2013-2015 Ekonomik Programı’nda Sona Gelirken

0
31

TC Yardım Heyeti’nin 2014 yılı değerlendirme raporunda ilginç bir tespit gözüme çarptı. Bütçe dengesi (3) tanımından hareket ederek, KKTC’de genişletici maliye politikası uygulandığından söz ediliyor.

Yorum oldukça ilginç, çünkü KKTC kesimler ekonomik program uygulaması boyunca sıkı maliye politikası uygulamasından şikayet ederken, uygulamanın genişletici olduğu vurgusu, ekonomiyi yaşayanlarla yorumlayanlar arasında farklılık ortaya koyuyor.

Bütçe dengesi (3), KKTC’nin yerel gelirleri ile tüm bütçe giderlerini karşılaması anlamını taşıyor. Bir ekonomi için doğru olan da bu dengedir. KKTC’de bütçe dengesi (3), sürekli açık veriyor, açık rakamı son yıllarda 900 milyon TL üzerinde seyrediyor. Bütçe açık verdiği için de genişletici maliye politikası uygulandığı yorumu yapılıyor.

Konu yorum teknik olarak doğru olsa dahi, zaten yerel gelirleri ile yerel giderlerini dahi karşılayamayan KKTC ekonomisinde, politikaların genişletici mi daraltıcı mı olduğunu, bütçedeki reel büyüme oranına bakmak daha doğru olacaktır.

2015 bütçesinin kapanış rakamı henüz bilenmemekle birlikte, bütçede , 2013 yılında %10, 2014 yılında %11.5 ve 2015 yılında hedefe göre kapanması halinde %12.5 nominal artış olduğu görülmektedir. Ekonomik program dönemi boyunca, 2013 yılı harici son iki yılda gerçekleşen ve gerçekleşmesi beklenen enflasyon oranının üzerinde bütçe harcamaları en azından sıkı maliye politikasının uygulanmadığını ortaya koymaktadır.
O zaman kamuoyunda bu kadar şikayetin nedeni ne olabilir?

Birincisi, ekonominin şikayetleri sona erdirecek oranda büyümüyor olması, bir diğeri de ekonomide var olan sızıntılar nedeniyle,  harcamaların çarşıya yeteri kadar yansımaması olarak değerlendirmek gerekiyor.

Bu yıl sonunda 2016-2018 ekonomik programı yapılacak, sanırım bu konuda hazırlıklar başlamıştır. Bütçe’nin benzer seyri izlemesi sağlanarak, hazırlanacak programda hem sızıntıları asgariye indirecek, hem de ekonomik yapıyı güçlendirecek reformların artık yapılmasına başlanması gerekiyor.

Reformlar kamu çalışma verimliliği sağlayacak, sosyal güvenlik sistemini sürdürebilir kılacak, yerel yönetimlere mali etkinlik sağlayacak, kamu iç borcunu azaltacak ve bütçe disiplinin sürdürecek içerikte olmalıdır.

Mevcut hükümetin bir yarısı ile TC yetkililerinin en temek farklılığı KIBTEK, Su, Telefon hizmetleri ve Deniz Limanları özelleştirilmesi konularında kendini göstermektedir. TC yetkilileri, mevcut programın başarısızlığını ortaya koyarken sürekli özelleştirme konularını atıf yapmaktadır. Kamu yönetimindeki  hizmetlerde iyileştirme baki olmakla birlikte, program uygulamasının temel zayıflığı özelleştirmeler değil, yukarıda saydığım aksayan reformlardır. Bunun yanında, üzerine pek kafa yorulmayan rekabet gücünü artıracak mikro reformlar da göz ardı edilmemelidir.

Göreve başlayalı kamuoyuna varlığını pek hissettirmeyen hükümetin, yeni programı hazırlarken makro ve mikro reformları öne çıkarması, bunun yanında özelleştirme ile ilgili duruşunu, özelleştirilmelerini koşul olarak görmekte olan TC Yetkililerine, bu kurumlarda sağlanacak iyileştirme paketi ile anlatabilmesi önem kazanmaktadır.

2001 yılından beri seri olarak hazırlanan ekonomik programları, uygulamadan es geçiyor, sonra da zayıf ekonomik yapıdan şikayet ediyoruz. Güçlü ekonomik yapı için reformlar şart, hükümetin buna inanması, halkı inandırması ve en önemlisi sırasıyla reformları gerçekleştirmesi gerekiyor. Bakalım  bu kez olacak mı?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here