16 Ocak 2017

GAZETE360 YAZARLARI / Bilgehan UÇAK

Bilgehan UÇAK

Şükran Ovalı’ya…



Şükran Hanım, sizi tanımıyorum.

Birkaç ay önce gördüm adınızı ilkin, sonra biraz baktım, dizilerde oynuyormuşsunuz.

Parlak olabilecek bir kariyerin başındaymışsınız.

Bilmiyordum.

Hatta, nedensiz bir şekilde, fotoğrafınız bende ressam olduğunuz çağrışımı yapmıştı.

Artık televizyonu neredeyse hiç açmıyorum desem yeridir, bir zamanlar sıkı bir takipçisi olduğum tartışma programlarını geçtim haberleri dahi dinlemiyorum.

Ama ne kadar kaçmaya çalışırsam çalışayım, size yapılan bu alçak saldırılara kayıtsız kalamıyorum.

Önce, yazarı olmadığınız bir senaryodaki bir repliğiniz yüzünden saldırdılar.

Dikkatlice izledim olanları, köşeye sıkıştırıldınız, kimbilir ne tür baskılar geldi bilmediğimiz.

En sonunda özür dilediniz.

Ne suçlusu ne de sorumlusu olduğunuz bir replik yüzünden size özür dileterek, gelişememiş erkek egolarını tatmin ettiler.

Onlar bunu yaparken, sevdiğiniz adamın, “değmez Şükran,” dediğini düşünüyorum, “bırak istersen.”

Büyük bir aşka kapılmış her erkek gibi sarsak bir heyecan var gözlerinde onun da.

Sizin için öyle bir-iki takıma değil, dünyaya meydan okuyabilir.

Siz ise diziye devam ettiniz, sanıyorum o “parlak” kariyerin böylesi bir kolaycılığa kaybetmesini içinize sindiremediniz.

Bence çok daha iyi oldu böylesi.

Sürü halinde sağa sola saldıran sefillerin her birine boyun eğilse, kıpırdayamaz hale geleceğiz çünkü.

Sakatlıktan sonra, hasta yatağının başında bir fotoğraf çektirmişsiniz.

Yanınızda Fikret Orman var.

İşte o fotoğraf üstüne yapılan hayasız yorumları görüp oturdum yazımasasına.

Hiçbirini tekrar etmeyecek, hiçbirini alıntılamayacağım.

O yorumları yapan sefil sürüsüne, o bir avuç sırtlana karşı yanınızda olduğumu ilan etmem gerektiğini düşünüyorum.

Ulaşamadıkları bir kadını ancak aşağılayarak varolabilen, birine -en az bunlar kadar pespaye bir söz olan- “yenge” deyip size galiz hakaretlerde bulunan yaratıklar, bende sadece iğrenme duygusu uyandırıyor.

Sakatlığa sevinip rakip takımda oynayan futbolcuların kadınlarını “kavgaya” dahil edecek kadar alçalan bir güruh var şu anda karşınızda.

Bu çıyanlara karşı size sabır diliyorum.

Size öğüt vermek haddin değil, ama eğer yapabilirseniz, boşverin hepsini.

Sevdiğiniz adam, sizi çok seviyor.

Topa vururken sizi düşünüyor, antrenmanda koşarken, uyurken, bir filmin en heyecanlı sahnesinde ya da kopan kasın sesini duyduğunda eminim ki aklında hep siz varsınız.

Aşkı, evlilik programlarında arayan bu toplumda, bir yirmibirinci yüzyıl masalına evrilen bir ilişkiyi yürütüyorsunuz.

Üstelik çok zor bir şekilde, herkesin gözü önünde.

Yalnız, ne olursa olsun, pek az insanın başına gelebilecek bir mucizeyi yakaladınız.

En az sevdiğiniz kadar seviliyorsunuz.

Ne yapacağını bilemeyen bir adam, aklı her an sizde, tribünde sadece sizi görüyor gözleri, baktığı tablolarda sizi arıyordur.

Bütün şiirler sizin için yazılmış olsa gerek.

O kadar ne yapacağını bilemiyor ki, havalı bir fotoğrafınızı vücuduna çizdirmiş.

Bunu jest sanıyor, oysa sırılsıklam içine düşülmüş bir aşkın insanın aklını başından aldığını, o anda yapılan herhangi bir şeyde rasyonellik aranamayacağını falan bilmiyorlar.

Şöyle bir atılıp uçuşmaya bırakılmış dağınık saçlarınız ve omuz üstünden bakan bir çift göz besbelli ki içini yakmış.

Ve, bu aşkın asla bitmeyeceğini, hiç silinmeyecek bir şekilde göstermek istemiş.

Dışardan bakan biri için çocukça ama o “sevdiği kadar sevilme” mucizesinin içinde yetişkinlik düşmandır.

Hemen herkesin imreneceği büyük bir aşkı paylaşıyorsunuz.

Eh, bunun bedeli de acımasız olduğu kadar korkunç bir çıyan sürüsüyle mücadele etmekmiş…

Gene de, böylesi bir aşk için değer be bütün dünyayla dövüşmeye.

O yorumları yapanlar, kendi yalnızlıklarının ıstırabında çürüyen bir avuç zavallı aslında, duymaya hasret oldukları enikonu bir çift iyi sözü biri onlara söylese belki de o an bambaşka bir insan oluverecekler.

Komplekslerini örtmek için bir battaniye gibi yazıyorlar onları.

Sizi hiç tanımıyorum; bir tek kare olsun oyunculuğunuzu görmedim, bilmiyorum.

Ama zorbalığın binbir türüne göğüs gererek yaşadığınız aşkı anlıyorum.

Ünlü bir futbolcuyu sevmek gibi büyük bir kabahat işlediniz.

Hayır hayır, birçok erkeğin kendini onun yerine koyduğu ünlü bir futbolcu, hayatın ebemkuşağı renklerini sizde buldu.

Sizden önce renklerini yitirmişti.

Şimdi yeniden doğdu.

Biraz çocukça ve sarsakça hareketler yapması da ondan.

Elinizden geldiğince aldırmayın erkeklere.

Ataerkil bir düzende varolduklarını göstermeye çalışan birer zavallı olduklarını unutmayın onların.

twitter: @bilgehanucak


Bu makale 496 kez okundu.


MAKALEYE YORUM YAZ
YAZARIN ÇOK OKUNULAN MAKALELERİ


DÖVİZ
DOLAR ALIŞ: 2,97 TL SATIŞ: 3,02 TL
STERLIN ALIŞ: 3,91 TL SATIŞ: 3,97 TL
EURO ALIŞ: 3,31 TL SATIŞ: 3,37 TL
KUR HESAPLAYICISI
=
© 2013 GAZETE360.COM - Tüm içerik GAZETE360.com'a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

Baba Bilgisayar