44 yıllık hikaye

44 yıllık hikaye
Haber İçi Üst 745×140

Anderson’dan Masallar’dan hallice bir hikâye, 44 senedir dinletiliyor bu topraklarda.  44 yıl sonra Kıbrıstürklerinin düştüğü durum içler acısı ve gittikçe daha da kötü olacak.  Ekonomik gelişmeler ortada.  Artık yediğinizden, içtiğinizden kısmanız gerekiyor.  Artık çocuğunuza yaptığınız yatırımlardan kısmanız gerekiyor.  Para, TL cinsinden olduğuna göre ve bu doların yılbaşına kadar takriben 7 tl’ye çıkabileceğini öngörmek çok da zor değil.  Kendi merkez bankası başkanını atayamayan, ‘anavatan’a patates satamayan, küçük veya büyük sanayide bir atılım yapamayan, portakal -badem bahçeleri sadece iç piyasaya dönük olan bir ekonomi nereye kadar dayanabilir?  Belki Türkiye bilmez ama Kıbrıs’ın patatesi dünyada bir numaradır.  Hoş, Kıbrıs’ı Karadeniz’de bir ilçe zannedenler varken patatesi sormaya ne gerek var?  Yabancı yatırımcının adaya geleceği yok.  Yabancı yatırımcı, siyaseti dingin toprakları tercih eder.  Dinginlik ve Kuzey Kıbrıs biraz oksimoron oluyor tabi.  Varsın, ama tanınmıyorsun.  Asker her yerde.  Başka ülkelerin taahhül bile edemeyeceği şekilde asker, hayatın içinde.  Yarın ne olur, belli değil.  Amerika’dan yazılan bir tweet ile fırlayan TL, bütün popülist cevaplara karşı inmeyen kurlar, herkesin belini büküyor.  Ve zaten bir para birimi tweetlerle dalgalanıyorsa, orada ekonomi çoktan batmıştır.

 

Yabancı yatırımcı gelmiyor ama yabancı ‘başka şeyler’ geliyor adaya.  Paris Hilton geldi mesela.  Bir abuk kadın, sanatçı değil, bilim insanı değil, soyadından başka neyi var, bilemiyorum.  Bu tipler gelmese daha iyi bence.  Zaten ‘nereye geldiğini de haritada göster!’ desen, bilemeyecek.  Ben, bunu daha öncede yazdım.  Tanıtım dediğin saygın insanla olur.  Kendi saygın insanını yetiştireceksin, insanlığa bir katkısı olacak.  Bu adada veya kuzeyde yetenek kıtlığı mı var?  Tabi ki yok.  Mesele o yeteneklerin keşfedilmesi ve onlara yatırım yapılması.  Zaten sorumlu vatandaş, memleketini seven vatandaş otomatikman bir sembol olur.  50 üniversite açmakla olmuyor bu işler.  Elalemin Paris Hilton’u ile tanıtım olmaz.  Zaten ona gelene kadar başka bir sürü insan geldi de ne oldu?  Bu tip işler ticari işlerdir.  Otel parayı bastırır, tanıtımını yapar, sen sağ ben selamet.  Bu kadar yani…  Ülkeye bir katkısı olmaz.  Zaten otellerin Kuzey Kıbrıs’a getirisi nedir, biz bunu sorgulamıyor muyuz?  Başka ülke vatandaşları araziyi kapıyor, vergi yok, dik binayı, sahilleri işgal et, ahaliyi rahatsız et, sokakta uyuşturucu, otel odalarında zavallı ölü seks işçileri…..Ekonomi derken bunlara da bir göz atmak lazım.  Çalıştaylar yapıldı, sonra ses yok.

 

Hükümet atmak istediği kararlarda ciddi olabilir.  Ben ciddi olduklarına da inanıyorum.  Fakat 44 yılda bir arpa boyu neden ilerlenmiyor?  44 yılda abuk bir meşhur kadın geldi diye sevinecek kadar ‘zavallı’ olmuşsa insanlar, neden bir geçmişe dönüp bakmıyoruz?  Denktaş Bey’in mirası KKTC, Paris Hilton ile havalanıp; kendi bakanının Rum tarafından uçağa binmesiyle iniş yapıyor.

 

Bir de o mesele var tabi.  İncir çekirdeğini doldurmaz ama Kuzey Kıbrıs siyasetini dolduruyor işte.  Benim anladığım kadarı ile Sayın Bakan Zeki Çeler klasik manada bir siyasetçi değil.  Parasını devlete ödeterek Bahamalara tatile gitmedi.  (Galiba da hata yaptı.)  Hatta ve hatta bilerek veya bilmeyerek bir Kıbrıstürkünün gerçeğini deşifre etti.  Şimdi işte konuşuyoruz, Baf’tan mı uçacaksın, Ercan’dan mı uçacaksın?  Eğer bir insan zaman kaybı istemediği için, daha az masraf edeceği için, Baf’tan uçabiliryorsa, uçacak tabi.  44 senedir, Kuzey Kıbrıs hala tanınmıyorsa, an itibariyle kendi halkı için fiyatları normal bir havayolu hala yoksa, KIBRISLI ülkesinin istediği yerinden uçar.  KKTC’de bir bakan olmak, Kıbrıs’ın güneyini bir kalemde silip atmaya yeter mi?  KKTC’de bir bakan olmak, aynı zamanda vatandaşı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’ni her hal ve şartta reddi mi gerektirir?  Ercan’dan uçunuz diyenlerin, gık demeye hakkı yoktur çünkü onlar da aynı şeyi farklı yollarla yapıyorlar.  Duruma göre TC pasaportu, duruma göre AB pasaportu kullanıyorsan, hastaneye giderken güney/kuzey ayrımı yapıyorsan, İngiltere’ye kendin veya çocuğunu öğrenci olarak gönderirken Commonwealth imkanlarını kullanıyorsan (ki o da Kıbrıs Cumnuriyeti vatandaşlarına tanınır) ve / veya herhangi bir şekilde o havaalanını kullanma dediğin ülkenin yani Kıbrıs Cumhuriyeti’nin pasaportu için elli takla atıyorsan, SUSACAKSIN.  İkiyüzlülük Zeki Çeler’de değil.  İkiyüzlülük Bakan’ın şahsi bir tercihini abuk bir milliyetçi görünümle hakir görmeye çalışmak.  İşte belki Kıbrıslı olamamak böyle bir şey….ne acı!  Zeki Çeler bir bakan olarak bu gerçeği yansıtmıştır, durumun vehametini gözler önüne sermiştir.  44 senenin sonunda, KKTC bu kadar aciz ise, bakanı da, başbakanı da vatandaşı da gider Kıbrıs Cumhuriyetine, her işini de halleder.  Olmayan şeylerin iddiasını inadına inadına yapmak yanlıştır.  Esas mesele neden ve nasıl bu duruma geldik sorusunu cevaplayıp, ki çoğumuz da cevabı biliyoruz; hızla süregelen arafta kalmışlık durumunu değiştirmektir.

 

Dipnot: Bu arada Türkiye’nin milli takımı ile Kıbrıs Cumhuriyeti milli takımı (bazı Türkiye kaynaklarında özellikle Rum Milli Takımı denir!) maç yapacakmış.  Takip edin bakalım kim, nereye, nasıl, hangi resmi kağıtlarla teşrif ediyorlar?

 

 

Haber İçi Orta 745×140

Benzer yazılar

Haber İçi Alt 745×140