKALEYE YORUM YAZ
YAZARIN ÇOK OKUNULAN MAKALELERİ

YAZARIN EN ÇOK OKUNULAN MAKALELERİ

DÖVİZ
DOLAR ALIŞ: 2,97 TL SATIŞ: 3,02 TL
STERLIN ALIŞ: 3,91 TL SATIŞ: 3,97 TL
EURO ALIŞ: 3,31 TL SATIŞ: 3,37 TL
KUR HESAPLAYICISI
=
© 2013 GAZETE360.COM - Tüm içerik GAZETE360.com'a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

Baba Bilgisayar