23 Nisan ve EGEMENLİK

0
159

Bugün Türkiye’de, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlanıyor.  Atatürk ilkelerinin yılmaz bekçileri olan ve Atatürk İlke ve İnkılaplarını herhangi bir devlet baskısı olmadan kendi rızalarıyla içselleştiren Kıbrıslı Türkler de bu bayramı kutluyor.

 

Çocuklarımız en değerli varlıklarımızdır.  Herkes çocuğunun kendinden iyi bir yaşam sürmesini ister, bunun için elinden geleni yapar.  Bu sebepledir ki okullarda verilen eğitim ve aşılanan ideoloji, onların, gelecekteki adımlarını ve düşünce sistemlerini belirler ve etkiler.  Hiçbir canlıya hiçbir ön yargısı olmadan en saf ve temiz duyguları besleyen çocuklar, büyüdükçe şekil alırlar.  Hamur yoğurur gibi okullarda yoğrulan çocuklar, bir akımın temsilcisi olurlar.  Aile ve arkadaşlar bir yere kadar etkili olur ama okulda verilen, öğretilen her bir kelime sistematik olarak beyinlerde koşullanma ve algıların oluşmasını sağlar.  Bütün toplumlar için geçerli olan bu durum, Kıbrıs Türk Cemaati’nde bugün her şeyden daha önemlidir.

 

Bu adanın yerli ve yerleşik halkının bir kısmının bilincinde olamadığı şey, özellikle 1974’den itibaren, ‘Kıbrıslılık’ kökeninin aynı zamanda ‘Türklük’ kimliği kadar önemli olduğudur.  Belki de kimlik kelimesi yüzyıllar sonra bir anlam dahi ifade etmeyebilir ama bugün genel olarak toplum için önemlidir.  Doğal olarak devlet tarafından verilen eğitimde 1974 sonrası ‘sil baştan’ bir tarih eğitimi takip edilmiştir.   Savaş halini kanıksamış, normalleştirmiş, dünyaya açılmamayı, açılamamayı düğüm olmuş bir ‘Kıbrıs Meselesi’ ile rasyonalize eden liderlik, kendilerinden sonra gelecek olan çocukları aynı mantalite ile yetiştirmiştir.  Fakat tıpkı Soğuk Savaş gibi jenerasyonlar geldikçe, o üzerinde dehşet ve titizlikle durulan kavgalar eskiyor.  Soğuk Savaş’ın Detant dönemi böyle oluştu.  Kıbrıslılık da böyle oluşuyor ve oluşacak.

 

Bu yeni jenerasyonların egemenlik nosyonuna bakışı nasıl olacak, bugün belirleniyor.  Türkiye’de egemenlik nosyonu milletten bu okullaşma ile gasp edildi.  Farkında olmadan kendilerine çok doğal gelen bir şekilde, padişahtan alınan egemenlik, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra (veya savaş esnasında hatta) hem Amerika’ya geçti hem de kökü kazınamamış cemaat ve uyduruktan ‘hoca’ların sirayet ettiği partiler ile dinci grupların eline geçti.  80 darbesiyle iyice yeşeren, ılımlı İslam’a yönlendirilen siyasi erk bugüne değin egemenliği geri alamamıştır veya almamıştır.  Onlar da bu rüzgâra kapılmış, bu rüzgârdan nemalanmışlardır.

 

Egemenlik, dışarıda devletten üstün bir kurumu, içeride is devlete eş/eşit bir kurumu reddeder.  Türkiye’de devlet içinde devlet haline gelen bir zamanların Fettullah Gülen Hazretleri diye bilinen yapısı polis, asker, hâkim, savcı, doktor, mühendis ve en önemlisi gene ‘öğretmenlere’ kadar girmişti.  O zamanlar pek makbuldü ‘Hoca Hazretleri’.  İktidar kavgası AKP ile Hoca’nın arasını açınca, resmi devlete kimin sahip olacağı kavgasına tutuşunca, kavga çıktı, şimdi Hoca oldu Terörist Başı.  Bu iş daha çok gider çünkü okullarda eksiklik var. Atatürk’ten sapan, sapkınlığa saplanır.

 

Kıbrıslı Türklerin egemenlikleri incecik bir iplik olarak asılı duruyor.  Egemenliğin, Türkiye tarafından tatbik edildiğini biliyoruz.  Bağımlı olduğumuzu biliyoruz.  KKTC deseniz de uluslararası ortamda sizden üstün bir devletin varlığını, size sahip bir devletin varlığını kabul ediyorsanız, KKTC demeyiniz.  Direk ‘bağlanalım’ deyin, daha dürüst olursunuz.  Siyasi eşitlik ve dönüşümlü başkanlık Kıbrıs Cumhuriyeti açısından ve Kıbrıslı Türkler açısından büyük bir kazançtır.  Eğer Türkiye müdahil olmasa, Kıbrıs Türk yönetimi daha hızlı ve daha  kendi yararına karar alabilirdi.  Her zaman Türkiye’nin çıkarlarının öne geçtiği gaz meselesi, Kıbrıs meselesi, Kıbrıslı Türklerin egemenliğini de geleceğini de tehdit ediyor.  Türkiye de esasında uluslararası hukuka uysa, başka ülkeler ile saygılı ve saygın şekilde hareket etse; kendine iyilik yapar.  Atatürk’ün muasır medeniyet seviyesinden uzaklaşmak adeta devlet politikası olmuş iken, siz diyorsunuz ki ‘bizim egemenliğimiz de sizindir, buyurun kullanın’.

 

Çocuklarla resim çektirmek ile 23 Nisan kutlanmaz.  Egemenlik varsa kutlu olsun 23 Nisan.  Büyük resmi görün. Kutlu Olsun Bayramı’mız çünkü biz Atatürk’ün çocuklarıyız.