4 Temmuz tutanağı kayıp ama “kırmızı çizgi”

0
102
Rum Basınındaki 1 Nisan Şakaları

Rum basını tarafından “kayıp” olarak nitelendirilen 4 Temmuz 2017 tutanağı, gündemdekini yerini korumayı sürdürüyor.

Fileleftheros gazetesi “Bir Kırmızı Çizgi Daha- Müzakerelerin Devamı 4 Temmuz Tutanağından da Etkileniyor” başlıklarıyla manşete çektiği haberinde, tartışmalı 4 Temmuz tutanağının, Kıbrıs sorunuyla ilgili müzakerelerin devamına yönelik ekstra bir kırmızı çizgi daha yarattığının görüldüğünü yazdı.

Rum kesiminin, son dönemde her yöne, meselenin en kısa zamanda açıklığa kavuşması gerektiğini ileterek, gerek referans şartlarının hazırlanması, gerekse de müzakerelerin yeniden başlaması açısından ortaya çıkan problemlere işaret ettiği ifade edildi.

Rum kesiminin son 15 gün içerisinde “kayıp 4 Temmuz tutanağı” konusunun netleşmesi için çabalarını yoğunlaştırdığını yazan gazete, Rum kesiminin bugüne kadar elde ettiği bilgilerin “en nihayetinde tutanak olabileceğini ve yalnızca Jane Holl Lute’a verilmemiş olabileceğini gösterdiğini” iletti.

Teyit edilmesi halinde bunun ilave endişeleri gündeme getiren bir gelişme olduğu, çünkü kamuoyuna, geçerli olanın ilk kez 30 Haziran 2017 tarihinde ortaya çıkan çerçeve olduğunun sindirilmeye çalışıldığı belirtildi.

Haberde, Rum kesimi ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis açısından “(kendisinin de BM’ye vurguladığı üzere) garantiler sisteminin yerine başka bir şey konması, işgal ordusunun çekilmesi ve toprakla ilgili Omorfo (Güzelyurt) konusuna ilişkin parametrelerin dahil edilmesinin, müzakerenin başlaması için olmazsa olmaz olduğu” da ifade edildi.

Gazete “Espen Barth Eide’nin notlarıyla kayda geçirilen çerçeve ve BM arabulucusu tarafından bunun ardından sözlü iletilen izahatlar arasında çok önemli farklılıklar olduğunu” da iddia etti ve haberinde bu farklara da yer verdi.

Rum kesiminin tezine göre “temel farklılıklar netleştikçe, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın neden Guterres çerçevesini stratejik anlaşma olarak imzalamaya hazır olduğunu söylediği ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e de bu yönde çağrıda bulunduğunun anlaşıldığı” da ileri sürüldü.

Rum hükümet çevrelerinin, “Akıncı’nın; Eide’nin izahatların öncesindeki gayri resmi belgesini kastettiğini ve bu durumun da, Kıbrıs Türk liderinin garantilerin kaldırılması, işgal ordusunun tamamen çekilmesi ve Omorfo’nun (Güzelyurt) da iadesini öngörmeyecek stratejik bir anlaşmaya varmaya hazır olduğunu gösterdiğini” belirttiklerini iddialarına ekledi.

Gazete iç sayfadan ise haberine “Kaybolmamış da Olabilir… Lefkoşa 4 Temmuz Tutanağının Var Olduğunu Düşünüyor ve BM’den Bunu Göstermesini Bekliyor- Mesele Netlik Kazanmadan Müzakereler Devam Edemez” başlıklarıyla yer verdi.

Gazete, BM Genel Sekreteri tarafından 4 Temmuz’da verilen izahatlarla müzakere olabileceğini, fakat Eide’nin 30 Haziran’daki “notlarıyla”, yeni bir tur müzakerenin çözüme yol açmasına dair herhangi bir olanak bulunmadığını ekledi.

“EIDE DE TUNATAĞIN İÇERİĞİNİ VE NEREDE OLDUĞUNU BİLMİYOR”

Alithia gazetesi ise, Anastasiadis’in dün Politis gazetesine verdiği demece yer verdiği haberinde, Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis ile BM Genel Sekreterinin eski Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin Münih’te yaptıkları ve 4 Temmuz tutanağının gündeme geldiği görüşmeyle ilgili bir habere yer verdi.

Dün akşam yayımlandığı üzere, Hristodulidis’in 4 Temmuz tutanakları konusunu Eide’nin gündemine getirdiği, Eide’nin ise tutanağın içeriğini ve nerede olduğunu bilmediğini belirttiğini ileten gazete, öte yandan Eide’nin 4 Temmuz görüşmesinin yapıldığını teyit ettiği ve tutanaklar konusunda ise BM teknokratlarına gönderme yaptığını aktardı.

Haravgi gazetesi ise “Müzakerelerin Başlamaması İçin Bahaneler” başlıklı manşet haberinde, müzakerelerin başlaması hazırlıklarına ilişkin “kum saati dolarken”, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in ise uluslararası topluma, müzakerelerin Guterres çerçevesi temelinde devam etmemesine dair bahaneler aradığı mesajını göndermekte olduğunu yazdı.

Anastasiadis’in 4 Temmuz tutanağında ısrar ettiğini yazan gazete, Rum liderin yetkileri ise üç “tek’le” (tek uluslararası temsiliyet, tek egemenlik ve tek vatandaşlık) karıştırdığını ifade etti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, müzakerelerin yeniden başlaması çabalarında ilerleme olsun veya olmasın, BM Güvenlik Konseyi tarafından, Kıbrıs sorunundaki iyi niyet misyonuyla ilgili olarak 15 Nisan’da bir rapor sunmakla görevlendirildiğini kaydeden gazete, bundan ötürü bu zamana kadar Rum kesiminin bir yıldan beridir bahsettiği hazırlıkların aynı zamanda Lute’un misyonuyla ilgili manzaranın da netleşmesi gerektiğine işaret etti.

BM için, liderlerin yapacağı görüşme ile BM Güvenlik Konseyi’ne sunulacak raporun iki dönüm noktası olduğunu da kaydeden gazete, New York’ta ise BM’nin bir sonraki harekete ilişkin herhangi bir belirti bulunmadığı, çünkü liderlerin görüşmesinin sonucunun beklendiğini ekledi.

PARTİLERDEN ANASTASİADİS’İN SÖYLEŞİSİNE TEPKİ

Güney Kıbrıs’taki AKEL partisi ise Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in söyleşisini yorumladığı açıklamasında, Anastasiadis’in yanlış mesajlar verdiğini savundu.

Fileleftheros gazetesine göre AKEL açıklamasında, Anastasiadis’in, şartların ve olguların gerektirdiği üzere, ikna edici ve net yanıtlar vermek yerine, soru işaretleri yarattığını ve gerek Kıbrıs içinde gerekse Kıbrıs dışında, Rum kesiminin Kıbrıs sorununa ilişkin politikası ve niyetleri konusunda yanlış mesajlar verdiğini ifade etti.

Anastasiadis’in iki kesimli, iki toplumlu federasyon çözümünün haricinde de tartışmaya hazır olduğunu teyit ettiğini belirten AKEL, Anastasiadis’in “çıkmaz durumunda düşünmemiz gerekir” şeklindeki ifadesinin başka türlü yorumlanamayacağını kaydetti.

Öte yandan AKEL, Anastasiadis’in 4 Temmuz tutanaklarındaki ısrarının, uluslararası topluma sürekli olarak müzakerelerin Guterres çerçevesi temelinde başlamasına dair bahaneler aradığı mesajı gönderdiğini ve BM Genel Sekreteri’nin Crans-Montana konferansı sırasında, kendisinin müzakere için belirlediği konularda ne kastettiğine dair izahatlar verdiği andan itibaren, çerçevenin tarihiyle ilgili tartışmanın gereksiz olduğunu belirtti.

AKEL, Anastasiadis’in bir kez daha “desantralize federasyonla” ne demek istediği sorusuna yanıt vermediğini de ekledi.

Öte yandan, Haravgi gazetesine göre ise AKEL açıklamasında ayrıca, yetkiler ve desantralize federasyonla ilgili tartışmaya “tek egemenlik, tek vatandaşlık ve tek uluslararası temsiliyet” konusunun dahil edilmesinin tehlikeli olduğuna işaret ederek, bunların yetki teşkil etmediklerini ve tartışılamaz özellikler olduklarına işaret etti.

Ekologlar Hareketi Başkanı Yorgos Perdikis ise açıklamasında, Anastasiadis’in “Türklerin ve belki de bizzat Guterres’in kendisinin, çerçeve ve parametrelerine artık çok da önem vermediklerini anlamak istemediğini” ifade ederken, Dayanışma Hareketi ise açıklamasında “Anastasiadis’in, desantralize federasyon ve 4 Temmuz tutanaklarıyla ilgili açıklamalarının, kabul edilemez şeylerin haklı gösterilmesi çabasını teşkil ettiğini”, bunun ise zayıflık olduğunu ekledi.

Gazete Anastasiadis’in dün Politis’e verdiği demecine yer verdiği haberini ise “Başkan Devletin Özellikleriyle Yetkilerini Karıştırdı” başlığıyla aktardı.