16 Ocak 2017

GAZETE360 YAZARLARI / Aysu BASRİ AKTER

Aysu BASRİ AKTER

Toplumun YÖDAK, YÖDAK'ın Gökçekuş Sorunu




YÖDAK ve icraatları toplumun ortak sorununa dönüştü.

Yıllarca YÖDAK'ın yapısı ve yüksek öğretimi düzenleyici ve denetleyici olmaktan uzak yasal düzenlemesi hep tartışıldı.

Çeşitli öneriler getirildi.

Ancak ne yazık ki, bugüne kadar ne gelmiş geçmiş hükümetlerin ne de Cumhurbaşkanları'nın gündemine girdi, YÖDAK sorunu.

Siyasiler de yüksek öğretim de YÖDAK'ı kendi çıkarları için mevcut haliyle kullandı, kullanmaya devam ediyor.

Şimdi birbirinden farklı sivil toplum örgütleri, YÖDAK'ın yarattığı ve aslında görevi çözmek olan konularla ilgili şikayetlerini sıralıyor.

Ancak bu dönemde konu sadece yasal eksiklik ya da yapısal sorun da değil, doğrudan bir kurumun üzerinden yaratılan ayrı iktidar modeli.

YÖDAK'ın şu andaki Başkanı, yıllarca YDÜ'de Rektör Yardımcılığı yapan, Hüseyin Gökçekuş.

Bazı üniversiteler özellikle YDÜ lehine verdiği subjektif, tek yanlı kararlarından şikayetçi.

Sivil toplum örgütleri muhatap bulamamak ve dikkate alınmamaktan şikayet ediyor.

YÖDAK üyeleri de benzer şikayetlerde bulunuyor.

Ama şikayetlerin ortak noktası, kurum üzerinde günden güne büyüyen YDÜ hakimiyeti.

Toplumun YÖDAK sorunu varken, YÖDAK'ın da Hüseyin Gökçekuş sorunu var. Bu bir gerçek...

***
Eczacılar Birliği, son derece çarpıcı veriler ortaya koyuyor.

1974'den bugüne kadar geçen 41 yılda, 180 eczane açıldığını söylüyor, Birlik Başkanı Ebru Başay. Ancak şu anda önümüzdeki 4 yıl içinde mezun olacaklarla, bu rakamın ikiye katlanacağını anlatıyor.

Üstelik bu çarpıcı verileri ortaya koyarken, bir başka çarpıcı şey daha söylüyor.

Mesleki bir sivil toplum örgütü olarak, ülkede kaç öğrencinin Eczacılık Fakültesi'nde öğrenim gördüğünü YÖDAK'tan öğrenemediğini anlatıyor, Birlik Başkanı.

Dahası Sağlık Bakanı'na da talep edilmesine rağmen bu konuda bilgi verilmediğini...

Tıpkı Sağlık Bakanlığı'nın en temel görevi olan denetimi, YDÜ Hastanesi'nde yapamadığı, engellendiği gibi şimdi de bilgi edinme hakkı engelleniyor.

***

Gücünü başka yerlerden alan ayrı bir cumhuriyet edasında geldi YDÜ, bugünlere.

Türlü skandallar, çeşitli iddialar geldi geçti, tepkiler konuldu ama ne bakan, ne hükümet, ne de toplum dikkate alındı. Her seferinde de YDÜ istediğini, istediği şekilde yaptı.

KTÖS'ün dile getirdiği Sınıf Öğretmenliği Bölümü de böyle bir tartışma. 2003 yılında onaysız şekilde kurulan bölüme öğrenci alındı. Bölüm değiştirmek isteyenler sorun çözülecek diyerek engellendi.

Günün sonunda YDÜ'nün verdiği diploma geçersiz kalınca, mağdur öğrencileri dinleyen de olmadı.

Şikayetçi olan bir kadın öğrenci, asgari ücretle Hastane'de Nükleer Tıp Bölümü'nde istihdam edildi. Hamile olduğunu söyleyince de kürtaj olması teklif edildi. Kabul etmeyince işine son verildi.

Kısa süre önce YDÜ Hastanesi'nde izinsiz ve yasal olmayan şekilde organ nakli yapıldığını söyledi Sağlık Bakanlığı. Tabibler Birliği ve Bakanlık organ ticareti şüphesini dile getirecek bulgular olduğunu iddia etti. Ama Sağlık Bakanlığı bu iddiaları araştırmak için Hastane'ye giremedi.

YDÜ bu konuyla ilgili tatmin edici hiçbir tavır ortaya koymadı. Sonunda konu kapandı.

***

Burada gördüğünüz belge, YÖDAK'ta işlerin nasıl yürüdüğüne dair önemli bir örnek.

YDÜ'nün GAÜ ile uzun süren devam eden ama nedense sonuç elde edilemeyen isim hakkı kavgasıyla Girne'de açtığı Girne Üniversitesi'nin yeni fakülteleri için izin başvurusu var.

YÖDAK'ın 3 üyesi bu karara onay vermezken, Hüseyin Gökçekuş, kararın "oybirliği" ile alındığını açıklıyor.

Daha ileri iddialar, YÖDAK üyelerinin telefonlarını YDÜ İnnovasyon Merkezi üzerinden dinlemekle tehdit ettiği yönünde.

Bu iddialar çok önemli ve çözülmeye muhtaç iddialar. Ancak medyadan siyaset ilişkilerine kadar  YDÜ'nün geliştirdiği geniş yakınlık, bütün bunların etkin şekilde tartışılmasını imkansız kılıyor.

YDÜ her zaman olduğu gibi gündeme ne gelirse gelsin susuyor. Bunu gündeme getiren de bir süre sonra söylediğiyle kalıyor.

***

Bu ülkede yüksek öğretim her geçen gün kan kaybediyor.Kalite düşürüyor. Çünkü bu alanda ticari kaygı  her geçen gün büyüyor. Üniversiteler kendi öğretim üyelerinin maddi manevi temel haklarını karşılamazken, görkemli binalar dikmeye ve daha fazla öğrenci alıp büyümeye devam ediyor.

Ama kaliteye tek kuruşluk yatırım yapılmıyor.

Bugün şapkamızı önümüze koyup kabul edelim ki, Güney Kıbrıs ile üniversite sayısı açısından dağlar kadar farkımız olmasına rağmen, eğitim kalitesi ve saygınlık açısından o dağlardan da büyük farklarımız var.

Bugün üniversiteler, ne toplumsal sorunlar karşısında, ne de genel bilim üretimi bağlamında bir ehliyete sahip. Sadece öğrenci alıyor ve makul bir sürede bu öğrenciyi mezun ediyor.

O zaman birşeyleri yanlış yaptığımızın farkına varmamız gerekiyor.

Barolar Birliği, yıllardır çok sayıda hukuk mezunu verildiğinden, dahası kalitesiz ya da eksik eğitim alındığından şikayet ediyor.

Eczacılar Birliği benzer şikayetleri dile getiriyor. Diş Tabibleri de öyle...

Yüksek öğretimin sadece eğitim kalitesinde değil, tepeden tırnağa ele alınıp düzenlenmesi gerekiyor. Ciddi enflasyon yaşanan alanlara kontenjan ayrılmaması yeni alanlar yaratılması, yapılması gereken en acil işlerden.

Ama en başta YÖDAK ve Başkanıyla ilgili dile gelen iddialar açıklığa kavuşturulmalı. Cumhurbaşkanı Akıncı'ya bu konuda son derece önemli bir görev düşüyor. YÖDAK'ta bir değişim şart.

YÖDAK kısa sürede özerkleştirilmeli ve kendi bütçesine kavuşmalı.

Üyelerin üniversitelerle ilişkisi kesilip profesyonelleşmeli. Bunun için rahatlıkla kaynak yaratılabilir. Bu kadar büyük bir sektörden her yıl toplanacak gelirler bir bütçe oluşturabilir.

Bunun örnekleri mevcut, Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok.

Ama bunun acil yapılması şart.


Bu makale 4773 kez okundu.


MAKALEYE YORUM YAZ
YAZARIN ÇOK OKUNULAN MAKALELERİ


DÖVİZ
DOLAR ALIŞ: 2,97 TL SATIŞ: 3,02 TL
STERLIN ALIŞ: 3,91 TL SATIŞ: 3,97 TL
EURO ALIŞ: 3,31 TL SATIŞ: 3,37 TL
KUR HESAPLAYICISI
=
© 2013 GAZETE360.COM - Tüm içerik GAZETE360.com'a aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz.

Baba Bilgisayar